Bir Dijitalcinin (seneler sonraki) Analog Macerası

Stereo Mecmuası’ndaki önceki yazılarımı okuyanlar uzun zamandır müziği sadece dijital formattan dinlediğimi, plak tercihini nesnel değil öznel bir beğeni olarak kabul ettiğimi biliyordur. Tahmin edeceğiniz gibi ben de müzik dinleme zevkimin ilk adımlarını plaklar ile attım. Küçük yaşta olmama rağmen babamın ilk pikabını almasını çok iyi hatırlıyorum. Mono bir sistem olan Telefunken Musikus 509v senelerce evimizde çalıştı. Elektroniğe hobi olarak merak sarıp sonradan çok iyi bir mühendis olan abim, bir süre sonra pikabı modifiye edip stereo hale dönüştürmüştü.


2000’lerin başında müzik dinlemeyi çarpıcı şekilde dönüştüren i-pod ve mp3 çılgınlığı bana pek ulaşmadı. Dijital format ile ilk aşinalığım daha sonra Musical Fidelity’nin V-DAC modelini alıp kendi müzik sunucumu yapma denemelerim ile oluştu. Devamı da bu doğrultuda geldi ve zaman içinde farklı dijital kaynak ve DAC’larım oldu. Bu arada, Linux tabanlı müzik sunucusu konusunda ciddi tecrübelenince pek çok arkadaşıma benzer sistemler kurmakta yardım ettim.

Seneler süresince biriken CD’lerimin tamamını kayıpsız FLAC dosyalarına çevirip dijital koleksiyonuma kattım ve fiziksel müzik formatından tamamen vazgeçtim. Bir süredir plaklar için aynı şeyi düzgün bir şekilde yapabilir miyim diye düşünüyordum. İçinde ADC (Analog – Dijital dönüştürücü, DAC’ın tersi) olan USB çıkışlı pikaplar piyasada bulunuyor ancak tahmin edebileceğiniz gibi bunların ses kalitesi şüphe götürür. Sonunda makul fiyatlı modern bir pikap edinip bu işi denemeye karar verdim ve uzun seneler sonra elime yeniden plak aldım.

Denon DP-400 pikabım, üzerinde MM kartuşu ile beraber geldi. Muhtemelen Audio-Technica AT-3600L veya türevi bir kartuş bu. Ucuz, çok satılan, Thorens’den Rega’ya kadar pek çok firma tarafından üzerine etiketleri basılan bir ürün. Senelerdir eli yüzü düzgün FLAC dosyalara alışınca bu kartuşun sesi beni pek tatmin etmedi.

Bu arada, plaktaki müziği dijitale çevirmek için makul bir ADC aradım ve TASCAM’ın bir modelinde karar kıldım. Sistem şöyle oluştu: Pikabın çıkışı amplifikatörümdeki PHONO katına giriyor. Amplifikatörün REC OUT çıkışından ADC besleniyor. ADC çıkışı da USB üzerinden müzik sunucusu bilgisayarıma ulaşıyor. Bu bilgisayara yüklediğim Audacity yazılımı da gayet yetenekli bir kayıt programı olarak çalışıyor ve FLAC dosyamı üretiyor.


Tekrar pikabın kartuşuna dönersek, makul fiyatlı bir MM kartuş arayışı sonucunda Goldring Elektra’yı denemeye karar verdim. Fiyatı ile çok iddiasız ama internette pek çok kullanıcının yere göğe koyamadığı bir model bu. Hatta, Youtube’da yayın yapan Singapurlu meşhur HiViNyws
kanalının sahibi Ian, bu modeli “ıssız adaya giderken yanınıza almanız gereken kartuş” diye tanımlıyor.


Aslında artık üretilmeyen bir model bu ancak biraz araştırınca piyasada bulabiliyorsunuz, meraklısı çok. Kartuş elime geçince zaman kaybetmeden denemelere başladım. Hakikaten hiç fena değildi sesi. Yüksek frekanslarda biraz sönüm var, hemen belli oluyor. Bunun yanında baslar ve özellikle vokaller hiç fena değil. Bunca sene sonra tekrar plak dinlenir mi, eh dinlenir yani!

Bir süre herhangi bir ölçüm yapmadan sadece dinleme seansları gerçekleştirdim. Tamam, hiç fena değil duyduğum ses ama yine de “vay be!” dedirtecek bir durum yok ortada. Issız adaya düşecek olsam yanımda götürmek için dijital müzik sunucumu ve DAC ikilisini kesinlikle tercih ederim.

Durum böyle olunca çoluğumun çocuğumun rızkını yok etmeden alabileceğim bir MC kartuş denemeye karar verdim. Bu aşamada işler biraz çetrefilleşiyor çünkü fiyatlar kanatlanmaya başlıyor. Epeyi bir araştırmadan sonra yine makul fiyatına rağmen ziyadesiyle övgüler alan bir kartuşu tercih ettim ve Denon DL-103R‘yi seçtim. Meraklılarının çok iyi bildiği gibi Denon DL-103, 1960’larda Japonya’da üretilmeye başlanıyor ve inanılmaz bir şekilde bugün hala aynı şekilde üretilip satılıyor. DL-103R, DL-103’ün bir çıt üst versiyonu. Her iki model de hala güncel.

DL-103R’nin en sıkıntılı özelliği çok düşük çıkış seviyesi: 0,25 mV. İnanılmaz küçük bir sinyal bu. Düzgün bir pikap preamplifikatörünüz yoksa bu kartuştan verim almak pek mümkün değil gibi görünüyor. Neyse ki Marantz PM-11S3 amplifikatörümün pikap katı bu işin üstesinden rahatlıkla geldi.

İlk dinleme seanslarımda Denon’a tam not verdim. Hakikaten yumuşak ama hızlı tepkimeli, tok ve düzgün frekans cevabı olan şaşırtıcı bir kartuş bu. Elektra ile arasında bariz bir fark var. Tamam dedim, artık plakları düzgünce dijital platforma aktarabilirim. TASCAM ADC de 24 bit dönüşüm yapabiliyor, sistem kuruldu. Yalnız Denon kartuşu kullanırken bir sorun ortaya çıktı. Sesi iyice açtığımda, yani kazanç çok yükseldiğinde müziğin sessiz bölümlerinde bir dip uğultusu duymaya başladım. Bunun elektrik şebekesinden gelen parazit olduğunu anladım. Biraz inceleyince 50 Hz ve 150 Hz frekansında sabit bir sinyal var. Goldring’de bu kesinlikle yoktu. Çok düşük çıkış seviyeli Denon kartuş çıkış sinyali aşırı yükseltmeye maruz bırakılınca pikabın güç kaynağından dip gürültüsü alıyor. Nasıl çözülür bu? İki yolu var: daha iyi regüleli bir güç kaynağı bulmak veya pikabı DC ile yani pil ile beslemek. İkinci yolu denemeye karar verdim ve internette biraz araştırma yapıp Panasonic’in 7,0 Ah değerinde bir kuru bataryası ile bağlantı için gereken kablo, kablo pabucu ve fişi bulup popüler bir satış sitesinden sipariş verdim. İki gün sonra malzemeler elime geçmişti. Tabii, bir de bataryayı doldurmak için şarj cihazı aldım. Dizüstü bilgisayarların şarj ünitesi gibi bir cihaz bu. Bütün bu parçalar gayet ucuza mal oldu. Pili şarj edip, kabloyu hazırladım ve ilk denememi yaptım. Sonuç mükemmeldi, dip gürültüsü tamamen yok oldu. Mutlak sessiz bir fonda plaklarımı dinleyebiliyordum.

İyi de, batarya kaç saat dayanır diye sormak aklınıza gelmiştir. Pikabın teknik belgelerinde beslemesi 12V, 2A olarak belirtiliyor. Normal, yani sürekli tüketimin 2A olduğunu hiç zannetmiyorum, daha düşüktür ama doğrusu ampermetre bağlayıp ölçmeye üşendim. Bu yazıyı yazdığımda toplam 6 saat çalışmıştı pikap ve batarya çıkışında gerilim azalması mevcut değildi. Sanırım en az 10 saat çalışacak sistem, hiç fena değil! Bataryanın şarj süresi ise 3 saat olarak görünüyor. Günde 1- 2 saat plak dinleseniz tek şarj ile rahatlıkla bir hafta kullanım mümkün. İlk başta kulağa geldiği kadar kullanışsız bir yöntem değil yani. Mükemmel sesin peşindeki plak meraklılarına şiddetle tavsiye olunur!

Tekrar dönelim asıl konumuza. Kartuşları karşılaştırıyorduk. Goldring ile Denon arasındaki ses farkının sebebi, kaynağı nedir? Bazı odyofiller afaki tanımlamalar ile cihaz değerlendirmesi yapmayı çok sever ve burada dururlar ama ben ölçülemeyen değerler üzerinden konuşmayı tercih etmediğimden iki kartuşu imkanlarım el verdiği kadar nesnel teste sokmaya karar verdim.

Elimde 80’lerin disco parçalarında oluşan bir plak var. Bu plaktaki Anita Ward’ın “ring my bell” şarkısını her iki kartuşu kullanarak bütün koşullar aynı kalacak şekilde dijital ortama aktardım.

Buyurun iki dosyanın spektrogramlarını incelemeye. Soldaki Denon, sağdaki Goldring aktarımı.


24 bit dönüşümlerde sistemimin frekans bandı 48 kHz’e kadar uzanıyor. İçerik ise kartuşun yeteneğine kalmış. İki grafiği incelediğimizde Denon’un frekans bandının genişliği hemen dikkat çekiyor. Frekans cevabı resmen 35 kHz’e kadar uzanıyor. Çok ciddi bir performans bu, şapka çıkarttım. Analog sinyali dijitale dönüştürürken 24/96 yüksek çözünürlüğü tercih etmeyi de anlamlı kılıyor.
Bu sinyal ne kadarı kulağımız tarafından algılanıyor, bilmiyorum ama iki kartuş arasındaki bariz ses farkını inkar edemem. Tabii, frekans bandının genişliği tek kriter olamaz. Ne de olsa Goldring de 20 kHz mertebesine rahatlıkla ulaşıyor.

O zaman, ses sinyalinin kendisine bir göz atmak da fayda var. Her iki şarkı dosyasının da 2 milisaniyelik bir bölümünü alıp bire bir karşılaştırınca biraz daha anlamlı bir sonuç ortaya çıktı.


Üstteki grafik Denon’a, alttaki Goldring’e ait. Denon’un çok daha seri, atak bir kartuş olduğu hemen görülüyor. Çok küçük zaman dilimindeki ani değişiklikleri yakalıyor. Bu sayede müziğin yapısındaki mikro-kontrastları ve dinamizmi daha rahat üretebiliyor. Goldring ise biraz daha “yuvarlak” bir ses oluşturuyor.

Yukarıdaki performans farkının dinamik aralığa da etkisi olacağını düşündüm ve DR14 programı ile ölçüm yapınca haklı çıktığımı gördüm. Aynı kayıt iki kartuşta farklı değerler üretti. Sonuç tablosu şöyle:


Denon’un dinamik aralık değeri 11 iken Goldring’de 10. Yani Denon’da sesin en düşük ve en yüksek değerleri arasındaki aralık daha geniş.

Bütün bunları alt alta koyduğumuzda bir kartuşun diğerine göre neden daha iyi ses verdiğini anlayabiliyoruz. Aradaki fark rahatlıkla ölçülebiliyor, belirlenebiliyor. Bazı odyofil ilahlarının iddia ettiği gibi “ölçüm her şeyi açıklamaz, esas olan duyduğumuzdur” argümanı ile bir sis perdesi oluşturmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Tabii, öznel olarak tercihler farklı olabilir. Ben Denon’u daha çok beğenirken bir başkası Goldring’in sesini tercih edebilir. Kişisel tercihlere saygı duymalıyız ancak birisi bir ürünün nesnel olarak daha iyi olduğunu iddia ettiğinde bunun temelini ortaya koymasını talep etmek hakkımız.

Son bir söz olarak şunu da eklemeliyim ki kurduğum mütevazi sistem, sesi üreten cihazların farkını ortaya koyabilecek kadar hassas çalışıyor. Bu şekilde analog müziği dijital formata çevirdiğimizde plaktaki aslına sadık bir sesi kesin olarak elde edebiliyoruz. Zaten benim asıl hedefim de buydu. Pikap kullanmanın seramonisinin cazibesini kesinlikle kabul ediyorum. Bunun sebep olduğu bir tatmin duygusu da var. Hatta, pikap önünüzde çalışmadan durduğunda bile insanı etkiliyor, itiraf ediyorum. Yine de, esas olan aslına sadık müzik dinlemekse kişisel tercihim müzik sunucum olmaya devam edecek.

Dijital ortama aktarmak istediğiniz plaklarınız olursa bana gönderebilirsiniz. Gerekeni özenle yaparım :)

Aykut Turhan
www.pirekare.blogspot.com