Tannoy Revolution XT 6F Bölüm 2

Tannoy Revolution XT 6F’i ilk olarak kendi lambalı amplifikatörümde arkasında da solid state güç amplifikatörüm ile denedim. Benim kullandığım J.C.Verdier son derece düşük bir çıkış gücüne sahip olmasına rağmen Revolution XT 6F’yi gayet güzel sürmeyi başardı. Tabii ki belirli bir ses seviyesine kadar. Lambalı ampliler ile neler yapabileceğini daha iyi görebilmek için yakın zamanda test yazısını okuduğunuz PrimaLuna Prologue Premium ile de beraber kullandım. Bunun yanında Creek Evolution 50A ile de denemelerime devam ettim.

Jeff Lynne’s ELO – Alone In The Universe albümü ile başlayalım. Electric Light Orchestra (ELO) İngiterede kurulmuş bir rock müzik topluluğu. Ülkemizde de çok sevilen topluluk Roy Wood ve Jeff Lynne tarafından dönemin modern rock tarzı klasik tarzları harmanlayarak ile popüler şarkılar bestelemeyi başarmıştı. TOpluluk a “Can’t Get It Out of My Head”, “Evil Woman”, “Strange Magic”, “Livin’ Thing”, “Telephone Line”, “Rockaria!”, “Turn to Stone”, “Sweet Talkin’ Woman”, “Last Train to London”, “Hold on Tight” ve “Rock ‘n’ Roll Is King” gibi önemli hitlerle müzik piyasasındaki yerini sağlamlaştırmış ve kendine özgü bir hayran kitlesi edinmişti. 1971 yılında ilk albümleri The Electric Light Orchestra’nın yayınlanmasının ardından grup içi kavgalar başlamış ve iki kurucu ayrılmıştı. Zaten bir süre sonra Jeff Lynne dizginleri devralmış ve albümlerdeki tüm şarkıları yazmaya başlamıştı…

Albümden “When The Night Comes” şarkısına bir bakış atalım. Bir yönüyle geçmişin pop rock tarzını yansıtan şarkı “Alone In The Universe” albümünün bir özeti aslında. Ön plandaki vokal arka bölümde back vokaller, sağlam bas / davul altyapısı, abartıdan uzak gitar soloları ile desteklenen şarkı, muhtemelen birçok okuyucumuzun ailecek dinleyebileceği albümlere bir örnek olabilir. Revolution XT 6F, ilk bakışta harika orta frekanslar ile hemen dikkat çekiyor. Ancak asıl ilgi çekici şey, böylesine makul boyutlardaki bir hoparlörün nasıl böyle bir alt frekans başarımı olabileceği. İster lambalı isterse solid state olsun, bu performansı değişmiyor. Tizlerde son derece keyifli ve detay seviyesi beklentilerimin çok çok üzerinde.

Blues, rock ve güncel varyasyonlarını büyük bir keyif ile dinliyorum. Hoparlör her ne kadar yanma emarelerini yeni yeni gösteriyor olsa da, ortada bir bütünlük var. Hemen her frekans bandında detaylı çalan, ancak bunların herhangi birinin çok ön planda olmadığı, alt frekansların şaşırtıcı derece başarılı olduğu bir performans söz konusu. Açıkçası böylesine makul mantıklı boyutlardaki bir hoparlörün bu denli başarılı çalabildiği örnekler çok fazla değil. Tannoy Revolution XT 6F bu tarz müzik türleri ile müthiş keyifli bir performans gösteriyor. Van der Graaf Generator’ın The Least We Can Do Is Wave to Each Other albümünde öyle bir performans gösteriyor ki, bu fiyat skalasında duymaya alışkın olduğum bir şey değil. Davul ve gitar tonları kesinlikle duymaya değer.

Klasik müzik denemelerimde bu defa değişik bir kombinasyon kullanıyorum. Restorasyon projesini geçtiğimiz günlerde tamamladığım ve sizlerle ayrıntılı şekilde paylaştığım EMT 948 pikap üzerinde EMT 929 kol ve Miyajima Labs’ın klasik müzik performansı noktasında bulunduğu fiyat aralığında en önde gelen iğnelerden birisi olarak nitelendirilen Kansui modeli ile denemelerime başlıyorum. Yaklaşık 6 aydır bu kombinasyon ile yaşadığımdan dolayı ses karakteri ve bu kombinasyonun neler yapabileceği konusunda bayağı fikrim var.

Schubert: Trout Quintet. Kaydın ilginç bir hikayesi var. 1950 yılında Rudolf Serkin tarafından kurulan bir vakıf, Marlboro Music Festival adıyla Vermont – Amerika’da büyük bir organizasyon yapmaya başlar. Aslında organizasyon büyük değildir ancak zaman içerisinde besteci ve müzisyenlerin buluşma noktası olur hatta bazıları için bir okul haline gelir. Yazılan çizilen göre neredeyse yedi haftalık bir organizasyondur ve bir nevi yaz akademisi kıvamındadır. Dersler verilir, müzik konuşulur ve özellikle genç yetenekler için büyük bir okul olur. Bu akademi de seslendirilmesi için Trout Quintet seçildiğinde vakfın kurucusu Rudolf Serkin işin içerisine bizzat girer ve piyano bölümlerini çalar. Son derece kendisine özgü bir tarzının olduğu yazılıp çiziliyor eleştiri yazılarında. Çok teknik ve hassas parmakları olduğu noktasına dikkat çekilmiş. Yaylılarında ona ayak uydurması ile özellikle ilk hareketin armoni açısından benzersiz bir kayıt olması ve diğer hareketlerde aynı performansın devamı ile ortaya çıkan kaydın son derece farklı tatlara sahip olduğu yazılıp çiziliyor.

Eserin ilk bölümü Allegro Vivace, sanırım herkesin kulak kabartınca tanıdığı bir melodidir. Solo keman ve solo piyanonun karşılıklı dialoglarına orkestra da katılır. Unutmadan, eser hakkında biraz araştırma yapınca Daniel Barenboim, Itzhak Perlman, Pinchas Zukerman, Jacqueline du Pré ve Zubin Mehta’nın birarada olduğu Christopher Nupen adlı yönetmenin “The Trout” DVD’sine denk geldim. Tam adı “Schubert: The Trout & The Greatest Love and The Greatest Sorrow” olan kaydın yeniden yayınlanmış ve geliştirilmiş versiyonunu bir şekilde seyretmeye çalışın. Muhtemelen eserin dinlediğiniz her türlü kaydının değeri bir miktar düşecektir gözünüzde! Ancak Speakers Corner baskısı ve müzisyenlerin dinamik performansı da insana keyif veriyor.

Piyano ve keman özelinde Revolution XT 6F performansına söylenebilecek fazla bir şey yok. Piyano tonları ve detay seviyesi şaşırtıcı derece de başarılı. Bu segmentte bir hoparlör için ise işin rengi daha da değişiyor, başarılının ötesine geçiyor. Tüm orkestranın yükseldiği “Andantino – Allegretto” bölümlerinde bile hoparlör en ufak bir dağılma emaresi göstermeden etkileyici bir performans sunuyor.

Caz dinletilerimde hem büyük orkestraların altın dönemlerine, hem vokal caza hemde kişisel favorim serbest caza kadar geniş bir yelpazede dinletiler yaptım. Billie Holiday’in müthiş Lady Sings The Blues albümünde “Strange Fruit” dinlerken hüzenlendim, Ellington’ın büyük orkestralarında Johnny Hodges soloları ile keyiflendim. Tannoy Revolution XT 6F söz konusu vokaller olduğunda bambaşka bir karaktere bürünüyor. Tonlar sıcak, kadife yumuşaklığında. Oradan büyük orkestraya dönünce mesela Count Basie’nin ilk iki büyük orkestrasına, hoparlörün dinamizmi etkileyici hale geliyor.

