Pikap Ayar Terimleri

İğnenin düzgün bir şekilde ayarlanması, analog sesin kalitesi açısından en önemli etkendir. Her kol aynı ayarları sunmamakla birlikte bir çok terim ortaklaşa kullanılmaktadır. Bu noktada iğne ayarlarının yapılması öncesinde bu terminolojiye hakim olmak bence önemlidir. Kol ve iğnenin uyumlu bir şekilde ayarlanması başta yerçekimi olmak üzere çeşitli fizik kanunlarıyla çok yakından ilgilidir. Bu noktada eğer pikap kullanarak müzik dinliyorsanız, kol ve iğne ayarlarını yaparken neyin ne olduğunu bilmek yaptığınız işten keyif almak adına önemli bir ayrıntı. Umarım bu yazı, bu uğraştan keyif almanıza yardımcı olur.

Bu ayarlar konusundaki neredeyse tüm terminoloji İngilizce olduğundan öncelikle terimlerin Türkçe karşılıkları ile başlayalım. Bu arada bu yazı sahip olduğum SME Series V üzerinde yapılabilen ayarlamaları kapsamaktadır. Bilinen tüm faktörlerin ayarlanabilmesi, bu kolu benim gözümde çok değerli kılsa da, konunun acemilerinin canını da oldukça sıkabilir. Yazıyı okurken sizin pikabınızda bu ayarlardan bir veya daha fazlası olmayabilir, lütfen panik yapmayınız. Çoğu üreticiler daha basit yöntemler kullanarak çeşitli kollar üretmişlerdir. Bu ayarların bazılarının olmaması demek kolunuzun kalitesiz olması anlamına gelmez. VPI, Bluenote gibi bazı üreticiler sözgelimi anti-skating ayarı olmayan kollar üretmeyi başarmışlardır. Bu kolu üreten üreticinin tasarımı ile doğrudan bağlantılıdır.

-Overhang – Sarkma
-Zenith – aynen kullanılacaktır
-Azimuth – aynen kullanılacaktır
-Vertical Tracking Angle (VTA) – dikey izleme açısı
-Stylus Rake Angle (SRA) – İğne tarama açısı
-Tracking Force (VTF) – Dikey izleme gücü
-Anti-Skating Force (HTF) – Anti-skating olarak kullanılacaktır.

Sarkma

Bu terim ayar sürecimizin en ilk ayağıdır. Teorik olarak kolun birinci plak izi ve sonuncusunu okuyabilmesi için gereken ayarlamaların yapılması denilebilir. Bu her kolda hassas şekilde ayarlanamaz, üreticilerin bir kısmı standartlara göre kolun bu ayarını sabit şekilde üretebilirler. Zaman zaman kolu iz üzerine indirdiğinizde bir çızıltı duyarsınız. Bu plağın üretimi esnasında bir tutma payı olarak düşünülerek üretilmiş izsiz kısmının okunmaya çalışılması veya iğnenin bu bölge üzerinde hareketi esnasında oluşur. İşte bazı özel kollarda bu mesafe ayarlanarak bu gürültü minimize edilir. Plak üretimi belli standartlara bağlı olduğundan iğnenin bu bölgeye inmesi hem cızıltının azalması hem de iğnenin sağlığı açısından teorik olarak önemli iken, özellikle ince işleme yöntemlerinin geliştirildiği günümüzde iğne bu noktalarda zarar görmesi neredeyse imkansız olsa da, bazı üreticiler hala bu ayara kolları üzerinde yer verirler. Ayrıca gene kol ile beraber gelen ayar şemaları ile kolun indiğinde bastığı izlerin kontrolü de bu ilk aşamada yapılır. Şu an kullandığımız kollarda plak üzerinde belirlenmiş iki noktaya , özel ayar şemaları ile ayarlamanın akabinde iğne ve kol hassas bir şeklide inebiliyorsa ilk ayarlarımız tam olarak yapılmış demektir. Geçmiş dönemlerde iki yerine altı referans noktası alınmaktaydı diye ufak bir not düşmek isterim, üretim teknikleri gelişip kollar hassaslaştıkça bu kontrol noktalarının sayısı ikiye düşmüştür.

Zenith

Zenith pek kullanılmayan ama hepimizin yakından bildiği iğnenin plak izlerine göre yaptığı yatay harekettir. Aslında kullandığımız protractor’e göre bu nokta ayarlanmaktadır. Mantık iki plak izi arasında iğnenin aynı açı ile uzunca bir yol boyunca tercihen ilk izden sonuncusuna kadar aynı açı veya uzaklıklar sabit kalarak yolu izlemesidir İşte bu ayarlamalar protractor vasıtası ile yapılır. Tüm protractor versiyonlarında, Baerwald, Bauer, Lofgren ve Stevenson gibi farklı noktalar refere edilerek optimal ayarlara ulaşılmaya çalışılır ki, günümüzde en çok kullanılan iki nokta referanslı protractor’lardır. Pivot kolu teknolojisinde zaman zaman çoklu nokta refere edilerek yapılan ayarlamalarda tam hassaslık sağlanamasa da, zenith’in düzgün ayarlanması ses kalitesi için önemli bir faktördür.

Azimuth

İğnenin tam ön perspektiften baktığımızda plak üzerine bastığı ve dikey olarak oluşturduğumuz sanal bir çizginin sağ veya sol yöne doğru açı ile ilintilidir. Teorik olarak bu açının 0 derece olması arzu edilir. Bu aslında önemli fakat her kolda olmayan özel bir ayardır. En basit şekli ile, göz ile yapılabilir. İğnenin plağa tam dik açı ile basması esastır. Bunu kolay bir şekilde kontrol etmek için bir küçük ayna parçası alınır. Bu parça üzerine dik bir çizgi çekilir. İğnenin önünden tam dik bir açı ile tercihen bir büyüteç ile bakılarak iğne ve çizdiğimiz çizginin üst üste gelerek, iğnenin arkasından, çizdiğimiz çizginin görülmemesi en basit ayar yöntemidir. Bir diğer yöntem ise, kolunuzla beraber gelmiş olan ayar şemalarını kullanarak azimuth ayarı yapmaktır ki, en sağlıklısı bu şekildedir. Bazı kollarda bu açının ayarlanabilmesi için farklı yöntemler kullanılmakta, bir kısmında ise bu ayarlara yer verilmemektedir.

Dikey İzleme Açısı (VTA)

Dikey izleme açısı bir iğnenin yukarıdaki şekildeki gibi dikey hareketini belirler. Aslında VTA ayarları Stylus Rake Angle (SRA) – yani iğne tarama açısı ile birlikte bir anlam ifade ederler. Neredeyse tüm iğne üreticileri geçen yıllar içerisinde VTA açısının yaklaşık 20 derece olması konusunda fikir birliğine varıp, bunu teknoloji standardı haline getirmişlerdir. Bu açı, hatta aslında iğnenin dikey düzlemdeki bu açısal hareketi, aslında bir nevi süspansiyon olarak düşünülebilir. İzlerdeki çıkıntılar, yabancı maddeler hatta kolun plak üzerine sert indirilmesi gibi durumlarda iğnenin sağlığı için bir kalkan görevi olarak bile addedilebilir.

İğne Tarama Açısı (SRA)

İğne tarama açısı (SRA), dikey izleme açısı (VTA) ile ayrılmaz bir bütündür. Bu terim genellikle pek kullanılmamakla beraber, aslında VTA teriminin içinde kendisine yer bulur. O yüzden SRA ve VTA ayarlamalarını berabermişcesine de düşünebilirsiniz. Bildiğiniz üzere kartuşun içerisi bobinler ile sarılı olup, iğnenin plak üzerindeki izleri okurken yaptığı ileri ve geri hareket sonucunda elektriksel olarak ses sinyali oluşturulur. İşte bu noktada SRA ve VTA aslında çok önemli birer etkiye sahiptir. İzlerin okunması teorik olarak ne kadar mükemmel şekilde yapılırsa, gene teorik olarak ses sinyali o kadar orjinaline yaklaşacaktır. İşte bu noktada hem dikey, hemde taramayı oluşturan açılar, iğnenin ekliptik okuma ucunun plak izlerine tam oturması ile direkt olarak bağlantılıdır. Bu yüzden bir çok odyofil kendi kulak referanslarına göre, teorik olarak aynı kol ve iğneleri kullansa dahi, farklı VTA ve SRA ayarlamalarının gerçeğine uygun olduğunu iddia ederler ki, pratikte bu açıların değişimi gerçekten de ses kalitesi anlamında önemli etkiye sahiptir.

SRA ve VTA’da yaptığımız tüm ayarlamalar standart bir plak kalınlığına göre yapılsa da, farklı mat’lar (pikabın platter’i üzerine konulan çeşitli maddelerden üretilebilen parça) kullanıldığında, hatta farklı plak şirketlerinin ayarlamaları yaptığımız plaktan daha ince yada daha kalın ürettikleri plaklarda tekrar ayarlama gerekebilir. Çünkü optimal açılar, yüksekliğin artması ile değişecek ve tekrar ayarlama gereksinimi duyulacaktır. Belki de, pikap kullanımın en büyük güzelliği basit fizik kuralları ile küçük ayar oynamaları ile sesin bu kadar değiştirilebilmesinden kaynaklanmaktadır

Dikey İzleme Gücü (VTF)

Kapsamına izleme ağırlığı ve izleme kuvvetini alan terim. Genelde gram cinsinden ifade edilir. Bir kartuş kola takıldığı zaman kartuşun ağrılığının yanı sıra vidaların hatta bazı pikaplarda kolu elle hareket ettirmek için ayrıca takılan ufak bir mekanizmanın ağırlıkları, kartuşun ağırlığına eklenir. Fizik kurallarına göre bu ağırlıkla kol denge noktasını kaybedip, iğnenin bulunduğu kısmın ağırlığından dolayı bu yöne doğru alçalır. İşte plak yüzeyinde sağlıklı okumayı gerçekleştirmek adına, iğnenin plak ile etkileşimi , özellikle iğne üreticisinin belirttiği kuvvetin plak üzerine uygulanması sağlanır. Genellikle üreticiler belli gramajları belirtseler de, konunun fanatikleri belli olasılıklar dahilinde bu ayarları değiştirerek kullanırlar. Gene bu ayarlar ile iğnenin süspansiyonu yani, plak üzerindeki yaylanması da, sağlanır. Eğer bu yaylanma kontrolsüz olur ise, olması gereken yolda farklılaşma hatta izden kayma meydana gelecektir ki, bu hem iğne hem de plak için istenilen bir durum değildir.

Anti-skating

Anti skating olgusu aslında yatay izleme gücü şeklinde çevirebiliriz. Bu özellikle bir eksen etrafında hareketli kollar için kullanılmaktadır. Merkez kaç kuvvetinin de içinde bulunduğu fizik kanunları iğneyi ve kolu, plak izlerinden dışarıya çıkmak için zorlar. Bu bir nevi sanal çekiş oluşturmaktadır. Bu noktada bu etkiyi azaltmak veya etkisizleştirmek üzere Anti-skating gücü kullanılır. Eğer bu ayar yapılmaz ise, iğne izlerin optimal noktasından kaymalar oluşturur ki, bu bir yada iki kanalda bize seste dengesizlik –yani sağ ve sol kanallarda eşitsizlik veya farklılık- ve seste bozulmalar olarak geri dönecektir. Bu çekim etkisi, belirli bir süre sonra plaklarımızın zarar görmesi sonucunu bile çıkartabilir. Belli bir oranda optimal iz yolundan sapan iğne, plak izlerine zarar vermeye aşındırmaya başlar. İşte bu nokta iğneniz için çok yoğun olmasa da, plak koleksiyonunuz üzerinde olumsuz etkiler ve özellikle bozulmalar yaratır. Bu noktada genelde önemsiz görülen anti-skating ayarının dinleme zevkimiz ve plak koleksiyonumuz üzerindeki önemli etkisi anlaşılmıştır diye umuyorum. Bir diğer noktada dikey izleme gücü ve dikey izleme açısı üzerinde yapılan her ayarlamanın anti skating üzerinde etkisi olduğunu bilmemiz gerekir ve bu ayaralarda herhangi bir değişim ve tekrar ayarlama sonrasında, optimal ayarların tekrar yapılabilmesi için anti skatink’in yeniden belirlenmesi gerekir. Bunun için en alışılagelmiş yöntem, çok iyi bilinen bir test plağının dinlenerek ayarlama yapılmasıdır. Böylelikle kanallar arasındaki farklar tespit edilerek ayarlama imkanı olur.

Hakan Cezayirli