Black Rhodium Phantom DCT++ CS

Geçtiğimiz günlerde Black Rhodium firmasının orta segmentte yer alan Symphony ara bağlantı kablosunu denemiş ve izlenimlerimi sizlerle burada paylaşmıştım. Bu kez firmanın daha üst seviyelerdeki kablosu Phantom DCT++ CS modelinden bahsedeceğim. Yazının sonlarına doğru her iki kabloyu da kıyaslamaya çalışacağım. Her zaman söylediğim gibi kablo denemeleri beni en çok zorlayan şeylerden bir tanesi olmasının yanında, Stereo Mecmuası dahil yazılan çizilen tüm yazılar ancak belirli bir fikir verme açısından faydalı olabilir. Meraklılar açısından bir kabloyu satın alma kararını vermenin en doğru yolu kendi sisteminde deneyebilmektir.

Black Rhodium Phantom DCT++ CS, firmanın geleneksel bakır iletken üzerine gümüş kaplanarak üretilmiş ara bağlantı kablolarından bir tanesi. Her bir kablo kendi içerisinde iki adet nüvenin birbirine sarılmasından oluşturulmuş. Arkasından da yüksek saflıkta gümüş ile kaplanmış. Kablonun ana yalıtımı ve ekranlanması PTFE malzemesi ile yapılmış. Bir çok üretici de görebileceğiniz PTFE aslında endüstriyel amaçlar için keşfedilmiş çok özel bir yalıtım malzemesi. Bu yalıtımın arkasından daha etkili EMI/RFI koruması amacı ile bakır üzerine gümüş kaplı telkari zırh uygulanmış. Kablolara kriyojeni işlemi de uygulanmış. Bu işlem metalin ilk önce aşırı derece soğutulması ve arkasından ısıtma ve en son olarak normal oda sıcaklığına geri döndürme şeklinde açıklanabilir. Bu işlem metallerin mukavemeti arttırmak farklı özellikler kazandırmak için kullanılan endüstriyel bir işlem. Hifi alanında uzunca zamandır kullanılan bu yöntem kabloların üreticiler tarafından istedikleri özellikleri kazanması için kullanılıyor. Kablo siyah renk bir dış kılıfa sahip ve ilk kez gördüğüm oldukça ilginç gözüken konektörlere sahip. Bu konektörler tek noktadan temas ederek sinyal aktaran ve üzerinde kafa yorulduğu belli olan Graham Nalty imzalı konektörler. Daha fazlasını merak edenler buradan bir göz atabilirler.

Kabloları ilk önce pikap katımda kullanmaya başlayacağım geleneksel olduğu üzere. Geçmişte kablodan kaynaklanan bazı gürültüler daha doğrusu “hum” ile saçımı başımı yolmuş bir insan olarak pikap ile pre ampli arasındaki bağlantılarda mutlaka “iyi” ekranlanmış  kabloları tercih etmeye çalışıyorum. Özellikle benim gibi ekstra bir SuT (Step Up Trnasformer) kullanıyorsanız ekranlama konusu daha önem kazanıyor. Aslında burada mantık çok basit. Pikabınızda kullandığınız kafa MM dahi olsa elde edilen sinyal sisteminizdeki tüm diğer bileşenlere göre daha düşük güçtedir. Bu sinyalin bir şekilde yükseltilmesi gerekir. Pikap katı ve/veya SuT  iğneden gelen sinyali oldukça yüksek oranda yükseltir. Eğer bu arada sinyalin içerisine EMI/RFI gürültüsü karışırsa sinyal ile beraber bunlarda yükseltilir ve sonunda hoparlörlerinizden rahatsız edici bir ses duymaya başlarsınız. Bu yüzden genelde pikaplar için “iyi” ekranlanmış  kablolar kullanmayı öneriyoruz.

Black Rhodium Phantom ilk anda arka plan sessizliği ile beğenimi kazanıyor. Bazı meraklılar ekranlamanın ses konusunda belirli bir miktar olumsuzluk ortaya çıkarttığını iddia etseler de “hum” ile uğraşacağıma bir miktar eksikliği gönül rahatlığı ile kabul ederim :) Sizlere Müzik sayfalarımızda Yarlung plak firmasından yayınlanan plaklardan bahsediyorum. Elime geçen son örneklerden bir tanesi Smoke & Mirrors Percussion Ensemble idi. Plak şirketi bir çok kaydı 45’lik formatında meraklılara sunuyor ve kayıt sırasında çok özel ekipmanlar kullanıyorlar. Detay seviyesi, çözünürlük ve atmosfer gerçekten etkileyici. Sisteminizin çözünürlüğü ile doğru orantılı olarak duyduklarınızda artıyor. Özellikle de mikro detay anlamında. Söz konusu vurmalılar olunca detay seviyesinin ne seviyelerde olduğunu tahmin edebilirsiniz sanırım. Black Rhodium Phantom bu “delice” detay seviyesinin altından başarı ile kalkabildiği gibi tonları da son derece etkileyici. Plağın tüm odaya yayılan atmosferinde herhangi bir kısıtlamaya gitmediği gibi özellikle ksilofon dinlerken hangi noktaya dikkat edeceğinizi şaşıracağınız ölçüde bir detay sunuyor. Denemelerimde Stirling BBC monitörü LS3/6 kullanırken yakın mesafeden elde ettiğim detay seviyesi gerçekten delice!

Farklı tarzlara yöneldikçe özellikle de vokal ağırlıklı müziklere, hemen her Black Rhodium denemesinde kabloların güçlü yönü olarak ön plana çıkartabileceğim orta frekansların tonları Valer Sabadus’un son derece başarılı To Touch To Kiss To Die albümünde tüm çıplaklığı ile karşıma çıkıyor. Oehms Classics tarafından yayınlamış albüm, Barok dönem İngilizce parçalar veya parçalardan bölümler gerçekten insanın tüylerini diken diken edebilecek bir vokal ile seslendirilmiş. Genç kontrtenor Valer Sabadus’un ismini ilerleyen senelerde çok daha fazla duyacağımıza eminim. Tahmin edebileceğiniz üzere vokal çok ön planda bu albümde. Black Rhodium Phantom standart bir kabloya göre öyle bir atmosfer oluşturuyor öylesine bir tonu var ki, etkilenmemek mümkün değil. ön planda vokali dinlerken özellikle arka plandaki harp tonları insanı bambaşka dünyalara götürüyor. Black Rhodium Phantom kesinlikle çok çok iyi performans gösteriyor.

Daha farklı tarzlara doğru yol aldığımızda özellikle rock gibi tarzlara Black Rhodium Phantom dengeli sunumunu devam ettiriyor. İngiliz firmanın daha önce denediğim kablolarında olduğu gibi hemen her frekans bandında çözünürlük dikkat çekerken belirli bir denge hemen fark ediliyor. Özellikle alt frekanslara odaklanacak meraklılar için çözünürlük gayet yerinde ancak “baslı” bir kablo olmadıklarını söylemeliyim.

Black Rhodium Phantom ile Symphony modellerini kıyaslayacak olursak her iki kablo aslında birbirine çok benzer karakterlere sahip. Ancak iş detaylara geldiğinde Phantom kesinlikle çok farklı bir noktada. Üst frekansların açıklığı, orta frekansların yumuşaklığı ve alt frekanslardaki etkiler Phantom lehine daha üstün. Ancak bana sorarsanız göreceli daha mütevazi bir sistem kullananlar kesinlikle Sympony ile verdikleri paranın karşılığını alacaklardır. Daha üst seviyelerde daha geniş bütçelerde tabii ki en iyisini almak istersiniz.

Son dönemlerde kablolar hakkında bir çok soru alıyorum. Sistemimde tizler oldukça geride bunları nasıl bir kablo ile ön plana alırım veya basları daha etkileyici hale getiririm diye soran okuyucularımız oluyor. Geçmişten bugüne kabloların sanki bir ekolayzır gibi sistemdeki herhangi bir frekans bandını arttırıp azaltabilecek bir araç olduğu görüşü oturmuş. Ancak bu yanlış! Kablolar sistemlerimizde mümkün olduğunca minimal etki yaparak kaynaklarınızdan gelen sinyali iletmekten sorumlular. Eğer bir kablo takıp sisteminizde subwoofer etkisi elde ettiyseniz burada bir yanlışlık aramanız gerekir. Black Rhodium cephesinde böylesine bir etki aramayın. Tıpkı diğer bir çok iyi kablo üreticisinde olduğu gibi…

Black Rhodium Phantom DCT++ CS orta/üst segment sistemleri kullanan meraklıların radarına girmesi gereken bir ürün. Daha önce İngiliz üreticinin kablolarını kullandıysanız başarılı olan hemen her alanda Phantom daha iyisini sunuyor. Başarılı hatta çok başarılı bir orta frekans -ki etkisini vokal ağırlıklı albümlerde çok rahatlıkla görüyorsunuz- açık tizler ve abartıya kaçmayan bas performansı ile kablo beğenimi kazandı. Kablonun satış fiyatı 375 Sterlin artı KDV olması sebebi ile geniş kitlelere önermek zor olacaktır ancak orta/üst sınıf sistemlerinde başarılı bir kablo arayışında olan okuyucularımıza firmanın ürünlerine bir göz atmalarını öneririm.

 

Black Rhodium Phantom DCT++ CS
Stereo 1m çift üst uç arakablosu, derin soğuk (DCT++) ve Crystal Sound işlemli, gümüş kaplı bakır nüveli, PTFE yalıtkanlı, çifte gümüş kaplı ekranlı, yüksek sınıf Graham Nalty Legacy 3g bağlantı uçları, siyah
Fiyat: 375 Sterlin ( KDV Hariç) Mart 2016 itibarı ile
Temsilci: Sigma Ses / www.sigmases.com

Benzer Yazılar