Albümler albümleri takip etti ve Tannoy Revolution XT 6F ile ayrılma zamanı gelmişti. Üzücü :(

Tannoy’un üst sınıf Prestige modellerini gördüğünüz sistemleri iki gruba ayırabilirsiniz. Hayallerimizi süsleyecek seviyelerde solid state amplilerle sürenler ve lambalı ile kullananlar. Bunların bir kısmı 300B, 845 gibi göreceli düşük güç üreten lambalıları tercih ederken bir diğer bölümü push-pull yapılı daha kuvvetli amplileri tercih ederler. Ben hemen her kombinasyon ile dinleme fırsatı bulduğum bu hoparlörleri saydığım tüm bu kombinasyonlarla bir ömür boyu yaşanır olarak tanımlayabilirim. Tabii ki bu seriler bir çoğumuzun alım gücünün çok çok ötesinde.  Tannoy tasarımcıları, bizler gibi Prestige serisine ulaşamayan meraklıları mutsuz etmemek için Revolution XT serisini geliştirmiş.

Bu şık hoparlörler hemen her müzik tarzında boyundan büyük performanslara imza atabiliyor. Sahnesinden tutun, tüm frekans bantlarındaki çözünürlüğe, yumruk gibi alt frekanslarından dinamizmine kadar bu makul boyutlardaki kule tipi hoparlörlerin başarı ile çalamayacakları albüm yok gibi bir şey. Kesinlikle bayıldım. Peki bu hoparlörleri nasıl bir kombinasyon ile kullanmak lazım. Açıkçası bu sizin tercihinize kalmış. Bana sorarsanız EL34 ile donatılmış bir lambalı ampli aklıma ilk gelen şey olurdu. Aynı şekilde son dönemlerde Stereo Mecmuası’nda yer verdiğimiz makul fiyat etiketi taşıyan bir çok solid state ampli ile çok kolaylıkla kullanabilirsiniz.

Koaksiyel sürücülere sahip hoparlörleri kimi zaman konumlandırmak zor olur. Bu yapı bazı meraklılar tarafından fazlası ile doğrusal bulunur. Tannoy tasarımcıları Omnimagnet Dual Concentric tasarımı ile bu konuyu da tamamen çözmüşler bana sorarsanız. Klasik Tannoy koaksiyel sürücülere göre konumlandırma da büyük bir serbestlik sağlayan bu yeni teknoloji hoparlörün değerini arttırıyor.

Hakan Bey, hoparlörü bu kadar övdünüz şimdi binlerce Euro diyeceksiniz keyfimiz kaçacak diye düşünüyorsanız asıl güzel haber burada. Tannoy Revolution XT 6F, Kasım 2015 itibarı ile KDV dahil 1.680 Euro’luk bir fiyat etiketine sahip. Açıkçası gerçek ahşap kaplama şık kabini, üretim kalitesi ve en önemlisi hemen her müzik tarzındaki başarısı ile bu fiyat etiketini tam anlamı ile hak ettiğini söyleyebilirim. Bu hoparlör çevresinde iyi bir sistem kurarsanız uzun bir süre keyif içinde müzik dinleyebilir hatta benim gibi çok alışveriş yapmayı sevmeyen bir insansanız ömür boyu vakit geçirebilirsiniz. Bu fiyat aralıklarında iyi bir hoparlör arayan okuyucularımızın listesinde en üst sıralarda bulunmayı hak eden bir ürün. Kulak kabartılmasını şiddetle tavsiye ederim…

Tannoy Revolution XT 6F
Recommended Amplifier Power (Watts RMS) 25 – 150 Continuous Power Handling (Watts Peak RMS) 75 Peak Power Handling (Watts) 300 Sensitivity (2.83 Volts @ 1m) 90 dB Nominal Impedance (Ohms) 8 Frequency Response (-6dB) 38 Hz – 32 kHz Volume 30.7 l (1.08 cu. ft.) Dimensions H x W x D (incl. plinth) 1005 x 269 x 317 mm
Fiyat: 1.680 Euro (KDV dahil) Kasım 2015 itibarı ile / online satın almak için
Yetkili satıcı. Elektra Hifi / www.elektrahifiaudio.com

İlk Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız

Benzer Yazılar