Quad S2

Quad firması yeni “S” ve “Z” serisi hoparlörlerini duyurduğunda bir çok meraklı yeni ribbon tiz sürücülerin kullanılmasına şaşırmıştı. 1949 yılında mono müzik hükümranlığı sürerken Quad firması “Corner Ribbon” isimli bir hoparlör üretmişti. Bu hoparlör eski tarz tam köşeye denk gelen ve formu buna göre ayarlanmış bir yapıdaydı. Günümüzde köşe hoparlör geleneği unutulmuş olsa da, Avrupa’da Tannoy, Amerika’da da Klipsch pek çok başarılı örneği meraklılara sunmuşlardı. Erken dönem bir örnek olan Quad “Corner Ribbon” bir prestij ürünüydü ve üst orta frekans ile üst frekansları geniş bir ribbon sürücü ile oluşturuyordu. Ürün dönemin hifi meraklılarından büyük ilgi görse de zamanında yüksek fiyatı ve dönemin ribbon sürücülerinini problemlerinden dolayı geniş kitlelere ulaşamadı ancak bu çok beğenilmesine engel olmadı. Quad bu hoparlör geleneğini alıp, geliştirerek yeni “S” ve “Z” serisine uyguladı.

Ben bu yazımda “S” serinin en büyük raf tipi hoparlörü olan “S2” modelini mercek altına alacağım.

“S” serisindeki modellerde mühendisler kross-over tasarımlarına özel olarak odaklanmışlar. Bookshelf modellerde -ki “S1” ve “S2”- klasik arkadan portlu bas refleks yapı kullanılırken kule tipi modellerde ABR teknolojisi kullanılmış. Bu aslında pasif bas radyatör sürücülerin bas refleks portu yerine kullanılmasına işaret ediyor. Tüm seride kullanılan Ribbon sürücüler yeni malzemeler kullanılarak sandviç yapıda üretilmiş. Bu sayede güçlü amplifikatörlerle bile sorunsuz çalışma sağlanırken, oluşturulan güçlü manyetik alan sürücülerin performansına çok olumlu yansımış. Yerleşim ve tasarım birlikte kullanıcının oturduğu yerde en iyi üst frekans başarımını elde etmesine yönelik optimize edilmiş. Bunlar kağıt üzerinde gerçekten harika duruyor ancak gerçek hayat şartlarında bakalım durum nedir?

Hoparlörler son derece şık bir tasarıma sahip. Kabinlerin ahşap işçiliği gerçekten etkileyici. Farklı kaplama seçenekleri sunulan “S” serisinde bana gönderilen model maun kaplamalıydı ve harika gözüktüğünü söyleyebilirim. Yumuşatılmış kenar hatları, yuvarlatılmış kenar noktaları ile klasik bir kabin tasarımına göre daha farklı bir görsellik hemen dikkat çekiyor. Kabin işçiliğine tam puan verebilirim. Birleşim noktaları, sürücülerin yerleşim noktaları neredeyse kusursuz olmuş. Hoparlörler mat cilaları ile çok şıklar.  Kutu içeriğine dahil edilen toz korumaları mıknatıslı tasarlanmış ve çıkartıp takması çok kolay. Toz korumalarının alt bölümlerinde Quad logosu bulunuyor.

İki yollu tasarıma sahip hoparlörlerin üst frekansları ribbon sürücüler tarafından üretiliyor. 12 x 45 mm boyutundaki ribbon sürücülere Quad’ın gelenekselleşmiş kevlar yapılı 5″ boyutundaki mid/bas sürücüsü eklenmiş. Ribbon sürücüler üzerinde firmanın ters “N” şeklindeki logosu eklenmiş. Gayet güzel duruyor!

Hoparlörün bağlantı terminalleri ve köprüleri son derece kaliteli. İki çift bağlantı konektörü ile hoparlörünüzü bi-wiring veya daha iyisi bi-ampling ile sürebilmek mümkün. Hoparlörün bas refleks port’u ise bağlantı terminallerinin hemen üzerinde yer alıyor. Üreticinin verdiği değerlere kısaca hassasiyet 87dB, Tavsiye edilen amplifikatör gücü 25 ila 100W arası, nominal empedans 8Ω ve frekans aralığı (+/-3dB) 48Hz ila 22kHz aralığında. Bu değerleri bir kenara bırakarak denemelerime  başlıyorum. Aslında ilk denemelerimi “Vena” ile yapmaya başlasam da, kısa bir süre sonra elimdeki farklı cihazlarla yaptığım dinletiler sonucu incelemenin parlayan yıldızı “S2” haline geliyor.

Klasik müzik dinletilerime başlıyorum. İlk olarak kendi lambalı amplifikatörüm ile sürmeye yelteniyorum S2’yi. Ancak hoparlörü sürmek konusunda kanal başı 3W’lık güç yeterli gelmeyince ilk denemeleri Jadis Orchestra ile yapıyorum. Kanal başı yaklaşık 40W civarındaki güç S2’yi sürmek için yeterli geliyor. Harika bir baskı yapılmış Fabio Luisi / Wiener Symphoniker – Mahler: Symphony No.1 plağını mercek altına alalım örneğin. Tam adıyla The Symphony No. 1 in D major, Gustav Mahler’in 1887 ila 1888 yılları arasında bestelediği bir eseri. Mahler eseri yazmaya başladığı dönemlerde Almanya Leipzig Opera’sının ikinci şefi idi. Mektuplarına bakılırsa Mahler bu eseri yazmaya başladığında ilk iki bölüm üzerine oldukça düşünmüş ve birer romantik şiir olarak tanımlamıştır. Eser ilk kez 1889 yılında Budapeşte / Macaristan’da icra edilmiş ancak pek beğenilmemiştir. 1893 yılında ise Hamburg’ta bir kez daha icra edilmiş ancak Mahler tarafından bu icra öncesinde eserde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bazı modern icra ve kayıtlarda eser “Titan” olarak isimlendirilse de, Mahler ilk iki icra için bu tanımlamayı kullanmış ve bir daha asla kullanmamıştır. Eser geniş orkestra için yazılmış olsa da, Mahler diğer senfonilerinin aksine tüm enstrüman ve müzisyenleri sadece son harekette bir arada kullanmıştır. İlk hareket geleneksel sonat formunun değişikliğe uğramış bir hali, ikinci hareket geleneksel Avusturya valslerinden etkilenmiştir. Üçüncü hareket yavaş tempolu bir cenaze merasimi marşı formunda iken son hareket ise gitgide yükselen bir tarzda etkileyici olmak üzere yazılmıştır.

Şahsım adına son hareket benim favorim. Özellikle son bölümde orkestranın bir anda yüksek oktavlara geçişi çok etkileyicidir. Quad S2’yi farklı bir kaç ampli ile sürdüğümde her defasında karşılaştığım şey gerçekten açık tizler ve etkileyici alt frekans cevabı oldu. Quad hoparlörlerin yüksek frekansları bazı meraklılar tarafından azıcık kapalı bulunur. Belki de elektro statik modellere bakarak bunda haklılık payı olabilir ancak yeni sürücüler büyük bir doping etkisi yapmış. Denediğim hemen her albümde bu durumu tespit ettim. Boyundan büyük bas performansı da çok dikkat çekici. Quad hoparlörlerin bas performansı genelde iyidir ama S2’de hele ki benzer boyutlardaki” Quad” muadillerine göre alışılmışın dışında bir performans söz konusu. Büyük orkestralar bile bu ufak boyutlu hoparlör için bir tehlike oluşturmuyor.

Farklı caz albümlerine doğru geçiş yapalım. Hazır büyük orkestralar ile uğraşırken sevgili arkadaşım Mike Valentine’ın The Syd Lawrence Orchestra Big Band Spectacular albümüne bir bakış atacağım. Gerçekten acayip bir kaydı var plağın. Albümde kalabalık orkestranın tüm detaylarını tüm atraksiyonlarını tane tane dinlemek mümkün. Yeni tiz sürücüler yine parıldıyor. Tahminimin çok ötesinde bir çözünürlük söz konusu. Ribbon sürücüler belki biraz doğrusal çalışıyor ancak farklı oturma pozisyonlarında bile etkileyiciliklerini kaybetmiyorlar. Ancak en şanslı kişi hoparlörün karşısında oturan ve bu kural pek değişmiyor. Bunu aşabilen çok az hoparlör dinledim, küçük boyutlular arasında ise Franco Serblin Accordo bambaşka bir noktadaydı. S2 gibi makul fiyatlı bir modelin Accordo seviyesine çıkmasını beklemek hem hayal hemde haksızlık olur ancak kendi fiyat seviyesinde “S2” gerçekten fena çalıyor…

Üçüncü Sayfaya Geçmek İçin Tıklayınız

Benzer Yazılar

Tags: