Muhteşem Wavac Dünyası Bölüm I

Bu yazımda sizinle Wavac PR-T1 Pre Amplifikatör ve aynı seriden LCR-X2 pikap katı ve EC-300B Single Ended Triode güç amplifikatörü ile ilgili fikir ve düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Star Trek televizyon dizisinin açılış cümlesini hatırlar mısınız? “Space the final Frontier!” (Uzay, son sınır! Şeklinde Türkçeleştirebiliriz.) Tüm bu Wavac bileşenlerinin güzelliklerini ve verdikleri keyfi bu cümle ile ifade etmem gerekir, müzikal alan etkisi gerçekten çok iyi.

Uzun yıllardır İngiltere güney sahilinde iyi bilinen bir hi-fi dükkanını olan Heatherdale Audio’yu işleten bir arkadaşım var, Dave Ruffell. Birkaç ay önce Dave, Wavac markasının İngiltere distribütörü oldu. Bu bana eski bir dostu ziyaret etmenin yanı sıra Wavac’in en iyi elektroniklerini yakından tanıma ve sınırsız şekilde dinleme olanağı sundu. Özellikle de EC-300B güç amplifikatörünü.

Wavac tarafından üretilen en meşhur cihazlar olan son derece büyük yapılı SH-833 etrafında kurulu, bu durumda firmanın amplifikatörleri arasında EC-300B’yi markanın bebeği olarak nitelendirmemiz yanlış olmaz sanırım. Uzun zamandır bu küçük kardeş hakkında güzel şeyler duyuyordum. Bir kaç sene PR-T1 pre-amplifikatör ve LCR-X2 pikap katı sahibi oldum. Şimdi bu üç cihazı birlikte şansım olduğu için çok mutluyum.

Bazı Hi-fi satıcıları kullanılmış araba parçaları satıcıları gibi davranır, bilgileri sağlam bir ses eğitimine ve deneyimine dayanmaz. Dave ise farklı, 1969 ile 1978 yılları arasında bir kayıt stüdyosu işletmiş ve halen çok değerli olan bazı ender Japon baskılarında imzası bulunabiliyor. Sanırım bu durum onun müziğin mutfağındaki yeteneğini ortaya koyabilir.

Dave çok başarılı bir dinleme odası inşa ettirmiş, burada da enteresan ekipman kombinasyonlarını sunabiliyor. Wavac’lar ile de çok gururu duyuyor doğrusu, öylede olmalı bence.

Üretim kalitesi ve ses kalitesi konusunda Wavac’ın çok iyi bir ismi vardır. Firmanın bazı ürünlerindeki orijinal devreler rahmetli Nobu Shishido tarafından tasarlanmıştı. Şimdiyse firmanın başında Yuzuro Ito var, o da çok iyi bilinen bir Japon ses mühendisidir.

Wavac aslında bir Sigma kuruluşu ve sanırım onların asıl iş odağı inşaat veya inşaat malzemeleri. Neyse biz dinletimize geri dönelim ve PR-T1 pre-amplifikatör ile yazımıza başlayalım.

70mm kalınlığında uçak yapımında kullanılan 15kg’lık bir kalıp alüminyum alalım, CNC içerisini tamamen işleyerek oyalım. Altın rengine boyayalım ve tüm bu işlemlerden sonra Olympos dağının tepesinde Zeus’un kişisel ses sisteminden çıkmış gibi görünen bir cihaz ile karşılaşırız.

Wavac, PR-T1 pre-amplifikatörde sadece bağımsız bir güç kaynağı yapmakla kalmamış, aynı zamanda sistemi besleyen tüm transformatörleri de ayrı bir kutuya koyarak manyetik parazitlerden en mükemmel şekilde arınmayı hedeflemiş.

Pre-amplifikatör ana fonksiyonu olan ses açıp kapatmayı çok iri gümüş bir düğme ile sağlıyor. (dikkat! kumanda yok) Ortada girişleri seçmek için bir kontrol düğmesi var; ilk ikisi kendi düzgün eşleme transformatörlerine sahip (coupling transformer) dengelenmiş yapıda girişler ve üç adet standart giriş, bu kontrol ünitesi tarafından idare ediliyor. Sağ tarafta bulunan iki adet küçük kontrol düğmesi ise sağ ve sol gain’i kontrol ediyor.

Aslında dinleti esnasında bu iki küçük kontrol düğmesi tam ortalanmış pozisyondaydı ancak sisteminizin sağ ve sol kanal dengelemesini yapmanız gerekirse bu çok etkin ve hassas bir yöntem olarak dikkat çekiyor.

Gain katı kanal başına 2 adet 12 AU8 / ECC82 vakum tüp tarafından idare ediliyor. Dördününde yaylı altın rengi metal kutuları fevkalade bir izolasyonu sağlıyor. PR-T1 şasisi ile güç kaynağı arasındaki elektriğe aktaran güç girişleri kelimenin tam anlamıyla “endüstriyel” nitelikte.

Kutunun içinde uzay veya roket bilimi cinsinden bir şeyler yok sadece çok sağlam mekanik ve mühendissel bir biçimde yaklaşılarak üretim yapılmış olduğunu biliyoruz. Gerçekten yüksek kaliteli bir ürüne, hak ettiği parayı harcamışsınız gibi hissediyorsunuz.

Peki amplifikatörün sesi neye benziyor? Kendi kişisel hikayemi anlatabilirim. Bir kaç yıllığına bir Kondo M77 pre-amplifikatörüm oldu. Erişilmez kulemde oturup böyle ender bir cihaza sahip olmayanlara burnumdan aşağı bakıyordum. Wavac’ın pre-amplisi ile kendiminkini kıyaslama şansı bulduğumda bu nasıl bir dünyaya düşüştü benim için!

Porche ve Ferrari farklı kullanma deneyimleri olan iki farklı arabadır. Hangisini tercih edersiniz? İki pre-ampliyide beraber dinledikten sonra onları kıyaslamak adil miydi? Kişisel olarak konuşmam gerekirse, hemen Kondo’mu satıp bu harika canavarı almam gerekiyordu!

İkinci Bölüme Ulaşmak İçin Tıklayınız

Benzer Yazılar

Tags: