Rega Brio R Bölüm II

Albümde aranjmanlarda caz tarihine mal olmuş bir isim dikkat çekiyor Gil Evans. Ancak Gil Evans ve kayıt için oluşturulan orkestra her şarkıda karşımıza çıkmıyor ve Burell’a solo gitarla bol bol dinleme fırsatımız var. Albümde beş şarkı tam anlamıyla orkestrayı dinleyebileceğimiz şekilde düzenlenmiş Üç şarkı daha küçük formasyonlara göre düzenlenmiş. Ancak orkestrasyon öyle bir ayarlanmış ki, Burell’in gitarı hemen her an tüm ayrıntısıyla duyuluyor. Orkestra da çok ilginç isimler var. Davulda Elvin Jones’tan saksafonlarda Steve Lacy ve Lee Konitz’e kadar. Tam listeyi paylaşmayayım, isimlere merak edip baktığınızda gözlerinizin yuvalarından fırlayacağına eminim.. Albümün kaydı neredeyse mükemmele yarın. Derinlik ve ayrıntı en basit pikapta bile dikkat çekiyor ki, iyi pikapları ve müzik setleri olan okuyucularımız bu plağa bayılacaklardır. Tam anlamıyla birinci sınıf olarak nitelendirebilirim. Müzik için söylenebilecek bir şey zaten yok, bir yanıyla blues’a oradan flamenko’ya ve büyük orkestra caz müziğine kadar büyük bir yolculuk bekliyor müzikseverleri. Sistem testi yaparken harika müzik dinlemek için harika bir fırsat. Ortaya çıkan sonuç şaşırtıcı. Giriş seviyesi bir pikap olmasına rağmen notlar oda içerisinde havalarda uçuşuyor. Gitar tonları harika ve detaylar tane tane fark ediliyor.

Rega Brio’yu ana sistemime bağlamanın zamanı geldi artık. Rega’yı son bir yıldır kullanmakta olduğum hoparlörlere bağladım. Bu hoparlörler, tüpler konusunda engin bilgisi ile tanınan Koray Kural tarafından üretilmiş. Kendisinin bana hediyesi. Aslında bir ara bunun hikayesini sizlere anlatmam lazım. Pikap olarak Michell Gyrodec, kol SME Series V, iğnemiz ise Denon DL-103. Bu teste CD çalar olarak oldukça modifikasyon görmüş eski bir Sony CD çalar kullanacağım. Bu arada yakında bir CD çalar upgrade’i yapmayı planlıyorum. Sistemin ara bağlantı kabloları geçen haftalarda incelediğim Silverfi, diğer kablolar ise DIY. Uzun lafın kısası Verdier Triode Spirit 2A3 amplimi kaldırıp yerine Rega Brio R’yi taktım. Sistemdeki diğer her şey aynı, uzun senelerdir olduğu gibi :)

Daha ilk anda fark ettiğim şey, sahne yerli yerinde duruyor. Odayı kaplayan ses gayet keyifli. Yeniden “Guitar Forms” albümüne geri geleyim. Pikabın iyileşmesinin doğal bir sonucu olarak detay seviyesi fersah fersah artmış durumda ve Rega bu detay seviyesinde hiçbir sıkıntı olmadan hoparlörleri büyük bir rahatlıkla sürüyor. Tonlar olması gerektiği gibi. Uzun senelerdir tüplü ampliler kullanmaya alışmış bir insan olduğum için rahatsız edici bir tonlama yok. Burada hemen bir not düşeyim. 45, 2A3 veya 300B gibi tüplerin kendilerine özgü bir sesi vardır. Bu tüplere alışınca keskin ve sert sesler insanı rahatsız etmeye başlıyor. Bu arada her tüpün bu tanıma uymadığını göz önüne almayı unutmayın.

Masa üstü sistemimde olduğu gibi yine müziğin bir kısmının ortaya çıkması ve bir kısmının geri planda kalması gibi bir durum söz konusu değil. Bu çok önemli bir nokta benim için. İlk bakışta özellikle yoğun bas insanın hoşuna gitse de, uzun süreli dinlemelerde beni çok yoruyor. Bu yüzden bir sistemin bir kaydı aslına mümkün olduğunca yakın çalması çok önemli. Bir kayıtta bas frekanslar sözgelimi daha geri planda ise, sistem o kaydı öyle çalmalı. Rega Brio R tam anlamı ile bunu yapıyor.

Yes’in Fragile albümüne bir bakış atalım. 1971 ila 1974 arasındaki dönem Yes topluluğunun altın çağı sayılabilir. Bu dönemde Fragile, Close to the Edge ve Topographic Oceans albümleri yayınlanmıştır. Benim için Yes’in en iyi albümü “Close to the Edge”dir ancak Fragile için yapılan Analogue Production plak baskısı tüm Yes diskografisindeki en iyi baskıdır. Progressive rock dinleyicilerinin özellikle de Yes severlerin mutlaka edinmelerini tavsiye ederim. İlk baskıya bakarak mukayese etme fırsatı bulduğum bu baskı her açıdan mükemmel. Daha ilk şarkıyı düşünün; “Roundabout” Bill Bruford’un davul bölümlerini, Steve Howe’un akustik gitar bölümlerini ve Chris Squire’ın baslarını. Şarkının başındaki derinliği ve parmakların gitar tellerine dokunduğunda gerilerden gelen o fısıltı şeklindeki sürtünme sesini hatırlayın. Basların bir anda ön plana çıktığı pasajları dikkatle dinleyin. Bu plağı onlarca sistemde dinledim ve sistemin nasıl çalması gerektiği konusunda iyi bir öngörümün olduğunu söyleyebilirim. Her şey olması gerektiği gibi. Bu küçük ampli şaşırtıcı şekilde sıcak çalıyor. Detaylar yine yerli yerinde ve en önemlisi dinamik pasajların heyecanını size ulaştırıyor. İki bas davul kick’i arasında geçen zamanda ilk vuruş çok belirgin, arkasından davulun iç kabininden gelen yansımalar ve ardından belirgin ikinci vuruş. Baslar yumruk gibi, can sıkıcı uzamalar veya yayılmalar yok. Tizlerde de benzer bir durum söz konusu. Duyacaklarımı duyduktan sonra plağın iki yüzünü de keyifle dinliyorum. En iyi test müzik dinlemektir ayrıntılara bakmak değil.

Birkaç satır amplifikatörün pikap katı hakkında yazmak istiyorum. Rega tasarımcıları kendilerine dünya çapında şöhret getiren analog dünyasındaki deneyimlerini gayet başarılı şekilde bu amplifikatöre de aktarmışlar. Bu seviyede bir amplifikatör için çok başarılı bir pikap katı var. Özellikle yüksek çıkışlı MC bir iğne ile (ben Goldenote Boboli Signature ile denedim) çok tatmin edici sonuçlar almak mümkün.

Arianna Savall’ın Peiwoh albümüne bir bakış atalım. Şimdi CD çalara geçmek zorundayım. Arianna Savall 1972 doğumlu bir müzisyen. Ailesi zaman zaman isminin önüne geçse de kendisi çok başarılı bir arp sanatçısı, besteci ve soprano. Ailesi demişken hemen not düşelim Arianna Savall, Jordi Savall ve Montserrat Figueras’ın kızı. Onu çok sayıda Jordi Savall albümünde Hespèrion XXI toplululuğu içinde görebilmek mümkün. Ayrıca Alia Vox plak şirketinden yayınlanmış bir solo albümü var; Bella Terra. Peiwoh hafızam beni yanılmıyorsa Arianna Savall’ın Alia Vox’tan yayınlanan ikinci solo albümü. Albümle ilgili görüşlerimi yazarken albümün ilk şarkısı olan Preghiera’yı dinlediğimde ağzım açık kaldı demiştim. Bu görüşüm hala değişmedi. Böylesine başarılı bir vokal performansına pek kolay denk gelmiyorsunuz. Sistem sımsıcak çalmaya devam ediyor. Savall’ın tam anlamı ile kadife olarak nitelendirilebilecek ses rengi, son derece keyifli bir sahne ile karşınızda. Bir noktadan sonra artık testleri bir kenara bırakıp keyifle müzik dinleme zamanı…

Albümler albümleri kovalıyor ve Rega Brio R ile günler geçmeye devam ediyor. Artık final bölümünü rahatlıkla yazabilirim.

İlk olarak şuradan başlayalım. Rega Brio R, giriş seviyesindeki bir amplifikatör. Hifi dünyasında giriş seviyesi sistemler genel olarak bir sonraki adıma atlamak için kullanılan cihazlarla oluşturulur. Ancak bazı noktalara özen göstererek sizi çok uzun seneler mutlu edecek sistemler kurmakta mümkündür. İşte Rega Brio R, tam bu türden bir amplifikatör. İnce eleyip sık dokuyarak yanına ekleyeceğiniz iyi bir kaynak ve kendi zevkinize uygun bir hoparlör ile uzun seneler müzik dinleyebileceğiniz ve açıkçası arkanıza bakmayacağınız bir sistem oluşturabilirsiniz.

Rega tasarımcıları, kompakt bir tasarım içerisine son derece müzikal yani insanı müziğin içerisine çeken, detay konusunda sizi mutlu edebilecek bir tasarım yapmayı başarmışlar. Detay seviyesi, sahne oluşumu, katman katman sunum hifi meraklılarının genel olarak aradıkları ortak özellikler. Ancak müzikal sunum aralarında bence en önemlisi ve en zor bulunanı. İşte buradan hareketle amplifikatör dikkatle seçeneğiniz bir hoparlör ile müziğin hiçbir bölümünü ön plana çıkartmadan genel bir denge içerisinde sizi “çok” mutlu etme potansiyeline sahip. Dengeli, abartıdan uzak bir sunumu var yeni Brio’nun. Hatta bir adım daha ileri gitmek istiyorum, bir kaç senelerdir denk geldiğim en keyifli amplifikatörlerden bir tanesi dersem abartmış olmam.

Rega Brio R
Türkiye Satış Fiyatı: 600 Sterlin (KDV Dahil)
Distribütör: Timpani / www.timpani.com.tr

Çıkış Gücü: 50W/8ohm, 73W/4ohm
Giriş adedi: 4 x normal ve 1 x phono MM
Ölçüler: 220 x 80 x 325mm (E x Y x D)
Ağırlık: 6 kg

<İlk Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız

Tags: