Hakancez Bilgisayar Tabanlı Müzik Dünyasında: Girizgah


Yepyeni ve geniş bir okuyucu kitlesine hitap edeceğini düşündüğüm (umduğum) bir yazı dizisine başlamaya karar verdim. Sizlere bilgisayar tabanlı müzik dünyasındaki maceralarımı anlatacağım.

Öncelikle şuradan başlayalım, klasik tarzda ekipmanla alakalı yazıp çizdiklerimi okuyor olsanız da, gerek Stereo Mecmuası Forumlarında gerekse de web sitemizdeki yazılarımda bilgisayar ile müziğin kesiştiği nokta ile alakalı pek yazı yazmam ve her zaman bu dünyanın oldukça yabancısı olduğumu söylemekten çekinmem. Gerçektende bu dünyanın kesiştiği noktanın çok uzağındayım. Ancak bu dünyadan kaçış ne yazık ki yok. Bende bu bilinmez dünyada maceralarımı sizlerle paylaşarak benim gibi bu konuların acemisi okuyucularımıza da fikir vereceğini umduğum bir yazı dizisine başlamaya karar verdim. Bu yazı dizisinde bir çok soruya cevap aramaya çalışacağım, aslında bu cevapları bende çok merak ediyorum. Sizlerde bu süreçte bana katılırsanız çok mutlu olurum.

Bildiğiniz üzere bilgisayar tabanlı müzik sistemleri hayatlarımızın değişmez bir parçası olma yönünde hızlı adımlar atıyorlar. Günlük yaşamlarımızda zaten uzun zamandır varlar ancak dinleme odalarımız için bu durumdan son senelerde daha fazla bahsedilir oldu.

Bu durumun çeşitli sebepleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Birinci sebep müzik arşivi oluşturmanın zorluğu. Eğri oturalım doğru konuşalım ülkemizde alışılageldik müzik medyasına ciddi paralar ödeyip sahip olma isteği meraklıların bir çoğunda pek yoktur. Dünyada durum farklı değil. İşin maddi yönü oldukça düşündürücü. Ciddi bir müzik arşivi oluşturabilmek büyük bir zorluk ve hayatımız boyunca bir çok fedakarlık yapmamızı gerektiriyor. Bu zorlukları yaşamış bir insan olarak yaşıma bakılırsa çok ciddi bir müzik arşivi veya koleksiyonum olduğunu söyleyebilirim. Ancak bu arşivi oluşturabilmek için hayatımda bazı fedakarlıklar yapmam gerekti. Herkesin aynı kendini feda etmişliğe sahip olmadığının da farkındayım. Bu durum gayet doğal.

İlk dijital müzik formatları çıktığında hepimiz heyecanlanmıştık. Hep sahip olmak istediğimiz şeylere cebinizden bir kuruş vermeden sahip olabilme duygusu bile heyecan verici idi. Malum ortamlardan herkes dinleyeceği, dinlemeyeceği bir sürü albüme sahip oldu. Tabii ki bu süreç sonunda bu albümlerin bir çoğu kenara atıldı gitti. Ancak zaman içerisinde duruma alışınca her şeye sahip olmak yerine daha doğru şekilde albümler edinmeye başladı insanlar. Sonuçta terrabaytlar dolusu hiç dinlenmeyen müzik arşivlerine sahip olmak yerine kişisel zevkler ön plana çıkmaya başladı ve işler biraz rayına oturdu.

Sonrasında Apple’ın müzik endüstrisini değiştiren iTunes mağazası ile tanıştık. Artık albümler gerçekten cüzi fiyatlarla satın alınabilir hale gelmişti. Bu dönemlerde bir çok format meraklıların dikkatini çekti. Kayıpsız formatlar, en “die-hard” odyofillerin bile ilgisini çekmeye başladı. Arkasından stüdyo master’ları gibi gerçekten ilgi çekici dijital müzikler satılır/bulunur hale geldi. Anlayacağınız bu dünyada da köklü değişiklikler oldu.

Tüm bu gelişim ve değişim sürecinin tabii ki üreticilere de önemli yansımaları oldu. Bu dünya çok büyük bir pazar haline geldi ve hifi firmalarının satış yaptığı alanlarda büyük tüketici elektroniği devlerinin ürünleri görülebilir olmuştu. Sonunda hifi dünyasında da bu alana ciddi bir kayma gerçekleşti. Bazı firmalar CD çalar üretimini bıraktı, yepyeni irili ufaklı yüzlerce firma türedi. Bu resmen devasa bir endüstri haline geldi.

Okuyucularımızda kendi ellerindeki devasa boyutlardaki müzik arşivlerini düşünsünler. Bunlardan kaç tanesini resmi yollarla satın aldınız? Tahmin edebiliyorum aslında pek azını. Böylesine bir dünya tabii ki cazip. Ancak bu konuyu daha fazla uzatmayacağım. Zaten bildiğimiz şeyleri konuşmaya pek gerek yok. Bunlar ne sır, ne bilinmeyen şeyler; gerçekleri yadsımamak lazım.

Dijital dünyanın popülerleşmesinde tabii ki kullanım kolaylığının da büyük bir etkisi var. Koltuğunuzdan kalkmadan müzik arşivinizi yönetebilmek, istediğiniz albümü çalabilmek büyük bir rahatlık. Bu konu benimde aklımı çelmiyor değil arada sırada. İşten eve yorgun argın geldiğiniz günde her 20 dakikada bir yerinizden kalkıp plak değiştirmek insana her zaman cazip gelmiyor. Birkaç dokunuşla her şeyi kontrol edebilmek çok cazip bir durum. CD arşivlerini dijitalleştiren çok sayıda insan tanıyorum. Bu kolaylığı yaşayabilmek için. Mantıklıdır mantıksızdır bunu tartışmaya gerek yok. Ancak böyle bir ihtiyaç var ise ve bunu gerçekleştirmek mümkün ise neden olmasın?

Şunu da düşünün, kaçımız işten yorgun argın gelip sistemindeki detaya, katmanlara, sahneye dikkat edebiliyor. Altı üstü müzik dinliyoruz ve metalik, steril berbat seslerle kulaklarımız deşilmedikçe bir şekilde hayatı bu yeni medyalarla geçirebilmek mümkün gibi gözüküyor.

Bu kullanım kolaylığı benim içinde cazip ne yalan söyleyeyim.

Yer sorunu bazı meraklılar için bir diğer önemli konu. Yaşadığımız evler küçülürken artık bir çoğumuzun sistemlerinin boyutlarından bile feragat etmesi gerekiyor. Medya özellikle de plak arşivlerinin kapladığı alanlar yenilir yutulur gibi değil. Benim bu durumla hiç alakam yok. Daha binlerce plak için yer bulabilirim aslında. Ama bazılarımız için bu ciddi bir sorun ve dijitalleşme fena bir çözüm değil.

Dijital medyanın bana en cazip geldiği nokta bazı çok özel kayıtları edinebilmenin yolunu açmış olması. Bazı plak şirketleri birkaç önemli albüm basıp sonrasında yitip gitmişler. Bu kayıtları edinebilmek çok çok zor. Hatta CD’lerin hükümranlığındaki senelerde bir var böyle şirketler. Bir CD için gözden çıkartmanız gereken tutarlar bazen yüzlerce doları bulabiliyor. Plaklara gelirsek, onları edinmek için acı, kan ve gözyaşı gerekiyor. Fakat bazı platformlarda hatta şaşırtıcı şekilde iTunes üzerinde bile bu albümlere denk gelmek mümkün. Amacımız müzik dinlemek ise bundan güzel bir fırsat olabilir mi?

Sanırım olmaz.

İşte bu yazı dizisini yazmaya karar vermemde daha doğru söylemek gerekirse şahsi arayışlarıma özellikle yazdığım son paragrafın büyük etkisi var. Malum ortamlardan albüm edinmek, öyle bir arşive sahip olmak gibi bir beklentim yok. Hayatım boyunca da olmadı. Klasik müzik medyası formatında gerçekten edinmemin mümkün olmadığı hatta fiyatları boyumu aşan albümleri dinlemenin en iyi yolu bu dünyaya girebilmek.

 

İkinci Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız >

 

Benzer Yazılar

Tags: