Phasemation PP-300

Phasemation markası Japon Phase Tech firması bünyesinde bulunan ve sadece pikap iğneleri konusuna odaklanmış bir firma. Çok az yerde denk geldiğim ve pek tanımadığım bir marka olduğunu baştan söyleyeyim. Benim içinde farklı bir inceleme olacak. Phase Tech firması 2000’lerin başlarında P-1 MC kodlu bir iğne üretiyor. Bu iğne çok başarılı oluyor. Bu iğnenin üretiminin üzerinden 10 yıl geçince Japon tasarımcılar iğne üzerinde çalışmalar yapıyorlar ve bir nevi 10. yıl doğumgünü ürünü olarak PP-300 ortaya çıkıyor. Firmanın ürettiği iki adet stereo iğne var, birincisi inceleyeceğimiz PP-300 ve büyük abisi PP-1000.

Japon firma ilk olarak manyetik yapıya ve bobin sistemine odaklanıp geliştirmeye başlıyor. Sumarium Cobalt manyetikler üreten firma elde ettiği sonuçlardan mutlu olunca iğnenin yapısı üzerinde çalışmalara başlıyor. İğnenin gövdesi konusunda yeni nesil malzemeleri mercek altına alan firma karbon kaplamayı tercih ediyor. Bu yapı hem titreşim hemde dışarıdan manyetik etkileri azaltıyor. Tabii tüm bunlar kağıt üzerindeki bilgiler.

Şimdi kendi notlarımı sizlerle paylaşmaya başlayayım…

Artık bu yazacağım geleneksel oldu ama Japon üreticiler bu konuda gerçekten çok farklılar. Phasemation’da iğnesini güzel bir ahşap kutunun içerisine yerleştirmiş. Kutu yine Paulownia ağacından yapılmış ve çok güzel şekilde cilalanmış. Neredeyse tüm Japon üreticiler bu ağacı kullanıyorlar. Daha önce incelediğim bir çok üründe de bu ağaçtan yapılmış özel kutuları görmüştüm. Bu kutular içlerindeki değerli ürünleri fiziksel darbelerden korumanın yanında onları nemden de koruyorlar. Özellikle Japonya gibi ada ülkelerinde nem ciddi bir sorun. Paulownia ağacının nemden etkilenmeme özelliği sayesinde bu ağaçtan yapılmış kutular içlerindeki nadide ürünleri uzun seneler boyunca koruyabiliyor. Phasemation’da yapacağını yapmış. Kutu içerisinden bağlantı için kullanılacak vidalar ve uygun bir allen anahtar çıkıyor.

İğne oldukça büyük gözüken akrilik bir korumaya sahip. Kolaylıkla takılıp çıkartılabiliyor. Bu korumayı çıkartıp vidaları gevşeterek iğneye ulaşıyorsunuz. İğnenin dış yapısı çok şık ancak cantilever ve hareketli parçalar şimdiye kadar gördüğüm iğneler arasında en hassas işçilikle işlenmiş gibi gözüküyor. Küçücük metal parçalar öyle bir düzeltilmiş ve parlatılmış ki, iğnenin altındaki bu durum gözden kaçacak gibi değil. Gösterilen özen etkileyici ve şimdiye kadar gördüğüm tüm iğneler arasında en ama en özenlisi.

İğneyi elime alır almaz hoşuma giden bir şey vida deliklerinin iğne gövdesinin arkasına doğru kaydırılmış olmasıydı. Bu durum özellikle iğne takma bölümü (headshell) dar kollarda büyük bir rahatlık yaşatacaktır. SME Series V bu tanıma uyan bir koldur ve sıkıntı olmadan sökme takma işlemlerini yapabilmem mümkün oldu.

İğneyi elime alınca fark ettiğim konulardan bir tanesi ise ağırlığı oldu. İğne neredeyse 11 gram ağırlığında. Compliance Unit hesabı yaparsanız veya kolların genel teknik özelliklerine bakarsanız özellikle giriş ve onun bir üstü segmentteki kollardan ziyade üst sınıf kollar ile kullanmanız gereken bir iğne PP-300.

Ben iğneyi klasik olduğu üzere Michell Gyrodec ve SME Series V kombinasyonu ile deneyeceğim. İlk adımda SME’nin klasik protractor’u ile ayar sürecine başlıyorum. Dikkatli bir ayar sürecinin ardından artık müzik dinlemeye hazırım. Tabii ki denemeler esnasında farklı geometrilerde denemeye çalıştım ancak Phasemation PP-300 ile SME birlikteliğinde klasik SME protractor sistemi bence en iyi sonucu verdi.

Çok bilindik bir plak ile başlayayım. Herbie Hancock’un efsane Maiden Voyage albümü hemen her en iyi caz albümleri listesinde ilk 5 içerisinde yer bulur kendisine. Herbie Hancock’un liderliğinde trompette Freddie Hubbard, tenor saksafonda George Coleman, basta Ron Carter ve davulda Tony Williams’ın çaldığı albüm 1965 yılında Blue Note etiketi ile basıldı. Albüm üzerinde çok çalışan Hancock, okyanusu hayal etmiş ve albümün konseptini okyanusa dayandırmış. Biraz taraftarlık yapacağım belki ama 2A3 vakum tübün sesi bu tarz albümlerde parlıyor. Benim açımdan ortaya çıkan tonları başa bir şey ile elde etmek çok zor. Sistemimde sahip olduğum en özel ve 1930 sonu mono-plate tüpler haricinde en iyi 2A3 olarak geçen RCA’lar takılı. Rektifier ve giriş katı tüplerinde de elimde bulunan en üst segment tüpler iş başında. Çok uzun senelerdir aynı sistemi kullanmamın avantajı ile elimde çok geniş tüp seçenekleri var. Albümle aynı adı taşıyan parça ile dinleti başlıyor. Detay seviyesi acayip ve tonlama müthiş. Çok doru mu belki değil ama tat çok keyfili. Albümün Blue Note tarafından yapılan remaster’ını 180Gr’lık bir plaktan dinliyorum çok özel bir baskı sayılmaz. Albümü bilenler tuşelerdeki durumu mutlaka tespit etmişlerdir. Odanın içerisinde yankılanıyor sesler ve detaylar. Phasemation PP-300 çok başarılı gözüküyor.

İkinci Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız

Benzer Yazılar