Wire World Oasis 7 ve Oasis 6

Amerikalı Wire World firmasının kablolarını incelemeye devam ediyoruz. Bu kez aynı seriden bir ikiliyi konuk ediyoruz. Oasis 7 ara bağlantı kablosu ve Oasis 6 hoparlör kablosu. Bu ikili Wire World firmasının giriş seviyesindeki modellerinin biraz üstünde konumlanan ürünler. İlk önce ara bağlantı kablosu ile başlıyoruz, arkasından hoparlör kablosuna geçeceğiz ve en son her iki kabloyu sistemimizde beraber deneyeceğiz.

Oasis, mavi renkte dış kaplamaya sahip firmanın kendi patentli ekranlamasına sahip bir kablo. Kablo kontrollü şekilde eğilip bükülebiliyor. Özellikle alengirli raf sistemlerinde bu durum önem kazanıyor. Eğilip bükülürken kablonun zarar görmemesi önemli. Kablonun iletkenleri oksijenden arındırılmış bakır. Amerikalı firma konektörlere özenmiş. Son derece özgün, yuvaları iyi kavrayan bir yapıları var. Konektörlerde kabloların yönü de işaretlenmiş. Kabloyu sistemime takmadan önce hoparlör kablosu ile birlikte yakma işlemine soktum. Bu sürecin sonunda kabloyu kendi sistemimde farklı cihazlarla kullandım. Kablo KDV dahil 200 Lira’nın birazcık üzerindeki bir model. Haliyle giriş seviyesine oturan bir kablo dersek yalnız olmaz. Bu yüzden beklentilerimiz üst sınıf bir ara bağlantı kablosuna göre daha farklı. Bu tarz kablolarda benim için en önemli şey kendi sistemimde takılı bulunan kablolara göre sistemin yönünü çok farklı yönlere çevirmemesi. Tabii ki kendisinden çok daha pahalı kablolara göre daha fazla detay, daha fazla ayrıntı beklemek doğru olmaz. Birinci öncelik dediğim gibi var olan tadı büyük ölçüde koruması. Sisteme çok müdahale etmemesi.


Bohuslan Big Band – Don’t Fence Me In – The Music Of Cole Porter albümü ile başlayalım. Albümde kuzeyli bir büyük orkestra var, Bohuslan Big Band. Bu topluluğun kalbinde Nils Landgren var. Müzik direktörü olarak görev aldığı toplulukta kendi albümlerinden farklı tarzlara da el atıyor. Bohuslan Big Band’ın repertuarı oldukça geniş. Albümlerinde farklı isimlerden besteler çaldıkları gibi bazı albümleri de tek bir müzisyenin bestelerini içeriyor. Liste bayağı uzun Duke Ellington, Frank Zappa, Avishai Cohen, James Brown, Lew Soloff, Kenny Wheeler, Gil Evans, Bob Mintzer, Steely Dan, George Gershwin ve daha fazlası. Albüm ilginç bir seçkiye sahip. Bazı çok bilindik şarkıların yanında pek bilinmeyen şarkılara da yer verilmiş. Büyük orkestra düzenlemelerini yapan Colin Towns bazı ilginç işlere imza atmış. Albüm genel olarak daha düşük tempolu şarkılardan oluşturulmuş. Ancak swing’i bol şarkılar aralara serpiştirilerek albümün genelinde bir denge oluşturulmuş. Ayrıntılara göz attığınızda sololara baktığınızda çok abartıya kaçılmadan mainstream müzik dinleyicisinin daha fazla hoşuna gidecek bir tarz elde edilmiş. Bu şarkıların bir çoğunu müzik tarihinin önemli orkestra ve müzisyenlerinden dinlediğimiz için vokallerde abartıya kaçılmadan müzik daha fazla ön plana çıkartılmış. Kayıt ise çok başarılı.

Albümün karakteri yerli yerinde duruyor. Genel olarak dengeli bir sunumu var Oasis 7’nin. Sahne sistemin tam ortasında, iki hoparlörün arasında. Bas performansı bulunduğu fiyat segmentine göre başarılı. Büyük orkestranın tadını yansıtıyor.

Hatfield & The North – The Rotters’ Club. İsmi pek bilinmedik ama bana kalırsa bilindik grupların bir çoğundan daha sağlam bir İngiliz progressive rock grubu olan Hatfield & The North’un kendi ismini taşıyan albümünden hemen bir sene sonra yayınlanan The Rotters’ Club albümü her açıdan türün kalburüstü örneklerinden sayılabilir. İnce ince her saniyesi işlenmiş albümün yeniden basım versiyonu 5 bonus şarkı içeriyor. Şarkıların ince işçiliği gerçekten etkileyici, baterinin ve klavyenin kullanımı neredeyse ders niteliğinde okutulacak kadar etkin. Bu sayının davul konusunda Max Roach Scott Free albümünden sonra beni en çok etkileyen albümü. Birisi jazz konusunda diğeri ise rock türünde… Grubun orjinal kadrosu olan gitarda Phil Miller, keyboard’da Steve Miller, Gong grubundan tanıdığımız Pip Pyle ve Caravan grubundan tanıdğımız Richard Sinclair ile kaydedilmiş ilk 2 albümünü kaçırmamanızı şiddetle tavsiye ederim.

Wire World kabloların genel olarak rock müzikle arasının çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bu albümde sahne veya detaydan çok albümün dinamizmini bize yansıtıp yansıtamadığı konusuna odaklanıyorum. Sonuçlar oldukça keyifli.  

Oasis 7 interconnect sisteme çok müdahale etmeden, sistemin müzikal yapısına müdahil olmadan detay seviyesini, sahnesini yansıtmayı başaran bir kablo. Fiyatına bakarak fiyat performans oranını başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Wire World cephesinde tabii ki daha iddialı modeller var ancak bulunduğu fiyat segmentinde bu kablonun oldukça iyi bir seçenek olduğu belli.

İkinci Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız

Benzer Yazılar

Tags: