Shelter Model 301 II Bölüm 2

Geçmişten bugüne dinlediğim Shelter iğnelerde özellikle de “501” özelinde konuşmam gerekirse markanın belirli bir ses karakteri var. İğneleri özellikle sıkı analogçuların takıldığı forumlar vasıta ile tanıdıysanız hep aynı şey yazılır çizilir. Bu iğneler çok başarılı alt frekansları, veya müthiş mid’leri ile değil genel olarak dengeli bir performansa sahip olmaları, hoş bir tonları olduğu ve soundstage (sahne) konusunda başarılı oldukları yazılır çizilir. Ben bunlara ek olarak izleme açısı konusunda da Shelter iğneleri oldukça başarılı bulurum. Bu ipuçları ve geçmiş deneyimler ışığında denemelerime başladım.

“301” modeli ayar anlamında çok zorlayıcı bir iğne değil ve ağrılık anlamında oldukça geniş sayılabilecek bir aralığa sahip;  1,5 ila 2,2gr aralığında ağırlık ayarı yapabilirsiniz.

İğneyi iyice kullandıktan sonra Eric Dolphy’nin gerçekten efsanevi “Out To Lunch!” albümü ile denemelere başlıyorum. Bu çok farklı bir albüm ve daha ilk şarkıdan iğnenin performansı konusunda önemli ipuçları veriyor. İlk şarkı “Hat and Beard” oldukça düşük bir eşikte başlayan bir şarkıdır bildiğiniz gibi. Zil vuruşları ve en önemlisi Bobby Hutcherson tarafından çalınan vibrafon dokunuşlarına odaklanıyorum. Ortadaki tablo güzel. Açık çalıyor sistem ve özellikle vibrafon dokunuşları tüm odada yankılanıyor. 2000’li yılların başında remaster çalışması ile yeniden yayınlanan plağın detay seviyesi de güzel. Tabii ki “Something Sweet, Something Tender” şarkısında müzisyenin flütünü de dinlemeyi ihmal etmemek lazım. Bu arada albümün gerçekten güzel bir incelemesini yayınlamıştık, mutlaka göz atın.

“201” incelemesinde Sonny Rollins’in “Saxophone Colossus” albümünü kullanmıştım. Her iki iğneyi kıyaslamak gerekirse, detay noktasında “301” uzak ara ön plana çıkıyor. Tonlar her iki iğnede de çok keyifli ama benim puanım “301”e gidiyor. Performansta en ufak bir kasıntı yok, son derece akıcı bir performans var. Vokallerin ön plana çıktığı albümlerde orta frekanslar etkileyici bir sunuma sahip. Plak gibi çalıyor plaklar, en önemli şey bu değil mi zaten!

301’i biraz zorlayalım. Tabii ki bir solo piyano albümü ile Jeroen van Veen’in Satie müziğini yorumladığı “Slow Music” başlamak için uygun bir plak. Bu son derece yavaş tempolu bir yandan çok iyi bildiğimiz eserleri barındıran bir plak. Kaydı müthiş. Çalma performansında ortaya çıkacak en ufak hatayı çok rahatlıkla duyabileceğiniz bir albüm. Bunun yanında piyano notalarının dinleme odanızda uçuşması ve çok başarılı baskısı ile bu tarz dinletiler için de keyifli bir albüm. Shelter Model 301 II bulunduğu fiyata göre bence etkileyicinin bir tık ötesinde bir sunuma sahip. Odanın içindeki müziğin hacmi başarılı. Arka plan sessiz, tonlar doğru.

Farklı plaklarda özellikle de büyük orkestra müziğinde şurası olmamış dediğim bir şey yok. Sadece tolerans değerleri arasında küçük oynamalar yaparak kendi zevkime ve sistem uyum noktasında en doğruyu bulmaya çalışıyorum. Detay seviyesi, tonlar ve sahne konusunda “301”in başarılı olduğu muhakkak. Belki org müziğinde daha etkileyici bir alt frekans performansı duymayı isteyebilirdim. Burada mikro detay seviyesinden ziyade baskınlık konusunu dikkate alarak yazdım. Bu noktada 2.2gr sınırına ağırlığı dayayarak elde etmek istediğimi büyük ölçüde aldım diyebilirim.

Rock müzik denemelerine Jimi Hendrix’ten Band of Gypsys plağı ile başlamak istiyorum. Albüm bir konser albümü ve Jimi Hendrix Experience yani Hendrix’in orijinal topluluğu olmadan verdiği ve kaydedilen ilk konser. Albümü dinleme amacım atmosferi ve göreceli daha kötü kayıtlarda ortaya nasıl bir sonuç çıkacağı. “Machine Gun” şarkısına hemen odaklanabiliriz. Normalde bu plağı iyi ayarlanmamış sistemlerde dinlerken karşımıza çıkan durum, boğuk ve sadece bas ve tizden ibaret bir plakmış gibi dinlemek oluyor. Shelter 301 ile gitar tonları son derece keyifli iken o “v” şekilli ekolayzır tadında da bir sunum yok. Radiohead’in A Moon Shaped Pool gibi kaydı gayet keyifli ve kendisi de müzikal manada iyi albümlerde işlerin rengi daha da iyileşiyor. Bu albüm öyle bir albüm ki, birçok farklı öğe albümün içerisine yerleştirilmiş. Elektronik kullanımından daha klasik enstrümanlara kadar. Alt frekanslar örneğin “Burn the Witch” şarkısında gayet belirgin bir sunuma sahipler. Akıcı çalan bir performans söz konusu.

Daha keskin ve sert müzik dinleyicileri açısından Shelter, belki biraz yumuşak kalabilir. Bu yumuşaklıktan kastım, yırtıcı tonlar ve özellikle tizlerde keskinlik bekleyen okuyucularımız için geçerli. Örneğin Iron Maiden dinlerken böyle bir durum hissetmezken, Batushka’nın “Litourgiya“sı tarzında bir albümde biraz daha sert hatlar isteyebiliyorsunuz.

Farklı tarzlarda albümlerde yine keyifli sonuçlar elde ediyorum. Tek başıma elime gitarımı aldım bir yandan çaldım bir yandan söyledim şeklinde özetlenebilecek bir albüm olan Son House’ın “Father Of The Delta Blues: The Complete 1965 Session” plağındaki sunum gerçekten şapka çıkartılacak düzeyde. Atmosfer gitar tonları, vokaller gerçekten insanı etkiliyor. Daha popüler albümlerde söz gelimi Pink Martini’den “Splendor in the Grass” albümünde yine tarifsiz keyifte bir performans gösteriyor sistemim. Müzik listenizde elektronik tarzda albümler yer alıyor ve asıl dinlediğiniz tarz bu ise Shelter Model 301 sizin için uygun iğne olmaz. Ama benim gibi arada sırada sevdiğim bir albümü dinleyeceğim diyorsanız ağırlığı tolerans değerine dayayıp hayatınıza devam edebilirsiniz.

Mecmua’da yayınladığımız yazılarda incelediğimiz model her zaman daha alt modeller ile kıyaslansın istiyorsunuz. “201” modeli ile Model 301 II arasında açık konuşmak gerekirse gece gündüz gibi bir fark var. Bu yüzden kıyas yapmak doğru değil. Zaten arada 4 katlık bir fiyat farkı var. Bu yüzden bana sorarsanız ilerleyen dönemlerde yapılması gereken kıyaslama “301” ile “501” modellerini kıyaslamak.

Shelter, her ne kadar 80’li yıllarda kurulmuş ve çok çok eski bir firma olmasa da, Yasuo Ozawa’nın Fidelity Research ile başlayan bir analog macerası var ki, bu süre zarfında firmanın imza sesini ortaya çıkartmış ve senelerdir doğru bildiği yoldan devam ediyor. Shelter 30 senelik mazisinde ilk jenerasyon “701” modeli ile ismini duyurmuş ve “501” ile tüm dünyada ünlenmişti. Bu maceradan elde edilen deneyimler ile daha üst modeller ve bugün incelediğimiz “301” gibi daha fiyat/performans odaklı ürünler ürettiler. Bu ürünlerin hemen hepsinde görebildiğimiz artık imza haline gelmiş ses karakteri “301”de de kendisini gösteriyor. Bu tarz iğneleri kurcalamak benim içinde büyük keyif.

Açıkçası ben Shelter’ın kendi giriş seviyesi MC iğnesinden böylesine başarılı bir sunum ve performans beklemiyordum. “301” modeli 784 Euro’luk (+KDV)  bir fiyat etiketine sahip. Bu fiyat aralığında evet oldukça rekabetçi iğneler var. Shelter’ın ön plana çıktığı nokta bana sorarsanız, dengeli sunumu, sahnesi ve tonları. İğne hemen her plakta herhangi bir zorlanma hissi yaratmadan gayet açık çalıyor.  Shelter Model 301 II, sisteminde çok farklı müzik tarzları dinleyen okuyucularımızı mutlu edebilecek hoş tonları olan güzel bir iğne. Bazı şeyleri anlatmak inanın kolay değildir eğer imkan olursa Ankara’ya yolunuz düşerse Sigma Ses’e yolunuz düşerse mutlaka oturup dinleyin derim. Şahsen benim gönül rahatlığı ile farklı bir “tat” arayan okuyucularımıza önerebileceğim bir iğne.

Shelter Model 301 II
Üst sınıf MC pikap kafası, 0,4mV (LO) çıkış, 0,65mil konik iğne, alüminyum iğne kolu, 11 ohm özdirenç, 8,1gr ağırlık, 1,5-2,2gr arası izleme gücü, 12 x 10-6 cm/dyne uyumluluk katsayısı (100Hz)
Fiyat: 784 Euro (KDV hariç) Ekim 2017 itibarı ile 
Temsilci: Sigma Ses / www.sigmases.com

İlk Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız