Bir Restorasyon Projesi: EMT 948 / Kaosun Başlangıcı

Bu yazının amacı eski bir pikap alıp, onu tamir ederek kullanmak isteyen meraklılar için bir seyir defteri olması. Cümlelerden EMT 948 kodunu kaldırıp yerine örneğin Dual HS-151 varmış gibi okursanız bir çok sorunun ve cevabın aslında aynı olduğunu göreceksiniz. Eski bir pikap aldığınız zaman onu eski güzel günlerine döndürebilmek oldukça zorlu bir iş. Bu yazıda ben kendi yaşadığım macerayı anlatacağım.Meraklılar bu yazıdan çıkarımlar yaparak neler ile karşılaşabileceklerini üç aşağı beş yukarı hayal edebilirler.

Bu yazıdaki ikinci önemli konu, geçmişin önemli ürünlerinden bir tanesine sahip olduğunuzda karşınıza çıkacak ikilemler olacak. Örneğin özelliğini yitirmiş bir kapasitör yerine yeni daha modern hatta odyofil bir kapasitör mü koymalı yoksa 30 senelik sağlam bir kapasitör bulup öyle mi yenileme yapmalı. Veya iç kabloları daha modern ve kaliteli olanları ile değiştirmeli yoksa zamanının kablolarını kullanmaya devam mı etmeli.

Tüm bu sorular ve bunların cevapları sizleri bambaşka noktalara götürebilir. Bu yazı içerisinde bu konulara kendi bakış açımı okuyucular ile paylaşmaya çalışacağım.

Haydi gelin hikayemize devam edelim. Geçtiğimiz aylarda yakın arkadaşım Murat Şengeldi’nin telefonu ile güne başladım. Kısa bir İstanbul seyahatinde EMT 948 pikap ile denk gelmiş. Kısa bir pazarlık sonrası Türkiye şartları için son derece uygun sayılabilecek bir tutara satın almış. Bu haberi beni tabii ki çok heyecanlandırdı. Her ne kadar sahip arzu ettiğimiz pikapları kullanıyor da olsak elimizin altında analog tarihinin efsanevi pikaplarından bir tanesinin olması kimsenin hayır diyemeyeceği bir şeydi. Bu pikap benim seneler önce İstanbul’da bir arkadaşımda dinlediğim dediğim EMT 948 imiş. Yazının en başında bahsettiğim gibi kısa süren bir dinleti ve kurcalama süreci ile pikabın durumu hakkında kapsamlı bir bilgi sahibi olabilmek mümkün değil. Her ikimizin umudu, pikabın mekanik ve elektronik olarak iyi durumda olmasıydı.

Pikabın durumunu bir kontrol etmem ve uzun uzadıya dinlemem için EMT 948 bana ulaştırıldı. Ben de aynı gün büyük bir heyecanla elimin altındaki bir iğneyi 929 kola takıp, pikabı sistemime bağlayıp ve dinlemeye başladım. Muhteşem bir deneyim idi demeyi çok isterdim ancak durum hiç öyle değildi.

Son derece kişiliksiz, renksiz-ruhsuz, teneke gibi tizleri olan, orta frekansları orta frekans hariç herşeye benzeyen, alt frekansın “a”sının duyulmadığı bir ses ile karşılaştım. Kulaklarıma inanamıyordum. Efsane denilen EMT’nin sesi bu olmamalıydı. Acaba iğnede mi bir acayip var deyip ayarları kontrol etmeye başladım. Doğru olan tek şey pikabın platosunun Allah’a emanet de olsa dönmesi ve ışıklarının yanması idi… Bunlar haricinde doğru olan hiçbir şey yoktu ne yazık ki.

Sonuç, çok çok büyük bir hayal kırıklığı! Bir yerlerde yanlışlık veya yanlışlıklar vardı. “948” gibi “benim için” çok komplike yapılı pikaplarda kısa bir incelemenin ardından nelerin yanlış olabileceğini bilemezsiniz. Pikabın, derinliklerine girdikçe bir fikir sahibi olabilmeniz mümkün olabilir. Söz konusu “948” tarzı bir pikap olunca emin olun bayağı derinlere girmeniz gerekebiliyor. Neden mi?

Teorik olarak “EMT 948” birden fazla alt bileşenden oluşan bir pikap. İlk bileşen pikabın şasi ve mekanik bölümü. Arkasından pikabın çok sayıda devreden ve 4 adet ayrı devre kartından oluşan elektronik kontrol bölümü, bir şekilde pikap ile bütünleşik çalışan toplamda 3 adet devre kartından oluşan pikap pre-amplisi ve “929” kolun kendisi olmak üzere toplamda 4 ana başlık altında kontrol edilmesi gereken yüzlerce bileşen var.

İşin kötü tarafı bu pikaplar hakkında internet üzerinde yazılmış kapsamlı makaleler bulmanın çok zor olmasının yanında kıyaslayabileceğiniz ikinci bir “948” pikabı özellikle de bizim memlekette bulabilmek mümkün değil. Bu noktada deneyimler, mekanik ve elektronik bilgisi ve şans işin içerisine giriyor.

Hemen bu duruma ne veya nelerin sebep olabileceğini anlayabilmek için pikabı incelemeye başladım. Dikkatle bakınca “948”in ilk çalıştırılması esnasında bazı terslikleri fark ettim. “929” kol olması gereken geometriden oldukça uzaktı. Üst kapak kapalı olduğunda kol plak okumaktan çok eziliyor gibiydi. Kolun bearing sistemi ve kilit parçalarında korozyonlar hemen fark ediliyordu.

Platoda da bir terslik vardı. Aşırı derecede yalpalama vardı ve olması gerektiği yerdeymiş gibi gelmedi bana plato. Plato olması gerekiği yerde olmayınca kolda olması gerekenden daha yukarıda konumlandırılıyordu ve her şey birbirine giriyordu.

Motorun dönüşünde de bir acayiplik olduğunu fark ettim. Üst seviye bir direct drive pikabın bu şekilde sesli dönmemesi gerekiyordu. Devir ise Allah’a emanet durumdaydı. Strobe diskine uzun uzadıya bakmaktan kör olacaktım neredeyse. Bu pikapların “bearing” mekanizmalarına zarar verebilmek neredeyse imkansız olduğundan başka bir yerlerde sorun vardı ve bulmak bayağı zaman alacaktı.Pikabı sökmeye başlamadan önce ilk kontrollerin ardından durum pek iç açıcı gözükmüyordu doğrusu. Baktığım 3-4 noktanın hepsinde sorun vardı. Derinliklere indikçe sorunların artacağı kesin gibiydi.

İlerleyen günlerde adım adım pikabı sökmeye başladım. Pikap ve kollar konusunda hepimizin faydalandığı Vinyl Engine sitesinden indirdiğim “948” servis kitapçığının da yardımı ile pikabın derinliklerine doğru yol almaya başladım. Bu yolculuk sırasında keşfettiklerim durumun vehametini daha da arttırıyordu ne yazık ki. Korktuğum başıma gelmişti.

Tüm devre kartlarında çok ciddi korozyon, bazı lehim yollarında bozukluklar ve temassızlıklar tespit ettim. Toplamda 7 adet devre kartının üzerinde yüzlerce elektronik bileşen vardı ve benim gibi temel elektronik bilgisi olan bir adamın içinden çıkamayacağı bir durummuş gibi gözüküyordu.

Sırf devre kartlarının durumlarının kötülüğü bile karamsar olmak için yeterliyken daha da acı bir keşif yaptım. Pikabın ana devre kartı bir kaç yerden ciddi darbe almış ve bazı noktalara üstünkörü müdahale edilmişti. Aslına bakarsanız ana devre kartı neredeyse kırılmış demek doğru olur. Pikabın derinliklerine ilerledikçe zaman içerisinde üç dört kez farklı ellerde tamirat gördüğünü anladım. Bu tamiratların bir kısmı ne yazık ki çok çok özensiz yapılmıştı. Birleştirilip lehimlenmemiş kablolar, berbat yapılmış lehimler. Bir elektronik kabusunun içerisinde olmasını hayal edebileceğiniz tüm karabasanlar bizim EMT 948’de mevcuttu!

Pikabın mekanik kısmında yapılmış yenileme çalışması ise tam anlamı ile bir başka rezillik idi. Günü kurtarmak için yapılmış bir çalışmaydı. Normalde motor bloğunun üzerine plato oturması gerekirken son derece özensizce kesilmiş beyaz renk bir delrin parça üzerine plato monte edilmişti. Yalpalamanın bir bölümünün sorumlusunun bu delrin parça olduğunu tespit ettim. Bu parçanın üzerine plato onun üzerine de kalın bir pikap matı eklenerek bu bölümün yüksekliği arttırılmış ve iğnenin bir şekilde plak çalabilir hale getirilmesi sağlanmıştı.

Buradaki sorun bu yüksekliğin olması gerekenden çok daha fazla olması ve uygun olmayan parçaların kullanımı yüzünden platonun plak çalma esnasında ciddi bir yalpalama sorunu ortaya çıkartmasıydı.

Benim tahminim bu saçmalıkların başlangıcında orijinal mat’ın bulunamaması vardı. Bu tarz pikapların matları son derece kalındır ve işin kötü tarafı orta delikleri klasik mil çapında değildir. Eski Thorens’lerde, Garrard’larda hatta bazı Dual modellerinde bu duruma rastlayabilirsiniz. Bir şekilde önceki yenileme -aslında berbat etme- çalışmalarında orijinal mat bulunamadığı için plato olması gereken yerden yükseltilerek sorun çözülmeye çalışılmış ancak doğruyu söylemek gerekirse bu yaklaşım işleri daha da berbat etmişti.

Kol bir türlü olması gereken geometriye oturmuyordu. Normalde EMT kollarda kendi headshell’leri kullanılırken bizdeki pikapta SME standartında bir headshell kullanılıyordu ve istediğiniz kadar uğraşın kol bir türlü olması gereken şekilde konumlandırılamıyordu. Bu bahsettiğim sorunların hepsi “önemli” olarak nitelendirilebilecek sorunlardı. Bunların haricinde pikabın olması gereken bazı parçalarının yerinde olmaması, bazıları için eklenmiş orijinal olmayan çözümler derken onlarca küçük sorun da vardı….

Tüm bu keşfettiklerim canımı fazlası ile sıkmıştı. Pikap üzerinde çok ciddi mesai harcanması gerekiyordu, çok fazla tadilat yapılması ve çok sayıda yedek parça bulunması gerekiyordu. 30 küsür yaşında bir pikabın yedek parçalarını toplamanın nasıl bir kabus olabileceğini bildiğimden canım daha da sıkıldı. Efsanevi bir pikap edinmiştik ancak bizim olduğunu zannettiğimiz pikap ile önümüzde duran pikabın çok az ortak noktası vardı. Bizim EMT meğer 948F modeliymiş yani 948 Frankeştayn:)

Tüm bulgularımın ışığında EMT 948’e ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyordu. Bazı tespitlerimi kendime saklayarak çok moralini bozmadan arkadaşıma pikabın durumunu anlattım. Bu pikabı tüm zorluklara rağmen eski günlerine getirmek konusunda hemfikirdik. Ancak bunu kim yapacaktı? Bu tarz bir pikabı ülkemizde tamir edebilecek çok fazla insan tanımıyorum. Sonuçta kabak benim başıma patlayacak gibi gözüküyordu:) Normal koşullarda kendi satın aldığım ürünler haricinde tamirat yapmayan bir insan olarak EMT söz konusu olunca ve pikabın yeni sahibi sevdiğim bir dostum olunca hayır diyemedim ve iş başıma kaldı.

Allah’tan birbirimizi iyi tanıyan insanlar olduğumuz için ana konularda daha ilk saniyelerde hemfikirdik. Bu performans artışı odaklı veya modifikasyon temelli bir proje olmayacaktı. Tam anlamı ile orijinal tasarıma sadık kalacağımız restorasyon projesi olacaktı. Benim bazı taleplerim oldu ve hepsi hiç düşünülmeden kabul edilince bende EMT 948 restorasyonunu yapmaya karar verdim.

İlk talebim bitirme zamanı diye bir şey olmamasıydı, ikinci talebim tutarı ne olursa olsun orijinal yedek parçaları kullanmak idi, üçüncü talebim ise yedek parça tedariği, fiyatları ve ithalatı gibi konulara ben karışmam oldu. Dediğim gibi bakış açısı aynı olunca birkaç saniye içerisinde tüm hususlar konusunda anlaştık ve vira Bismillah dedik. Pikabın durumuna bakarak tüm bu restorasyon projesinin aylar süreceğini tahmin ediyordum. Böylesine bir pikabın eksik parçalarını bulmak bile başlı başına bir dert olacaktı. Muhtemelen dünyanın dört bir tarafından tedarikçiler bulmak zorunda kalacaktık. Olayın en karanlık tarafı ise bu pikabın bir eşinin veya benzerinin çevremizde olmaması sebebi ile her şeyi deneme yanılma ile kendimizin öğrenmesi gerekmesiydi. Bu çok fazla zaman, uğraş ve para gerektirecek bir denklem ne yazık ki. Yazı içerisinde bir fikir vermesi açısından tedarik edilen parçaların fiyatlarını ve tedarik hikayelerini de sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Sonraki Sayfaya Geçin


Bir Restorasyon Projesi: EMT 948 Bölüm I – Kısaca EMT Tarihçesi Bölüm II – Kaosun Başlangıcı Bölüm III – Plato Yenilemesi Bölüm IV –  EMT 929 Kol Bölüm V – Elektronikler Bölüm VI – Sonu Gelmez İşlemler Bölüm VII – Son Dokunuşlar Bölüm VIII – Grande Finale!

Benzer Yazılar

Tags: