Reference 3A Dulcet

Küçük mucize Reference 3A… Kanadalı bu firma özellikle bookshelf hoparlörleriyle tanınan ve saygı duyulan bir marka. Öyle ki Dulcet ve De Capo modellerinin yurt dışında birçok hayranı bulunuyor. Hatta internette Dulcet için “Dünyanın En İyi Monitörü” tanımlamasını yapanlar olduğunu bile görebilirsiniz.

Reference 3A aslında Fransız orijinli bir firma. El değiştirmesinin ardından merkez üssü Kanada’ya taşınan firma, uzun yıllardır üretimini bu ülkede yapıyor. Ancak en azından Dulcet modelinde halen Fransız izlerini görmek mümkün. Yeni Dulcet Be modelinde de Fransız el yapımı mid bas sürücüsünden vazgeçilmemiş.

Peki, Dulcet Be neden bu kadar çok seviliyor? Gerçekten dünyanın en iyi monitörü olabilir mi? İşe tasarımından ve teknik özelliklerinden başlayalım. Bir önceki nesle göre Berilyum tweeter’la takviye edilen Dulcet Be, kabindeki titreşimi azaltmak için de Nextel isimli bir süet deriyle kaplanmış ve doğrusunu söylemek gerekirse eskisine nazaran daha çekici görünüyor. Bu durum belki tek renk seçeneğiyle sınırlanmasını sağlamış ama (gelen eleştiriler üzerine firma farklı renk seçenekleri üzerinde de çalışıyormuş) ona bir kez dokundunuz mu, tekrar dokunmak istiyorsunuz. Bu eylem daha sonra hoparlörle aranızda garip bir ilişki gelişmesini sağlıyor! Teknik olarak ise hassasiyeti bir önceki modele göre 87dB’den 86 dB’e inen Dulcet Be’nin çıkış gücü ise 100 watt’tan (6 ohm) 120 watt’a (8 ohm) çıkmış. Bu hassasiyet değişimi onu daha güçlü ve torklu amfilerle sürülebilir hale getirmiş, ama fazla güç demek genelde daha düşük volümlerde daha az distorsiyon anlamına geliyor.

Kurulum aşamasına gelecek olursak ayakların birleştirilmesi biraz zaman alıyor. Kutunun içerisinden hem Dulcet hem de DeCapo için iki farklı büyüklükte üst tabla çıkıyor. O yüzden ayakları birleştirirken küçük olanını seçin ve hoparlörleri ayakların üzerine yerleştirmeden mutlaka kullanım kitapçığını okuyun. Niye mi? Çünkü her hoparlörün tarzı farklı olabiliyor. Eğer Proac’tan yola çıkıp bütün hoparlörlerde tweeter’ların içe bakması gerektiğini düşünürseniz hiç de hoş bir sesle karşılaşmayacağınızı garanti ederim. Zira Dulcet Be’de hoparlörleri, tiz üniteleri dışa bakacak şekilde yerleştirmeniz gerekiyor. Böylece hangisinin sağ, hangisinin sol hoparlör olduğunu çözüyorsunuz. Unutmadan; akustik açıdan şu iki noktayı da sakın es geçmeyin. Ayakların yüksekliğini minimum 70 cm’e ayarlayın ve hoparlöre tone-in (açı) vermeyin. Firma bunu akustik açıdan doğru bulmuyor. Bütün bunları yaptıktan sonra artık dinlemeye hazırız. Yok, değiliz yine kullanım kitapçığını okuyacak olursak bir yargıda bulunmak için en az 70 saatin geçmesini beklemeliyiz. Ben de öyle yapıyorum, hatta bu satırları 150 saat sonra yazıyorum. Tabii bu sürede yüksek sesle müzik dinlemeniz gerekiyor. Öyle mırıl mırıl çalmasının pişme süresi açısından hiçbir faydası yok, bilginize…

Aradan geçen 150 saatte neler olduğunu kısaca özetlemek gerekirse ses koyudan açığa doğru yol alıyor, baslar sıkılaşıyor ve tizlerdeki parlaklık giderek azalıyor. Ayrıca bu dönem içerisinde diğer hoparlörlerde olduğu gibi bir odaklanma problemine de rastlamıyorsunuz.

Dulcet alıştığınız hoparlörlere benzemiyor; en azından bir mini monitör olarak. Daha ilk şarkıdan itibaren farklı bir hoparlörle karşılaştığınızı anlıyorsunuz. Robben Ford’un “Tiger Walk” albümünde hatırı sayılır bir gövde karşılıyor sizi. Melodik yapısı sizi hemen müziğin içine çekiyor. Asıl mucize ise baslar devreye girdiğinde ortaya çıkıyor. Dulcet Be, boyutlarına göre inanılması güç baslar üretiyor. Basların bu kadar güçlü olmasını sebebi kabin içi tasarımında gizli. Hoparlörün arkasında üstte yer alan hava portu sadece sürücülerle dikey olacak şekilde içeri girmiyor; daha derinlere aşağı doğru iniyor. Bu da Transmission Line (sürücülerin hareketi sırasında içerde oluşan havanın, hoparlörün ön yüzünün altındaki incecik bir çizgiden atıldığı sistem) tasarımına benzer bir etki yaratarak maksimum bas yaratmasını sağlıyor. Her ne kadar 48Hz’e indiği söylense de arkadaşlarınız odada subwoofer aramaya başlıyorsa Dulcet Be çalıyor demektir. Blues ile birlikteliği de kayda değer. Albümün “Dont Let The Sun” isimli şarkısında enstrüman sesleri hacimli ve gövdeli bir şekilde kulağınıza yansıyor. Tizler doğala oldukça yakın, sahne derin, enstrümanlar hacimli.

Dulcet Be melodik yapısını crossover devresi barındırmamasına borçlu. Birbiriyle çok iyi eşleşen sürücüler sayesinde hoparlör, crossover devresine ihtiyaç duymuyor. Bu da enstrümanlar arasında geçişi oldukça yumuşak ve akıcı bir hale getirdiğinden kulağa oldukça hoş gelecek bir müzikal sunum ortaya çıkıyor.

Bu kez Sarah McLachlan’ı koyuyorum CD çalara… Bir konser kaydı olan “After Glow” albümü McLachlan’ın bir çok hit parçasını içeriyor. “World On Fire” şarkısında oldukça keyifli bir klavye partisyonu vardır. Klavyeler inişli çıkışlı, sağdan sola doğru ilerler. Dulcet Be, bu partisyonu aynı keyifle size yansıtmayı başarıyor. Sesler iç içe geçmiş bir şekilde bütünlük arz ediyor. Şarkının peak yaptığı bölümde bir kez daha irkiliyorsunuz. Müziğin ihtiyaçlarına o kadar hızlı cevap veriyor ki bu, aynı zamanda hoparlörün ne kadar dinamik çaldığının da bir göstergesi. Müziğin içindeki adımları, gelişmeleri iyi yakalıyor. Ancak itiraf etmem gerekiyor ki yoğun ve etli baslar, şarkının belli bölümlerinde bir tül perde etkisi yaratıyor. Yani şarkının üçüncü ve dördüncü katmanlarını, bas yoğunluğundan ötürü biraz buğulu bir şekilde duyuyorsunuz.

Peki, vokallerdeki yorumu? Bir vokal caz grubu olan Manhattan Transfer’in “Vocalese” albümünü dinlemeye başlıyorum. Sistem daha açık ve temiz çalıyor. Bir kez daha şarkının tırmandığı bölümlerde enstrümanlar arasındaki geçiş ve homojenlik beğenimi kazanıyor. Müziğin caz kanadında bu tül perde etkisini daha az hissediyorsunuz.

Sade’nin “Love is Stronger Than Pride” isimli şarkısında da durum farklı değil. Baslar güçlü ama asla hantal değil. Sahne yine derin, vokaller gerçekçi ve insanın kulağını okşayacak cinsten sıcak ve melodik. Hatta kadın vokallerde hoparlörün daha başarılı bir performans ortaya koyduğunu söyleyebilirim.

Tempoyu biraz daha hızlandırıyorum, Guns and Roses’ın “Paradise City” şarkısı başladığında basları göğüs çeperinizde hissedebiliyorsunuz. Dulcet Be kesinlikle küçük çalmayı reddediyor. Hatta size samimiyetle söyleyebilirim, bu hoparlörü rahatlıkla 20-25 m2 salonunuzda kullanabilirsiniz. Ayrıca bu şarkının tizlerine oldum olası bayılmışımdır. Dulcet’in üst frekanslardaki yorumu da yabana atılacak cinsten değil. Tizler belki bir parça daha belirgin olabilirdi ama aynı güzelliği size yansıtmayı başarıyor.

Son olarak müziğin katmanlarına tekrar bir göz atmakta fayda var. Zira David Gilmour’ın “On An Island” albümü arka planda olan bitenler açısından oldukça zengin bir albüm. Vokaller yine temiz, yumuşak ve sakin. Gilmour’ın gitarları güçlü, hacimli ve akışkan. Sahnede kesinlikle geriye doğru uzayan bir genişlik söz konusu. Baslar etli ve midler sıcak, tizler ipeksi hatta biraz şekerli. Şarkı çalarken sesi kıstığınızda (ki diğer şarkılarda da aynı şey oluyor) baslar gücünden bir şey kaybetmiyor. Düşük volümlerde albümlerinizi gövdeli bir şekilde dinlemeye devam edebilirsiniz.

Sonuç olarak Reference 3A Dulcet Be için “Dünyanın En iyi Monitörü” yakıştırması yapılabilir mi bilmiyorum, (zira bu yargıya varmak için hepsini dinlemiş olmak gerekiyor) ama bu sıcak ve kulağa hoş gelen tonun birçok insanın kalbini kazanacağından eminim. Hatta bu ton için “Şeytana ruhunu satacak!” birçok kişi tanıyorum. Güçlü baslarına rağmen müziğin nabzını iyi tutabilen ve aynı zamanda atak çalmayı başarabilen bir hoparlör, Dulcet Be… Blues dinlemek ise ayrı bir keyif… Ancak küçük sayılabilecek bu kabinden, bu kadar güçlü baslar üretildiğinde kimi şarkılarda mikro detayları duymak güçleşebiliyor. Açık ve detaylı çalan doğru bir amfiyle eşleştirildiğinde sizi uzun süre mutlu edebilir. Bir hoparlör almadan önce mutlaka kulak kabartmanızda fayda var.

Burak Meriç

Sistem: Amfi: Hegel H70 Cd Çalar: Hegel CDP 2A MK II Hoparlör: Wilson Benesch Arc Ara bağlantı kablosu: DH Labs Revelation Hoparlör kablosu: DH Labs Q10 Acoustic Signature Güç kablosu: DH Labs Power Plus

Reference 3A Dulcet
Raf tipi hoparlör
Temsilci: Mavi Hifi / www.mavihifi.com/
Online satın almak için: e-Mavi Hifi / www.e-mavihifi.com/?urun-705-reference-dulcet-be

Fiyat: 4.845,26 TL (02 Eylül 2013 itibarı ile) 

Benzer Yazılar