Meier Audio Corda Move Headphone Amp

Hemen her sayımızda aramıza yeni yüzler katılması için uğraşıyoruz. Bu sayımızda da, bizimle incelemelerini paylaşan dostlarımız var. Geçtiğimiz aylarda “Stereo Mecmuası” ile ilgili “ego-search” yaparken Techno-fi isimli bir web sitesi ile karşılaştım. Daha çok taşınabilir cihazlar ve bunlarla ilintili aksesuarlar konusunda yayın yapan bu gayet düzeyli siteye üye olup yazıları okumaya başladım. Bu esnada birazdan okuyacağınız incelemeyi farkettim ve sizlerle paylaşmak istedim. Aşağıda okuyacağınız ürün dergimizde ilk kez yer alan türden bir ürün, taşınabilir bir kulaklık amplisi. Aşağıdaki okuyacağınız yazı www.technofi.net sitesinden Sayın Mustafa Necati Karataş (aka KontG) tarafından yazılmıştır.

Teknik Özellikler
Boyutlar: 9.6 x 6.3 x 2.8 cm
Pil Takılmadığı Zamanki Ağırlık: 170 gr.
Güç (Volt): 6 .. (9) .. 12 Volts DC
High Current Mode: 18 mA
Low Current Mode :7 mA
High Gain Mode: 17 dB
Low Gain Mode : 4 dB
Input empedansı: 3.6 kOhm
Output empedansı: < 1 Ohm
Digital Resolution (USB) 16 bit
Sampling Frekansları (USB) 32 / 44.1 / 48 kHz

9 voltluk pille çalışıyor. İçinden High/Low ayarları yapılıyor.. Alternatif olarak 6 volt ile 12 volt arası adaptörle çalışıyor (DC, 6-12, Filtreli, Reguleli, 100-500 mA arası)Adaptör veya pil gerekmeksizin 5 volt ile USB’den güç alıp çalışabilir. Gürültü yaratan unsurlar RC-filtering ile kaldırıldı… Toplam Buffer Kapasitesi : 7000 uF Maximal Sonic Performans için 2 tek AD8619 opamp kullanılır (Dual ya da quad opamplar yok) USB-DAC : PCM2704 (Texas Instruments) Crossfeed : Var (Switch) Dış yüzey tamamen alüminyumdan yapılmıştır.

Kutu İçeriği
-Yedek Pil Kapağı – Mini-Mini altın kaplama ara kablo – USB Kablosu – Yedek Arka Kapak – 2 İsim Etiketi – Tool to open the amp – Tornavida Açıkçası resimlerde uzun gibi görünüyor ama ZVM’den daha kısa, ancak Daha kalın.

Ürünün ağırlığı ise ZVM ile aynı (170 gram). Head-Fi’de malzeme kalitesinin çok iyi olduğunu okumuştum. Hatta bazı kişiler “TANK gibi” diyorlardı. Kesinlikle tank kadar sağlam. Ürün alüminyumdan yapılmış. Asla ısınmıyor; sürekli soğuk kalıyor. Ürünün arka kısımda USB girişi ve adaptör girişi var. Ön tarafta volume, giriş- ıkış ve crossfeed’i açıp kapamaya yarayan switch bulunuyor. İçini açmak için Dr. Meier kutu içeriğine bir tornavida da eklemiş. İç kısımda güç düzeyini ayarlamamız için bir kısım bulunuyor. Buradan kullandığınız kulaklığın özelliğine göre değişiklik yapabiliyorsunuz.

Bağlantı Şekilleri
Move’u 3 şekilde bağlayabilirsiniz;
1) USB ile (5 Volt)
2) Pil ile (9 volt)
3) Adaptör ile (12 volt)

Elbette volt arttıkça sesin gücü ve kalitesi de o oranda artıyor. Yani adaptör ile kullanımda en üst seviyeyi yakalarsınız. Bazı kişiler Dr. Meier’e “13 volt kullanarak daha fazla güç yaratabilir miyiz?” şeklinde sorular sormuşlar. Dr. Meier’in cevabı ise “Asla 13 volt’tan yukarı çıkmayın, yakarsınız” şeklinde olmuş. Adaptör maalesef ki ürünün yanında gelmiyor. Kendiniz almak zorundasınız. Özellikleri alternatifsiz kesinlikle şöyle olmalı;

1) 6-12 volt arası (Bence 12 volt alınması en iyi seçim olacaktır),
2) 100-500 mA arası (Daha üstünü Dr. Meier Move için önermiyor,
3) Kesinlikle regüleli olmalı
4) Filtreli olmalı
5) Sadece DC cinsi olmalı

Pil konusunda ise henüz ne olmazsa olmaz bilmiyoruz. Ben Panasonic kullanıyorum şimdilik ve bir problem yaşamadım. Pilin ne kadar gittiğini henüz bilmiyorum. Daha fazla gitmesi için Duracell marka alabilir ya da pil masrafı yapmak istemiyorsanız “şarj edilebilir” pil kullanabilirsiniz. Burada dikkat edilmelidir ki bazı şarj edilebilir piller Move’un yuvasına girdikten sonra çıkmayabiliyormuş. İki saat kapağı açmak zorunda kalabiliyormuşsunuz. Ona göre bir seçim yapmanız gerekiyor. Evdeyken adaptör olmadığı için USB’den güç alarak kullanıyorum. Güç sağladıktan sonra amplinin ön kısmındaki çıkışa (volume’un yanındaki) kulaklığınızı bağlıyorsunuz. Girişe ise ara kablonuzu.

Ses Kalitesi

Toplam 60 saatlik burn-in ardından bu incelemeyi yazıyorum. Burn-in gerçekten farkettiriyor bazı şeyleri. İlk dinlemelerimde baslar ön plandayken 25 saat sonra tizler ve midler de ön plana geldiler ve denge çok güzel oturdu. Öncelikle testleri sadece V-Moda Vibe ve Philips SHP 805 ile yaptığımı söylemeliyim. Bu kulaklıklar ampliye tepki veren kulaklıklar değiller. Dolayısıyla aralardaki farkı anlamak için sessiz bir odada dikkatli bir test yapmak zorundasınız. Her ne kadar ampliye tepki vermeseler de aralarda çok bariz farklar gördüm. Kulaklığınızın karakterine, empedansına, çektiği güce göre ayarlayabilmeniz için iki kısım bulunuyor. Bu ayarı amplinin içini açarak yapabiliyorsunuz. Bu kısımlar;

1) Current Mode (Low/High)
2) Gain Mode (Low/High)

Amplinin içini ilk açtığınızda iki tarafında High olarak ayarlı geldiğini görüyorsunuz. İkisinin de High/High olması düşük empedanslı kulaklıklar için sağlıklı olmadığından ben ilk başta ikisini de Low/Low yaptım. Gayet de doyurmasına rağmen yine de Dr. Meier’e attığım maile cevap olarak “Gain Modu high yaparsam sesin kalitesinin artacağını” söylendi. Daha sonra “gain modu” high’a çektim. Şu anki durumu; High Gain/Low Current. Yüksek empedanslı bir kulaklık takacağım zaman Current modu da High yapmam gerekecek. Nedir bu modlar? Low Gain (Düşük Kazanım) = Gain modu volume ile ilgili bölümdür. Yüksek sese ihtiyacınız yoksa low olarak ayarlamanız yetecektir. Çünkü volume saat 2 yönündeyken bile ses çok yüksek. Low gain mod ile ses 4 dB daha artıyor… (IEM’ler için iyi seçim)High Gain (Yüksek Kazanım) = 17 dB kadar yükseltiyor. Yüksek empedanslı kulaklıklar için gereklidir. Düşük empedanslı kulaklıklarda high yapınca saat 2 yönünde olan volume’ünüzü saat 11’e çekiyorsunuz. Ötesine geçmek imkansız hale geliyor; kulak kanatıcı seviyelere geliyor. Ancak ses kalitesi Dr. Meier’in de dediği gibi bir miktar artıyor… Bu arada volume saat 6 yönüne kadar dönüyor… (Kafaüstü kulaklıklar için iyi seçim)Low Current (Düşük Güç) = 7 mA değerinde yükseltiyor. Güç istemeyen kulaklıklar için high yapmaya gerek yok; aksine sesi bozabiliyor. Low ayarlıyken piliniz 100 saate kadar çalışabiliyor… (IEM ve güç istemeyen kafaüstü kulaklıklar için iyi seçim) High Current (Yüksek Güç) = 18 mA değerinde yükseltiyor. Yüksek güç isteyen kulaklıklarda ayarlanmalıdır. Pil bu moddayken 40 saat kadar gidiyor. (Sadece yüksek güç isteyen kafaüstü kulaklıklar için; 600 ohm kulaklıkları bile) Yaptığım testler sonucu şunu söylemeliyim ki ampli gerçekten önemli değişimler yaratıyor ses kalitesi konusunda. Yani eğer ses kalitesi sizin için önemliyse bir gün mutlaka ampli sahibi olmanızı tavsiye ederim.

Bu ampli sayesinde bir çok şey öğrendim, birçok şey duydum. Ampliye tepki vermeyen kulaklıklar kullanmama rağmen sonuç gerçekten mükemmel. Adeta kendine getiriyor kulaklıkları. Elbetteki her amfi aynı performansı vermez. Burada Dr. Meier’in gerçekten ustalığı ön planda. Çoğu review’da çeşitli amfilerle karşılaştırmalarda Move diğerlerine oranla en çok tercih edilen amplilerden birisi (Tabi kendi sınıfında) İlk olarak dinlediğimde pek bir fark görülmüyordu. Hatta ilk saatlerde testlerimde kulaklık çıkışı ile neredeyse aynı sesi veriyordu. Tam bu noktada amfiyi TV OUT çıkışından kullandığımı söylemeliyim. Tabi gerçek bir line-out kalitesine sahip olmadığını düşünüyorum ancak şimdilik bu şekilde bağlıyorum. (Çünkü amfisiz tv-out’a bağladığımda sesler aşırılaşıyor, tizler abartı hale geliyor, baslar yok oluyor vs.)

Line out olmayan player’lar için kulaklık çıkışından başka bir şans yok maalesef ki. Meraktan ampliyi kulaklık çıkışına da bağladım. Ses iyice boğuldu gitti. LO (Line Out)’nun gerçekten gerekli olduğunu görüyorsunuz… Burn-in konusunda head-fi’de genelde mutlaka en az 100 saat beklenmesi konusunda uyarıyorlardı. Hatta 200 saat. İlk büyük değişimin 20 saat sonra başladığı, ikinci büyük değişimin de 100-200 saat geçtikten sonra görüldüğü söyleniyordu. Kesinlikle buna katılıyorum. Bende 23 saat sonunda gerçekten büyük değişimler oldu. Baslar öndeyken midler ve tizler belirginleşmeye başladı, akustik açıldı, kanallar açıldı, adeta şahlandı diyebilirim. Çok ilginç şeylerle karşılaştım… Şu an tam 60 saat bitmiş durumda ve seste değişim büyük… Testleri bilhassa yüksek volume ile yapmadım. Çünkü testin sağlığı açısından iyi değildir yüksek ses… Makul bir seviyede tuttum. Bu şekilde neyin ne olduğu daha çok anlaşıldı. Test sırasında kulaklığı önce Tv out’a daha sonra ZVM’nin kendi kulaklık girişine taktım. Sürekli tak-çıkar tak-çıkar sessiz bir odada dikkatli bir test yaptım. Her stili denedim ve her stilde de aynı değişimleri gördüm. Bu değişimler bariz görülenlerdi.

Neler Değişti

Bariz farklardan biri baslar. Bas konusunda hayatımda dinlediğim en güzel basları bu ampli sayesinde tattığımı söylemeliyim. Asla bas-head değilim, olmadım ve olmam da. Basın dengesi çok önemlidir. Fazlası boğar, azı temelsiz hale getirir. Buradaki denge tek kelimeyle olağanüstü… Ne çok fazla, Ne çok az. Azlığı ve çokluğu kalitesini belli etmez elbette; çok temiz, çok açık, anlaşılır; hızlı bas pasajlarında her bir notayı tek tek duyabiliyor, ve pozisyonları hissedebiliyorsunuz. Dediğim gibi baslar kusursuz. Tam istediğim kalite. Gerek klasik müzikteki dengesi, gerek cazdaki, metaldeki uyumu niye onda öyle, niye bunda böyle dedirtmedi asla… Bu çok zor bir iştir ve Dr. Meier ciddi iş başarmış… Diğer önemli farklardan biri de kanallar. ZVM incelemesinde (Techno-fi sitesinde okunabilir) 3 kanal olayından bahsetmiştik. Yani Vibez 5 kanaldan sesleri veriyorsa, ZVM 3 kanaldan veriyor. Ne demek bu? Yani ZVM bas-mid-tiz şeklinde duyuruyorsa, vibez bas-alt mid-midüst mid- iz olarak duyuruyordu. İşte burada amfi büyük bir iş başardı ve ZVM’nin yapışık 3 kanallı sesini 5 kanala çevirdi. çevirmekle yetinmedi ve derinliği de arttırdı. Bütün bunlar olurken başka önemli bir unsura daha rastladım. Kulaklığı ZVM’den çıkarıp a mpliye taktığımda, ZVM’de bir duvar/bir perde olduğunu gördüm. Evet bu perde basları, midleri, tizleri kapatmakla kalmıyor, vokalleri boğuyor, hızlı pasajları birbirine karıştırıyordu. (Tabii ki ampliye göre).

Ancak ampliye bağladığımda bu perde tamamen kalkıyor, midler ve vokaller bir anda açılıyor; adeta kadının ya da adamın sesi mikrofonun dibine geliyor ya da sizin kulağınız mikrofonmuş ve sizin kulağınıza söylüyormuş gibi. Bu hissi yaşamanızı çok isterim. İnsanın yüzüne gülümseme getirecek kadar güzelleşiyor. Aynı şekilde bu perde kalktığında davullar belirgin buruşlara kavuşuyor, baslar açılıyor, neyin ne olduğu bariz şekilde ortaya dökülüveriyor. Yani yanlış bir nota çalan ama normalde anlaşılamayan bir bas partisi bile duyulacak kadar açılıyor. Yine tizler de öyle. O perde hissi tizlerde daha çok belli. Ziller, çanlar, ve üst frekanslardaki pasajlar, özellikle kemanlar “oh be” dedirtecek kadar güzelleşip açılıveriyor. Yani her frekansta kusursuz hale geliyor. İtiraf etmeliyim ki bu ilk defa başıma geliyor. Yani bası güzel olan şeyin tizi kötü olur, ya da tersi olur, başka birşey olur, bir yerden fire verir. Burada herşey istediğim hale geldi. Tabii burn-in’den sonra. 5 kanal demişken enstrümanlar arası ilişkiye de dikkat çekmek gerekiyor. Çoğu player’da enstrümanlar birbirine girer, kimin ne çaldığı belli olmaz. Örneğin iki gitar beraber çalarken kimin ne çaldığı anlaşılmaz. Ampli ile bu anlaşılır hale geliyor. Keza vokaller de öyle. Caz ve blues’da asıl vokalistin ardında back vokal yapanların seslerini bile ayırt edebiliyorsunuz. Bu çok önemli bir ayrıntı…Gitarların notaları daha belirgin hale geliyor, yumrukla vurulduğunda çıkan bum sesi enfes bir ses veriyor.

Diğer önemli bir unsur ise davullar. Davullar hiç olmadığı kadar anlaşılır oluyor, hatta aynı kriterdeki iki baterinin tonlarının farklılığı bile belirginleşiyor. Vuruşlar daha besili çıkıyor. Bu konuda head-fi’deki çoğu kullanıcı aynı şeyleri söylemiş. Davul performansı çok beğeniliyor. Yani SHP 805’i ile bir yere getirecek kadar değişim var arkadaşlar. Gelelim duyulmayan ayrıntılara. Sadece tek bir cümle ile bu bölümü açıklamak istiyorum; daha önce duymadığım ayrıntıları duyar oldum. Örneğin klasik müzik dinlerken Vibe ile kullandığım zaman vibe’ın baslarını daha da artırdı ancak duyulmayan midler ve tizler bu sefer duyulmaya başladı. Vay be demek buymuş dedirtecek kadar :) Akustik konusunda da değinecek olursak; şu örneği verebilirim. Odada konser dinlemekle konser salonunda konser dinlemek arasındaki fark kadar bir değişim oldu. Aklıma gelmişken crossfeed’den de bahsetmek istiyorum. Crossfeed açıldığında düşük frekanslar sol kulağa veriliyor ve kanallar arası değişim sağlanıyor. Bu da basın arttığı hissi veriyor ama tam olarak değil. Kafaüstü kulaklıklarda çok güzel oluyor. Ancak Vibe’da iyi olmadı. Sonuç olarak kapalı olan ses karakteristiği açıldı, güçsüz baslar güçlü ve dengeli, davullar artiküleli, yapışık midler ayrık ve açık, belirsiz tizler belirgin ve açık, perde arkası vokaller açık ve mikrofon önünde söyler hale geldi (En ufak çıt sesi bile). Yani vokalin mikrofona uzaklığını ya da pozisyonunu tahmin edecek kadar… Bir de vokallerde “sss” sesleri süper. “p” ile biten sözcüklerde de o “p” sesi çok net. (Örneğin; ship) Özellikle klasik müzikte daha önce isteyip de asla ulaşamadığım değerlere bu amfi sayesinde sonunda ulaşmış oldum. DT880 ile sanırım bu artık doruğa ulaşacaktır. Hiçbir enstrüman arka plana takılmıyor.

Mustafa Necati Karataş

Benzer Yazılar