Goldnote DAC7 Bölüm 2

Özellikle 2012 senesinde yaptığım ancak iş yoğunluğum sebebi ile okuyucularımızla paylaşmadığım denemelerde DAC’ların CD çalarların performansına ulaştığını hatta geçebildiğini gördüm ve kulaklarımla duydum. Bu durumdan emin olunca evimi tekrar DAC’lara açtım. Yalnız burada bir önemli noktanın altını çizmek isterim. Basit bir DAC ile üst uç sınıf bir CD çaları karşılaştırıp, DAC’lar artık CD çalarları geçmiş demek yanlış olur ve benim gördüğüm kadarı ile böyle bir durum söz konusu değil. olur. Genel olarak aynı fiyat skalasında bulunan ürünlerden bahsediyorum. Aynı sınıf ürünleri kıyaslayarak yazmaya dikkat ediyorum. Genelde hifi basınında kendisinden on kat pahalı cihazdan daha iyi çalıyor gibi tanımlamalar çok sevilir ama Stereo Mecmuası’nda biz bu yazı tarzını benimsemiyor ve her ürünü kendi klasmanındaki ürünlerle karşılaştırmaya dikkat ediyoruz.

DAC7’yi sistemime bağlayıp ısınma turlarına geçiyorum. Sizlere bir yakın bir zamanda sunacağımız şekilde modifiye edilmiş atom işlemcili bir netbook ve benim asıl bilgisayar sistemim dönüşümlü olarak kullanıldı. Ancak genel olarak netbook’u ön plana çıkartacağım. Yazılım olarak genelde Foobar kullandım. Bilgisayarımı uzaktan kontrol amacı ile TeamViewer yazılımı kurulmuş bir iPad kullandım. Diğer tüm komponentleri ise yakından biliyorsunuz zaten…

Küçük boyutlu cihazları sehpalarımıza yerleştirmek gayet basit oluyor. Sağ tarafta kırmızı renk cihaz Foobar müzik çaları ve dijital medyamın bir kısmını içeren bir netbook. Kapalı halde çalışırken fazla yer kaplamıyor...

Daha önceki denemelerimde gördüğüm üzere medyanın önemini bildiğimden DAC7 genelde özel FLAC ve WAV dosyalarını kullandım. Öncelikle detay açısından hiçbir sıkıntı yok. CD ile karşılaştırma yaptığım zaman bu durum hemen kendisini belli ediyor. Basları çoğu zaman kullandığım CD çalardan daha başarılı bulduğumu söyleyeyim. Sahne oluşumu da iyi medya ile DAC7 kombinasyonunda gayet başarılı. Standart bir Sony CD çalar ile yanıltıcı fikirler oluşturmaması açısından komşulardan bir kaç CD çalar toparlıyorum eve. Oturduğum yerde neredeyse yürüyüş mesafesinde büyük bir odyofil nüfus var. Sağ olsunlar deneme amaçlı ürün alıp bir kaç gün kullanabiliyorum. Farklı CD çalarlar ile durum pek değişmiyor.

MA Recordings firmasının kendi kayıtlarından meraklılara sunduğu Mathias Landaeus Trio’nun “Opening” isimli albümü DAC incelemelerinde sıklıkla isminden bahsedeceğim bir kayıt. Bir DVD-ROM üzerine yazılmış 24bit /176.4 kHz WAV ve 24bit/88.2kHz FLAC dosyaları son derece yüksek bir detay seviyesine sahip. 40 Dolarlık fiyat etiketi ile satılan bu tarz albümler inceleme yapan editörler için kurtarıcı araçlar. Bu kayıtta DAC7’nin sunduğu detay seviyesi çok yüksek seviyede. Akustik bas, davul ve piyanodan oluşan üçlünün müziği MA Recordings’in kendisine özgü kayıt tarzı ile birleşince gerçek bir mücevher haline gelmiş. Piyano tonları son derece doğru geliyor kulağıma. Baslar yerli yerinde. Sahne var ve detaylar keyifli.

Sağ tarafta netbook'umu sizlere göstermek için elimi atmış durumdayım, solda ise DAC7 var

Bu sene yapacağım DAC incelemelerini göz önüne alarak çeşitli çevirim içi mağazalardan albümler satın aldım. Bu albümlerden bir tanesi Bill Evans’ın çok sevdiğim “Waltz For Debby” albümü. HD Tracks sitesinden satın aldığım 2 adet farklı format var. Bir tanesi Audiophile 96kHz/24bit WAV diğeri ise 192kHz/24bit WAV formatında. Bu iki kaydın fiyatı yaklaşık 17 Dolar ve 27 Dolar. Albümün elimde CD’si ve birkaç farklı baskı plağı da mevcut. Denemelerimde etkileyici sonuçlar alıyorum. Ancak kaliteli USB kabloları sisteme entegre edince işin rengi değişiyor. Özellikle detay deli bir seviyede. Bilhassa 192kHz olan edisyonda. İlk şarkı bir klasik olan “My Foolish Heart” “1949 yılında meraklılar ile ilk kez buluşan bu muhteşem şarkının müziği Victor Young imzalı. Sözler ise Ned Washington tarafından yazılmış. Şarkının sözlü versiyonu tüm önemli caz solistleri tarafından defalarca seslendirilmiştir. Şarkının bilinen ilk kaydı 1950 yılında Gordon Jenkins tarafından yapılmış. Ancak asıl popülerliği Billy Eckstine ve orkestrası sayesinde olmuştur. Bu düzenleme toplamda 1 milyon adet satmış. O dönemlerde bunun nasıl bir rakam olduğunu düşünmek bile kolay değil. Bill Evans düzenlemesi ile bu şarkıyı dinlemek gerçekten keyif. Scott La Faro ve Paul Motian birlikteliği ve üçlünün müzik kariyerlerinin en üst noktasında olmaları sayesinde bu canlı performans göz kamaştırıcı hale geliyor. Albümüne ismini veren parça ise her açıdan büyük bir keyif. Ne yalan söyleyeyim detay seviyesi beni çok şaşırttı. Baslar yerli yerinde. Tizler özellikle de Motian’ın zarif zil dokunuşları gayet bariz şekilde duyuluyor. Sahne geniş katman katman. En önemlisi metalik dijital sesten eser yok. Bu son dönem DAC’larda artık kolaylıkla şikayet edemeyeceğimiz bir konu haline geldi.

Ancak eğri oturalım doğru konuşalım. Size bahsettiğim medyayı edinmek her yönden sıkıntı. Ülkemizdeki internetin durumu sözkonusu olunca böylesine devasa dosyaları çekebilmek başa dert. Ancak MA Recording örneğinde olduğu üzere DVD-ROM üzerine yazılmış şekilde satın aldığınızda ek bir nakliye ücreti söz konusu oluyor. İşin maddi yönüne bakarsak bahsettiğim fiyatlar neredeyse plak fiyatlarını bile geçiyor. Yani böyle bir dijital arşiv oluşturmak hem ucuz değil hemde depolamak dert. Örneğin ben kendi arşivimi baştan dijital olarak yenilemek istesem ödemem gereken tutar binlerce albüm için inanılmaz boyutlarda. Çok az meraklının böylesine arşivlere sahip olduğunu tahmin etmek güç. Bir şekilde imece yöntemi daha akıl karı görünüyor. Neyse o konulara girmeyelim.

Sade ve küçük tasarımlara alışmak lazım iyice. Geleceğin popüler formu bu gibi gözüküyor.

Peki daha düşük çözünürlüklü medya hatta standart MP3 formatı ile DAC7 neler yapacak. Daha önce yazdığım üzere eski denemelerimde MP3 dinlemek bir zul haline geliyordu 2-3 sene önce. Ancak durumun değiştiğini biliyordum. DAC7’de beni kesinlikle şaşırtmıyor. Medyanın izin verdiği ölçüde detay odayı dolduruyor ne eksiği ne fazlası. Belirli bir sahne var, katmanlarda oluşuyor ancak iyi medya kullandığımda oluşan kadar etkileyici değil tabii ki.

Goldnote DAC7, küçük yapılı ve başarılı bir cihaz. Kullanımı, kurulumu son derece basit. Giriş çıkış seçenekleri zengin. Siz ne kadar iyi medya ile besleyebilirseniz cihaz kendisini daha iyi gösteriyor. Bir ölçüde özelleştirilmiş bir bilgisayar ve seçeceğiniz güzel bir USB kablosu ile performansı kolaylıkla bir tık artıyor. USB performansının yanında daha eski nesil bir kaynak cihazı güncellemek içinde güzel seçenekler sunuyor. Fiyatını hak ettiğini düşündüğüm, kullanımı basit ve sorunsuz bir DAC seçeneği olarak meraklılar alışveriş listelerine gönül rahatlığı ile ekleyebilirler.

Goldnote DAC7
Özellikler A-Senkron USB DAC Örnekleme Oranı: 44.1 ▪ 48 ▪ 88.2 ▪ 96 ▪ 176.4 ▪ 192 (KHz) Desteklenen Audio Formatları: Bilgisayarların desteklediği tüm formatlar Frekans Yanıtı: 20Hz – 20KHz @ +/- 0.3dB THD (Toplam Hamonik Gürültü) 0.001% Max. Sinyal Gürültü Oranı: -105dB Dinamik cevap: 125dB Girişler: USB high speed 2.0 Dijital Giriş: 2x RCA koaksiyel ▪ 1 per Tos-Link Optik Çıkışlar Stereo RCA ve XLR Dengelenmiş Çıkış Seviyesi: 2Volt RMS
Fiyat: 780. Euro (KDV Dahil)
Temsilci: Fil Elektronik / www.filelektronik.com 

İlk Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayınız

Benzer Yazılar

Tags: ,