Hiroyasu Kondo ve Audio Note Japan

 

Bu sayımızda sizlere daha ilk sayılarımızda paylaşacağımıza söz verdiğimiz Hiroyasu Kondo röportajının Türkçe çevirisini sunuyoruz. Aslında bu röportajı daha önce yayınlamayı düşünüyordum. Fakat Devrim Bey tarafından kaleme alınan Single Ended Tarihçesi yazı dizisinin 3. bölümünün Japonya’yı ele alacağını bildiğimden yazıyı biraz geciktirdim. Bu sayımızda hem SET’lerin Japonya’yı konu alan bölümünün yayınlanması hemde efsanevi tasarımcı Hiroyasu Kondo’nun ayrıntılı röportajının okunabilecek olması Türk odyofiller açısından tarifsiz bir keyif olacak diye umuyorum. Bu röportaj ve röportajı süsleyen ve kolay kolay bulamayacağınız resimler Sn. Adnan Salihoğlu tarafından sağlandı. Desteğinden dolayı kendisine de sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Gelecek sayımızda SET Tarihçesi bölümünde Avrupa ve özellikle de Fransa ele alınacak. Gelecek sayımızda da sizleri şimdiden büyük bir sürprizin beklediğini söyleyebilirim.

Aşağıda okuyacağınız röportaj, 1997 Mart’ında Jonathan Scull tarafından yapılmış. Röportaj sırasında sorular Masahiro Shibazaki tarafından Japonca’ya çevrilmiş ve cevaplar İngilizce’ye çevrilmiş. Masahiro Shibazaki o dönemde Lowther ürünleri de dahil olmak üzere bazı hifi firmalarının dağıtımcılığını üstlenen Sibatech firmasının başındaki kişi ve Kondo’nun yakın bir arkadaşı. Hitayasu Kondo’nun ölümünden sonra Kondo şirketini şu an Shibazaki yönetmektedir.

Bu yazı ile 8 Ocak 2006 tarihinde kaybettiğimiz büyük usta Hiroyasu Kondo’yu da anmış oluyoruz. Stereo Mecmuası’nın bu sayısını da bu vesile ile kendisine adıyoruz.

Soru: Kondo-San kendinizden biraz bahseder misiniz.

Shibazaki: Kondo-San, bir Budist tapınağında, rahip bir babanın oğlu olarak doğdu. Babasının ve diğer rahiplerin söyledikleri ilahiler ile büyüdü. Bu ilahiler, bedenin derinliklerinden süzülen çok güzel akustiğe sahip tınılardır.

Soru: Peki durum nasıl ses konusunda mükemmelleşmeye dönüştü.

Shibazaki: Zaman içerisinde müzik dinleme yönü Opera’ya döndü. Tabii ki, operalar çocukluk yıllarım boyunca dinlediği ilahilerle benzer yapılara sahip.

Soru: Opera ve Budist ilahileri, daha önce birbirleri arasında herhangi bir bağlantı olabileceğini düşünmemiştim.

Shibazaki: Kondo-San’ın babası bir budist rahibi olarak tanınıyor ve büyük bir saygı görüyordu bunun yanısıra kendi ihtiyaçlarını kendisi üretirdi ve hatta ürettiklerinin arasında amplifikatörlerde vardı. Kondo-San bu konularda babasından çok etkilenmiştir. Kondo-San 16 yaşında dinlediği bir klasik müzik performansından çok etkilenir. Bu eser, Toscanini’nin “Yeni Dünya” senfonisinin dördüncü bölümüdür. Bu olay 1953 yılında gerçekleşir. Kondo-San’ın deyimiyle o yıllar büyük kayıtların yapıldığı altın yıllardır.

Scull: Herhalde o an kendi cihazlarınızı üretme kararı almışsınızdır?

Shibazaki: Açıkçası karar o an alınmamış. Cihazlarını tasarlamaya başlaması için bir miktar daha zaman geçmesi gerekiyordu. Cihazlarını tasarlamaya 1976 yılında CBS/Sony şirketinden istifa ettikten sonra başlamış. Bu büyük firmada yoğun şekilde çalışırken en iyi ses sistemlerini üretme hayalini gerçekleştirmesi mümkün değildi.

Soru: Kondo-San, Sony firmasındaki göreviniz ne idi?

Shibazaki: Sony firmasında kayıt mühendisi olarak işe başladı ve daha ileri ki yıllarda kayıt ekipmanının geliştirilmesi görevini üstlenen departmana tayin edildi.

Soru: Kondo-San istifa ederek ayrıldığına göre, onu Sony’in felsefesinde rahatsız eden şey ve kendi düşüncelerinden farklı kılan faktörler nelerdi?

Shibazaki: Kondo-San bunun çok zor bir soru olduğunu söylüyor. (Kondo-San bu sırada gülmektedir)

Soru: Teşekkür ederim.

Kondo-San uzun bir süre Shibazaki ile konuşur.

Shibazaki: Tamam, bunu çevirmek oldukça zor olacak. Burada yani Japonya’da sosyal yaşam oldukça farklı ve kendisine özgüdür. Tabii ki şirketlerde aynı şekilde. Bireysel olarak tasarlanmış özgün ürünler zaman zaman başkaları tarafından değiştirilir veya yok sayılır. Bu durum özellikle CBS/Sony gibi dev şirketlerde daha fazla yaşamaktadır. Sonuçta bu şirketler büyük pazarlar için seri üretim yaparlar. Bu durumda ortaya çıkan ses ortalama bir sestir ve tasarımcının bireysel yaratıcılığını çok az yansıtır.

Soru: Bu durum sizce Japonya’nın kendine özgü toplumsal geleneklerinden mi kaynaklanıyor?

Shibazaki:Kondo-San kesinlikle evet diyor. Bu durum tarih boyu Japonya kültürünün bir parçası olmuştur. Sonuçta Kondo-San ve onun fikrindeki arkadaşları, ki buna bende dahilim, kendi şirketlerinde çalışırlar.

Soru: Biraz kafam karıştı. Ben tekrar üretim mantığındaki farklılıklar konusuna dönmek isterim.

Shibazaki: Çok sade bir şekilde anlatmak gerekirse, Kondo-San kendi hayal ettiği sesi geliştirmek istiyordu.

Soru: O zaman CBS/Sony’den ayrılmasının sebebi buydu.

Shibazaki: Evet aynen böyle.

Soru: Yeterince açık. Şimdi, anlayabildiğim kadarı ile, Audio Note Japan, kendi ürettiği tüm cihazların içerisindeki malzemeyi ve bileşenleri kendisi üretiyor. Bunun sebebi nedir ?

Shibazaki: Aslında cevap çok basit

Soru: Güzel (bir yandan güler)

Shibazaki: Kondo-San başkaları tarafından üretilmiş, özellikle de büyük pazarlar için üretim yapan firmaların ürettiği bileşenleri kullanmaktan nefret eder. Kendisi hayal ettiği özel sesi üretmenin peşindedir. Başka bir deyişle, birincil öncelik sestir, üretimin kolaylığı, basitliği veya verimliliği değil.

Bu durum haliyle kendi bileşenlerini üretmesini gerektir örneğin kapasitörler gibi. Zaten şu an neredeyse cihazların içerisinde kullanılan her şeyi kendisi üretmekte, buna trafolar, kablolar ve özel teller dahil. Kendisinin üretmediği sadece rezistörler var. Dolayısıyla rezistörler farklı firmalardan alınmakta. Ama yakın bir gelecekte kendi rezistörlerini de üretmeyi planlamakta.

Soru: Single Ended mimarisinde üretime nasıl başladınız. Yanılmıyorsam ilk önce push-pull tasarımlarla yola çıktınız.

Shibazaki: Doğru ilk ürettiğimiz ürün 211 lambaları ile donatılmış bir push-pull tasarımdı.

Soru: Peki Single Ended’a dönmenizin sebebi neydi?

Shibazaki: Single Ended amplifikatörler Japonya’da uzun zamandır tanınmaktadır. Kondo-San bir anda tasarımlarını Single Ended’a döndürür. Bunun sebebi, sesin saflığından etkilenmesidir. (bir yandan Kondo-San’a dönerek konuşur) ve sesin itaat etmesine de tabii ki.

Soru: İtaat eden ses, bu konuyu biraz açabilir misiniz.

Shibazaki: Bu transparanlık demek. Audio Note Japan cihazları çalarken hatta çok az bir ses seviyesinde bile dikkatinizi ilk çeken şey saflık ve transparanlıktır. İtaat eden sesi, sanırım en iyi dinleyince anlarsınız.

Soru: Biraz dijital ve analog’tan konuşalım mı?

Shibazaki: Analog audio teknolojisinin en büyük avantajı, çok küçük bir ses seviyesinde bile, sesin saflığı ve doğrusallığıdır. Hangi dijital teknoloji bugün bunu sağlayabilmiştir. Yaylı bir çalgının teline keçe bir yastıkla kaplanmış çekiçle vurulduğunda ortaya çıkan ses analog tarafından gerçeğine yakın olarak seslendirilebilirken, dijital teknoloji bunu başaramaz. Keçe ile kaplanmış çekiçlerin sesleri…. Hem yayların seslerini ve onlara dokunulduğunda ortaya çıkan sesi duyarsınız. Bu çok ama çok narin bir sestir.

(Kondo-San Shibazaki’ye bir şeyler anlatır)

Aynı enstrüman, dijital cihazlar tarafından çalındığında ortaya çıkan ses, dinleyicinin sanki demir bir çekicin yayları dövdüğünü düşündürten bir sestir. Zaten bu sebeplerden dolayı Single Ended daha iyidir, bu narin sesleri süratli şekilde aktarabilir.

Soru: Peki Kondo-San, Single Ended mimaride problemler görmüyor mu veya dezavantajlı yanları yok mu?

Shibazaki: Sadece düşük güç. Tek sorun sadece bu..

Soru: Push-pull mimari, sesi zenginleştiren armonikleri bir miktar azaltıyor ama bunun karşısında Single Ended mimari, tüm harmonikleri yükseltmekte. Buna distorsiyon olarak adlandırılabilecekler de dahil. Kondo-San’ın bu duruma bakış açısı nasıl. Single Ended ve Push-pull ses arasındaki farkı nasıl anlatır.

Shibazaki: Bir diğer zor soru ama ilginç bir soru. Adım adım gidelim. Push-pull mimarinin kendisine özgü güzellikleri var ama bunun için tabii ki, düzgün şekilde tasarlanmış ve dengelenmiş
olması gerekir. Ama Push-pull mimaride sesi zenginleştiren harmonikler( (Ç/N even-order harmonics) kaybolurken sesi bozan harmoniklerin (Ç/N odd-order harmonics) kalması iyi bir şey değil

Soru: Dinlemeyi kolay hale getirmiyor değil mi?

Shibazaki: Evet aynen öyle, söz gelimi ikinci harmonikler, insan kulağı için çok doğal ve kulağa hoş gelen seslerdir. Push-pull mimari, bu noktada tercih anlamında bazıları için daha keskindir. Ama iyi tasarlanmış bir Single Ended amplifikatörde ikinci harmoniğin yanı sıra üçüncü harmonikte narin bir şekilde seslendirilir. Evet narin bir şekilde.

Soru: Sizce Single Ended müziğe daha mı yakın?

Shibazaki: Evet. Kondo-San, müzisyenlerin veya orkestra şefinin, bir performansta dokunuşlarını, nefes almalarını ve nefeslerini hissedebiliyorum diyor. Sesin, hareketlerini hissediyor, bunu konuşmamızın başında belirtmişti. Büyük bir salonda yerleştirilmiş bir piyano çalarken, sesin hareketini hissedersiniz ve yankısını duyarsınız. Bu önemli bir nokta. Single Ended mimari, Kondo-San’a müzisyeni zihnindekileri hissetme şansını tanıyor.

Soru: !

Shibazaki: Evet. Bu durum müzisyenin performansından anlaşılabilir. Sözgelimi Kondo-San, kemanistin performansına bakarak, onun bir gece önce karısı ile tartıştığını tahmin edebilir. (Gülüşmeler olur) Ya da trompetçide neler olduğunu. Kısacası müzisyenin halet-i ruhiyesini ve durumunu anlar. (Yine gülüşmeler olur) Bunu normal insanlardan farklı olarak algılamasının bir sebebi, uzun yıllar mikrofonların üretimi ve geliştirilmesi sırasında mühendis olarak çalışması olabilir.

Soru: Yine CBS/Sony dönemi değil mi?

Shibazaki: Hayır daha da önce. Kolej yıllarından gelen bir özellik. Kondo-San o dönemde kendi mikrofonlarını üretiyordu.

Soru: Lambalı mikrofonlar mı?

Shibazaki: Evet lamba kullanan kondanser mikrofonlar.

Soru: Solid-state ile lambalı tartışması için siz ne düşünüyorsunuz. Sizi etkileyen bir solid-state ampli oldu mu?

Shibazaki: Ah evet. Çok yakın bir zaman önce Japonya’nın en önemli üretici ve tasarımcılarından birisi olan Kaneda-San’ın ürettiği lambalı ve solid-state amplileri dinlerken farkları tekrar görme fırsatım oldu. Kondo-San bunun çok değişik bir deneyim olduğunu söylüyor. Bunu çevirmek gerçekten zor. Kısacası bir çok solid-state amplifikatörün sesi oldukça boğucu diyebilirim.

Soru: Air (Ç/N: bunu bir nevi rahat yayılma olarak tanımlayabiliriz) efektinin azlığı mı demek istiyorsunuz?

Shibazaki: Evet, bunun yanısıra clipping (Ç/N: belli frekanslar kesilmiş anlamında) edilmiş bir ses.

Soru: Üst frekansların gücün içinde boğulması gibi mi?

Shibazaki: Evet ama daha çok bunu bir çeşit yayılması olmayan sıkışma hissi olarak tanımlayabiliriz.
Soru: Bazı çok kuvvetli ve özenli üretilmiş amplifikatörlerin pratikte clipping yapması imkansız gibi bir durum var. Ama bir yandan lambalarda clipping yapıyorlar, daha zarif olsa da.

Shibazaki: İyi bir lambalı amplide bile evet clipping vardır. Ama hissetmezsiniz. (Çevirmen Shibazaki o an doğru kelimeyi arıyor)

Soru: Yani demek istiyorsunuz ki, clipping’e rağmen, kötü çalmaz.

Shibazaki: Evet genelde lambalı amplifikatörlerin sesleri, daha zengin ve derindir. Ve sıkışma olmadan daha rahat çalarlar. Kaneda San’ın amplifikatörlerini, özellikle de lambalı olanlarını bu noktada biraz odaklanması az olarak değerlendirmiş.

Soru: Bugünün ses sistemlerinde sahne ve odaklanma özellikle üzerinde durulan noktalar. Fakat bazılarına göre -Herb Reichert de dahil- bu müziği dinlemek yerine bakmak gibi bir şey. Aslında duyulması gereken daha fazla harmonik, hissedilmesi gereken sessel denge ve frekans aralığı. Dolayısıyla sahne önemli değil. Bu bildiğimiz Push-pull camiasının yani high-end ses sistemlerinin önemli özelliklerinden birisinin sahne olduğunu düşünen grubun oldukça dışında bir düşünce. Bu noktada Kondo-San’ın bakış açısı nedir. Ona göre sahne ve keskin odaklanma önemli midir?

Shibazaki: Bugün bu düşünceye sahip Japon üreticilerde var. Tüm dikkatlerini, frekans aralığına ve tonal dengeye veriyorlar ama sahneye gereken özeni göstermiyorlar. Kondo-San bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu söylüyor ve bu tarz ürünleri tasarlayanları elektronikçi olarak tanımlıyor. Onların tasarım ve üretim anlayışı teoriler üzerine kurulu. Kondo-San bir akustik mühendisi olmaktan gurur duyuyor. Bu yüzden odaklanmaya ve sahneye önem veriyor.

Soru: Audio Note Japan’ın ürünleri gerçekten çok pahalı. Bunun sebeplerini açıklayabilir misiniz.

Shibazaki: Aslında bunun cevabı çok basit. Çünkü üretim harcamamız çok fazla. Örneğin, gümüş kabloları ele alalım. Kondo-San, gümüş kablolarla uğraşmaya başladığında, hiç kimse bu konsept üzerine çalışmıyordu. Bir nevi işi kendisi için zorlaştırdı diyebiliriz. İtalya’dan özel olarak gümüş teller ithal etti. Çünkü İtalyanların bu konuda çok gelişmiş olduklarını ve müzik enstrümanlarında bu telleri kullandıklarını biliyordu. Ve en önemlisi gümüş telleri olabildiğince saftı.

Aslında bunu kaynak sularına benzetebiliriz. Aslında bir çok kaynak suyu vardır ve her birinin farklı özellikleri vardır. İtalyan gümüşünün içeriği ve saflığı Kondo-San’ı çok etkilemiş.

Soru: Yani sonuçta en üst düzey ses sistemleri sadece en zenginlere yönelik bir şey öyle değil mi?

Shibazaki: Evet ne yazık ki öyle. Ama Kondo-San daha ucuz fiyatlı ve daha fazla insanın
rahatlıkla ulaşabileceği ürünleri üretmeyi çok arzuluyor. Şu anki üretim sistemimizde tüm ürünler ve tüm bileşenler el emeği ile yaratılıyor. Tüm etapların belli uzunlukları ve özellikleri var. Sonuçta Audio Note Japan’da toplam 2 kişi amplifikatör üretiyor.

Soru: Toplam kaç çalışanınız var?

Shibazaki: Kondo-San haricinde toplam 5 kişi.

Soru: Çalışanları için nasıl özellikler arıyor.

Shibazaki: İyi bir amplifikatör üreticisi, karakter olarak itaat etmeyi bilmelidir. (Bu sırada Kondo-San, kendisini dinleyen ve fotoğraf çeken genç çalışanı, Masaki Ashizawa’ya gülümser) Bir diğer deyişle Audio Note Japan’ın hedefi, çok tanınan İngiliz araba üreticisi Morgan gibi olmaktır. Tüm arabalar evde yapılır ve her çalışan o arabayı üretmekten gurur duyar. Kondo-San’n da amacı ve hedefi budur. Aynı zamanda Dusenberg’i de severiz. Zaman zaman bu tarz firmaları inceler ve kendimiz ile karşılaştırırız. Tüm amacımız yapabildiğimizin en iyisini yapmak.

Soru: Çoğu Amerikalı için Japonya, Single Ended ampliler ve horn hoparlörle dolu bir ülke. Ama sanırım gerçek durum bu değil. Audio Note Japan, kendisine özgü üretim zihniyeti ile Single Ended üretimine devam ediyor ve kendi evinde bu durum yüzünden tepki görmüyor mu? Yani Japonya yeni fikirlere açık mı?

Shibazaki: Aslında çok açık olduğunu söyleyemem. Ama Japonya yüksek güçlü amplifikatörlerle dolmaya başladı. Bir çok Japon odyofil, Single Ended anlayışını reddetmeye başladı. Yani pazar Japonya’da da oldukça küçük.

Soru: Peki bu durumda ilerleme için nereden güç bulacaksınız.

Shibazaki: Aslında Audio Note Japan, bir çok ülkedeki odyofiller tarafından, kendi ülkesindeki-lerden daha fazla destekleniyor. (Kondo-San güler) Oldukça farklı bir ülkeyiz değil mi?

Soru: En büyük destek nereden geliyor.

Shibazaki: Fransa

Soru: Tahmin etmiştim. Peki Kondo-San, Amerikalı odyofillerin, dünyanın diğer yerlerindeki odyofill ve üreticilere göre daha ağır ve yavaş şekilde Single Ended mimarisini kabul etmesinin sebebi sizce nedir.

Shibazaki: Bunun zaman alacağı kesin. Ama sonunda kabul edeceklerine inanıyorum

Scull : Bunun sebebi nedir. Yüksek güçlü push-pull amplifikatörlerin üretiminin daha çabuk kabul görmesinin, Single Ended’ın gerektirdiği eğitim, zaman ve hassasiyet gibi faktörlerle alakası olabilir mi?

Shibazaki: Aslında denemek, yapmaya çalışmak yeterli. Bunun sebeplerinden birisi azalan lamba stokları da olabilir.

Soru: Peki sizce Amerikalıların büyük ve yüksek ses meraklı olmalarının sebebi nedir acaba? Single Ended’ı kucaklayanlardan daha az mı hassaslar?

Shibazaki: Evet doğru. Amerikalıların çoğu büyük ve güçlü sesi seviyorlar. Ama Kondo-San, Amerika’da çok sayıda olmasa da, daha hassas dinleyicilerin olduğunu bildiğini de söylüyor. Bu tıpkı Volkswagen Kaplumbağa’nın üretildiğinde Amerika’da hiç tutulmamasına benziyor.

Soru: Çünkü gümüş kablolaması yoktu.

Shibazaki: Aynen. (Bu arada herkes gülmektedir.) Ama Volkswagen farklı bir strateji içerisinde ilerliyordu. Doktorlar ve avukatlar gibi akıllı ve kendine mahsus karakterleri olan insanları hedeflemişti. Neyse, Kondo-San, Amerika’daki çoğunluğun, hassasiyetten uzak “bam bam” diye çalan güçlü sesten hoşlandıklarını söylüyor.

Soru: Peki evimizdeki Audio Note sistemden müzik çaldığımız zaman kaydedilmiş orijinal master teybimi yoksa canlı performansa yaklaşmaya çalışıyoruz. Kondo-San’ın bakış açısıyla high-end bir sistemin amacı nedir?

Shibazaki: (Kondo-San ve Shibazaki San kendi aralarında bir miktar konuşurlar) Bu çok zor bir soru ama çok da güzel. Ana amacın master teybe yaklaşmak olduğunu bunun yanı sıra canlı performansa da yaklaşmanın önemli olduğunu söylüyor. Özellikle de duygunun verilmesi.

Soru: Hımm. Soruyu başka bir şekilde sormalıyım sanırım. Sokakta yürürken, açık bir pencereden süzülen notalardan hangi müzisyenin çaldığını anında anlayabilir mi? Kimseyi görmeden canlı performans olduğunu?

Shibazaki: Çoğunlukla canlı müzik hemen farkedilir. Çalan ses sistemi ise bu da çoğunlukla anlaşılır.

Soru: Herhangi bir sistemden mi?

Shibazaki: (Yine bir gülüşme olur) Evet, hatta Audio Note amplifikatörlerinden bile. (Kondo-San ile Shibazaki uzunca bir süre konuşur) Tasarımcılar, bazen müziğin bir kısmını deforme ederler, bazende bazı kısımları abartırlar ve dolayısıyla bazı önemli bölümler kurban edilir. Yapılan ister deformasyon isterse de abartma olsun, sonuçta orijinali ile %100 oranında aynı olan bir şey çıkmaz ortaya. Kondo-San’ın tüm amacı, teknolojiyi geliştirerek aslına en uygun sesi elde etmektir. (Shibazaki güler) çok garip bir çeviri oldu, kusura bakmayın.

Soru: Lütfen Shibazaki-San harika bir iş yapıyorsunuz.

Shibazaki: Teşekkür ederim. Amaçlarından daha doğrusu hayallerinden birisi 1952’de Carnegie Hall’de dinlediği Toscanini performansını sistemlerinde yakalamak.

Soru: Bir hayalin yakalanmaya çalışılması harika bir şey. Saygısızlık yapmak istemem ama sorumun cevabını hala alamadım. Açık bir pencereden duyduğu sesin canlı performans olduğunu ona anlatan şey nedir. Dinamikler mi, doku mu, tonal renk mi, harmonkler mi yoksa başka bir şey mi?

Shibazaki: Sorunuzu başka şekilde cevaplamaya çalışalım. Sadece Audio Note Japan değil, tüm diğer audio üreticileri tam enerjili bas seslerini yeniden yaratma yetisine sahip değildir. Bas seslerdeki enerji almadığınız zaman o ses gerçek değildir.

Soru: Bir çok sistem güçlü ve büyük bas sesler verebiliyor. Galiba bu sesin gerçeğine benzemesi için yeterli değil?

Shibazaki: Bir amatör müzisyen olarak bu konuda bende kendi fikrimi paylaşmak isterim. Canlı performans sırasında müziği hem duyarsınız hemde hissedersiniz. Bu enerji, basınç ile ilgili tüm vücudunuzla hissedersiniz.

Soru: Ve işte çoğu müzik sistemlerini yapamadığı bir şey. Peki Audio Note Japan yapabiliyor mu?

Shibazaki: Kondo-San %95 oranında diyor. (Gülüşmeler)

Soru: Bir süre önce Kondo-San’ın horn hoparlörlerden bahsettiğini duymuştum. Anladığım kadarı ile karmaşık bir teknoloji kullanarak bir horn hoparlör yapıyordunuz. Fakat ürün çok pahalıydı, hatta Audio Note ürün gamı için bile. Çoğunlukla hoparlörler, moving-coil veya dinamik sürücü tabanlı üretilmekte. Moving-coil bir hoparlör iyi ses verebilir mi yoksa sadece horn hoparlörler Single Ended amplifikatörlerle layıkı ile sürülebilir. Eğer öyle ise, Audio Note neden daha ucuz bir horn hoparlör tasarlamıyor.

Shibazaki: Biliyorsunuz Audio Note uluslararası bir çok fuara katılıyor. Şimdiye kadar sadece 2 gösteride horn hoparlörler kullanıldı. Kondo-San horn hoparlörlerin ufak bir sorunu olduğunu düşünüyor, mid horn’lar.

Soru: Nasıl bir problem?

Shibazaki: Kondo-San şu şekilde diyor. (Eli ile ağzını kapatarak konuşur)

Soru: Evet anlıyorum. Horn tadı, bir Japon üretici yakın geçmişte bununla ilgili bir şeyler yapıyordu.

Shibazaki: Benim anlattığım şey aslında plastik bir ses. Zaten horn’ların kendisi plastikten yapılıyor. Bir diğer problem, tiz sürücülerin yönü veya buna tek yönlülük demeliyiz sanırım. Kondo-San’a göre ideal olan hoparlör sesi tek bir diaframdan vermelidir. Alt frekanslardan üst frekanslara, sinyalin tamamı tek bir sürücüden gelmelidir.

Soru: Lowther sürücüleri gibi mi?

Shibazaki: Aynen öyle. Kondo-San bu tarz bir hoparlör tasarladı. Tek sürücülü bir hoparlör ve iyi bir Single Ended amplifikatör bir araya geldiğinde, tüm diğer sistem kombinasyonlarına göre daha iyi ses verir.

Scull : Zor bir soru daha sormak istiyorum.

(Shibazaki güler)

Soru: Ses sistemlerinde müziğin yeniden üretilmesindeki (röprodüksiyon) başarı ve müzikalite açısından bir soru. Çok sayıda insan, gerçeğe en yakın performansın solid-state mimarisi ile elde edildiğini düşünüyor; detay dolu ve keskin bir ses. Fakat diğer grup bunun müzik olmadığını söylüyor. Bu grup müzikal olmanın en önemli şey olduğunu savunuyor bunun yanısıra sahne performansında önem veriyor. Bu iki farklı grubun söyledikleri arasında ciddi bir fark var. Sizce bu iki farklı düşünce, birleşemez mi? Kondo-San bu konuda ne düşünüyor.

Shibazaki: Kendi başına bir tasarımcı olarak Kondo-San, müziğin kaydedilmesi ve müziğin çalınmasının bir zincir olduğunu düşünüyor. Gerçeğe yakınlık ve müzikal olmak ikisi de önemli. Diğer bir çok firmanın tasarımcıları ve geliştiricileri, kendi fikirlerinin, kendi düşündüklerinin yapılması gerektiğini düşünmekteler ve bu yüzden tüm bunlar birer argüman olarak kalıyor. Sonuç olarak Kondo-San tekrar kendi mikrofonlarını üretmeye başlayacak.

Soru: Böylelikle zinciri kontrol edecek. Hem gerçeğe yakın hemde müzikal bir ses elde etmeye çalışacak.

Shibazaki: Evet. Bunun dilinizde bir karşılığı olmalı. İkilik gibi hayır değil.

Soru: Kaynaştırma

Shibazaki: Evet. Gerçeğe yakınlığın ve müzikal olmanın kaynaştırılması.

Soru: Veya bölünmesi. Olaya neresinden baktığınız önemli. Kondo-San dünya hifi piyasasını nasıl görüyor. Ev sinema sistemleri ciddi bir tehdit oluşturmaya başladı mı?

Shibazaki. Aslında bu değişik bir rekabet. TV ve benzer sistemlerin fiyatları devamlı düşer, high-end audio’nun fiyatı sağlıklı olarak, zaman içerisinde ve yavaş yavaş yukarıya çıkar.

Soru: Sanırım Audio Note Japan’dan yakın zamanda bir ev sineması ses işleme sistemi göremeyeceğiz. Ama ev sineması ve stereo birlikte mi varolmalı. Yoksa birbirinden ayrılmalı mı?

Shibazaki: Bu konulara meraklı birisinin, bir tane ev sineması odası, bir tanede stereo ses sistemi odası olacaktır. Kondo-San’a göre ev sineması ve stereo asla bir araya gelemez. Zaten müzik dinlerken, hayal gücünüz artar. Ev sinemasında bunu yapamazsınız.

(Kondo-San kısık sesle Shibazaki’ye bir şeyler anlatır ve gülerler) Bir deneyiminden bahsetti. Bir seks filmini seyretmektense sesini duymayı daha eğlenceli buluyormuş. Kondo-San hem ev sinema sistemlerinden hemde high-end audio’dan her ikisinden de keyif alıyor. Ev sinema sisteminde laser disc’ler seyretmeyi çok sever.

Soru: Kondo-San’ın ev sinema sistemimi var. İnanamıyorum.

Shibazaki: Evet laboratuvarında. Audio konusunda yorulduğu zaman görsel bir şeyler seyrederek beynini dinlendiriyor.

Soru: Karanlıkta otururken, ses sistemini dinlerken, kafanızın içerisinde ne olur. Müziği görür müsünüz.?

Shibazaki: Görmek evet. Karanlıkta oturduğu zaman bir mum yakar. Müziği dinlerken yanan muma konsantre olur ve gözlerini kapatır. Müzik artık görülebilir hale gelmiştir.

Soru: Ev sinemasında ise, görsel taraf daha önemli. Karanlık bir odada, müzik dinlerken kafanızın içindeki bir çok şeyi görebilirsiniz ama bunlar kafanızın içindeki şeylerdir. Ev sinema sistemlerinin gelişmesi bu yöne doğru olabilir mi?

Shibazaki: Aslında çok sıklıkla olmasa da bu zaten oluyor. Örneğin, Kondo-San, Kurosawa’nın Yedi Samuray filmini çok sever. Bu filmde bir sahnede samuraylar yürümektedir. Ama görüntüde samuraylar yoktur sadece gölgeleri görürsünüz. Ama Kondo-San kafasında sadece samurayları görür, ne gölgelerini ne ağaçları.

Soru: Çok güzel.

Shibazaki: Hatta samurayların ne düşündüğünü görür.

Soru: Her samurayın düşüncelerini duyabildiğine göre, tüm sistemi Audio Note ürünlerinden oluşuyor herhalde.

Shibazaki. Tabii ki. (hep birlikte gülerler)

Soru: Peki Kondo’nun gelecekteki 10 yıl için planları nedir?

Shibazaki. 10 yıl içerisinde Audio Note’u dünya çapında daha tanınmış hale getirmek istiyor.

Hopalörler, mikrofonlar, CD okuyucular ve hatta teypler üretmek istiyor. Tüm ürün gamını tasarlayarak, insanların Audio Note sesine saygı göstermelerini ve sevmelerini istiyor. Ve şu an için daha yolun yarısında olduğunu söylüyor.

Soru: Kondo-San vakit ayırdığınız için teşekkürler. Shibazaki-San size de çeviri için teşekkürler.

Shibazaki: Hayatımda ilk kez bu kadar derin bir röportaj görüyorum. Kondo-San’ın bu kadar içten ve ayrıntılı konuştuğunu da görmemiştim.

Scull: Teşekkür ederim. Sizinle konuşmak gerçek bir onurdu.

Audio Note Japan Kondo Ürünleri
Kondo ürünleri için daha fazla bilgi ve ayrıntı için Kondo’nun Türkiye Mümessili olan Sn. Adnan Salihoğlu ile iletişime geçebilirsiniz.

Email: adnansalihoglu @ gmail.com

Benzer Yazılar