Beyerdynamic DT 880

Stereo Mecmuası’nın 7. sayısında ilk kez bir kulaklık incelemesine yer veriyoruz. Bu inceleme Techno-Fi forumlarının desteği ile Stereo Mecmuası’nda yayınlanmaktadır. Techno-Fi forumları, kendisine konu olarak head-fi yani kulaklıklar ve bunlara özel ekipmanı konu alan içeriği çok zengin ve çok düzeyli bir forum sitesi. Özellikle genç ve kulaklıklarla alakalı teknolojilere meraklı okuyucularımızın ilgisini çekeceğini düşündüğüm Techno-Fi forum ekibine başta aşağıdaki incelemeyi kaleme alana Sn. Mustafa N. Karataş olmak üzere teşekkür ederiz.

GENEL BAKIŞ/GÖRÜNÜŞ/İLK İZLENİM

Kutuyu açtığımda çok sempatik geldi bana. Görünüşüyle, dizaynıyla, yumuşak süngeriyle çok hoşuma gitti. Kulağa rahatça oturmasıyla, rahat ayarlanmasıyla ve tabii ki de hayranlık verici sesiyle ilk izlenimlerim beklentilerimin üstündeydi açıkçası.

MALZEME KALİTESİ/ KONFOR/ TAŞINABİLİRLİK

Malzeme kalitesine olumsuz yönde söyleyecek bir şey bulamadım. Fakat yine de kırma-vurma-düşürme-bastırma testleri yaptığımda gayet sağlam olduğunu teyit ettim. Üst köprü siyah bir deri ile kaplı ve derinin üst kısmını yokladığınızda demir ya da sert metalden bir şeyin varlığını hissediyorsunuz. Alt kısmını yokladığınızda da kafaya üstten baskı yapmasın diye sünger gibi bir şey koymuş olduklarını hissediyorsunuz. İçi görünmediği için ne var bilemiyorum. Resimlerde de göreceğiniz gibi köprüden aşağı sağ-sol kulaklığa birer kablo iniyor. Ve yine sert alüminyumla köprüye tutturuluyor. O alüminyum da oldukça sağlam.

Kullanım rahatlığı açısından gerçekten de denildiği kadar rahat. 6 saat boyunca kulaklığı çıkarmadığım zamanlarda 6 saatin sonunda doğal olarak hafif bir terleme ve hafif bir
baskının varlığını hissetmem dışında bir rahatsızlık yaşamadım. Onun dışında o süngerlerin malzemesi ve rahatlığı benden iyi not aldı. Ayrıca birçok kafa-üstü olarak tabir edilen kulaklıktaki üst köprünün kafaya baskı yapmasından şikayet edilir. DT 880’in böyle bir problemi de olmaması rahatlığı açısından güvenilir olduğunun göstergesi.

Taşınılabilirlik mevzusuna gelince de; yanında gelen özel deri çantasıyla birçok kez seyahat yaptım. Elde taşımak sıkıcı ama daha nasıl taşıyabilirsiniz ki?

Kablosu ise 3 metre uzunluğunda ve kazara üzerinden birçok defa koltukla ezip geçtikten sonra bile sağlamlığı ortada.

GENEL SES KALİTESİ/ SES KARAKTERİSTİĞİ

Şunu belirtmem gerekir ki; kulaklığın 250 ohm olması nedeniyle her cihaz doyuramıyor (hem dolgunluk, hem ses karakteristiği, hem ses kalitesi hem de volume açısından). Creative X-fi Extreme Music ses kartım bile tam doyuramadı. Yani ses kartıma ampli bağlama gereksinimi duydum. Belki benim ses kartımda ya da bilgisayarımda sorun vardır diye bir arkadaşımın Edirol ses kartına taktığımızda bile volume azlığı sorunundan dolayı yine amfi takmak zorunda kalmıştık. O yüzden bu aleti doyuracak bir cihazınızın olması gerekiyor.

İlk zamanlar itiraf etmeliyim ki kulaklığın nasıl bir yapıya ve karaktere sahip olduğunu kavrayamadım; neden derseniz; birçok yeni unsurla karşılaştım. Ve neyin ne olduğunu anlamak uzun sürdü. Bunlardan bahsedeceğim teker teker. Çünkü bundan önce profesyonel sınıfında olan bir kulaklık kullanmamıştım. Bu da bende attan inip Ferrari’ye binme hissi yarattı. Bunda beklentilerimi düşük tutmamın da sebebi olabilir. Ama gerçekten de bu hissi yaşadığımı söyleyebilirim.

Kulaklığın en dikkat çekici özelliklerine gelecek olursak; en başta sahne derinliği göze çarpıyor. Bu özelliği ile ilgili her defasında üzerinde duruyorum. Yani yukarıda da dediğim gibi kavrayamadığım unsurlardan biri bu sahne derinliğinin yapısıydı. Sahne derinliğindeki yapıyı çözmek için uzun dinlemeler sonucunda, özellikle klasik müzik testlerimde, nasıl olduğunu anlayabildim. Bu sahne derinliği diğer stillere oranla, en çok klasik müzikte belli ediyor kendini. Mesleğim dolayısıyla da bu benim için çok önemli bir unsur. Peki nasıl bu sahne derinliği? Örneğin bir orkestra eseri dinliyorsunuz. Kulaklığın konumu aynen orkestra şefinin bulunduğu konum ya da en önde ortada konseri seyreden seyircinin konumu.

Kendinizi şef olarak hayal edin; karşınızda 100 kişilik bir orkestra duruyor. Solda kemanlar, sağda çellolar, önünüzde viyolalar, sol ilerde flütler, obualar ve klarnetler, sağ ilerinizde trompetler, kornolar ve trombonlar duruyor. Gözünüzü kapatıp yönettiğinizi hayal edin. İşte aynen bu şekilde bir sahne derinliği var. Bu sahne boyutu o kadar geniş ki; neredeyse hangi çalgıcının ne tarafta oturduğunu söyleyecek kadar (Tabii ki iyi kayıt edilmiş albümlerde).

Yine sahne derinliği konusundaki başka önemli bir konuyu gündeme getirmek gerekiyor; bu enstrüman çalan adamların hangi konumda olduğunu daha çok ön plana getiren şey olan odaklama sistemi… Ne demek bu? Şöyle düşünün; Her çalan adam sanki bir kutu ya da oda içindeymiş ve etrafta odacıklar, kutucuklarla dolu bir yerdesiniz. Ancak oradan gelen sesler sadece kulağınıza gidiyor; yani diğerleriyle birbirine karışmıyorlar. Böylelikle kimin nereden çaldığını direk farkediyorsunuz. Bu da sahne derinliği sağlıyor. Kulaklığın açık delikler olan taraflarından elinizle kapattığınızda bunu direk görebilirsiniz (Yukarıdaki resimde olduğu gibi)
Gelelim diğer dikkat çeken özelliklerine… Hiçbir şey abartılı değil. Örneğin bir bas-sever “bunda hiç bas yok” diyebilir, mid ve tiz duymak isteyen mid-tiz severler “bunda hiç mid-tiz” yok diyebilir. Önce bu şoku yaşatıyor. Ne demeye getiriyorum? Denge… Her şey yerli yerinde, biri birinden üstün değil ancak yapı itibariyle durum değişiyor. Tizler gözler önünde; baslar tok ve en istediğim düzeyde ancak mid’ler çok ince karaktere sahip. Nasıl ince? Yani bir grafik düşünün. Soldan kalın gelen çizgi ortada inceliyor ve sağa kayınca tekrar kalınlaşıyor. Mid-severler için bu durum üzücü olabilir ama bu konuda aciz değil. (Aşağıdaki resim)

Önemli başka bir özelliği daha var bu kulaklığın. Örneğin müzik dinlerken, sesi açtığınızda ve yüksek sesle dinlediğinizde ses kulağa sivri sivri gelmeye başlar. Yani derinlik olan açık kulaklıklarda bile ses açıldığında ses sivrileşir. Bu da kulağı mahveder. İşte burAda DT880’de ses sivrileşmiyor asla. Yani dağılıyor ilginç biR şekilde; dalga dalga geliyor. Tüm bunların yanında genel anlamda sesler parlak, açık, doğal, ayrıntıya önem veriyor.

Müzik türleri açısından yorumlamak gerekirse klasik müzik ve caz en usta olduğu türler. Gitarların sesi ise dinlediğim en iyi seslerden.

Bas

Bazı insanlar basları çok severler ve aşırı derecede açma ihtiyacı duyarlar, bu şekilde haz alırlar. DT 880’in basları bu tip bas-severleri memnun etmeyecektir. Bu kulaklık dengeciler için yapılmış; her halinden böyle. Yalnız bas kalitesi ve beynin içlerine kadar giden dolgunluk işi değiştiriyor. Bence gerektiği kadar; ancak daha fazlasını arayanlar bir başka modeli olan DT 990’ı düşünebilirler.

Klasik müzik için o kadar basa gerek yoksa da örneğin bir metal, ya da bir caz eserindeki bas solodan bahsedecek olursak; öyle ki; sanki o kontrbas kulağınızın yanında çalıyor ve her bir tıkırtıyı, nota basış dengesini, hızlı pasajlar arasındaki bütünselliği ve anlaşılırlığı, tellerin üzerinde kayarken çıkan değişimi tüm çıplaklığı ve ayrıntısıyla hissediyorsunuz. Elbette kayıt kalitesi ve dinlediğiniz kaynak (kayıpsızlar özellikle) çok önemli… Ama şu bilinmeli ki baslar ön planda değil, ayrı bir kefede. Yani öbür uçta, başka bir yerde… Bu da kulağa sivri değil, dağılarak geliyor.

Mid

Mid’ler DT 880’de biraz arka planda; yani bas ve tiz kadar kendini belli etmemesinin yanı sıra bazı eserlerde biraz geriye bile düştüğü farkediliyor. Bu özelliğin neden böyle olduğunu araştırmak için kulaklığı ters çevirip amfiye bağladığım RCA kablosunun sağ girişini sola, sol girişi sağa taktık.

Sonuç şaşırtıcı oldu ve mid’ler önceden ne kadar arkadaysa bir o kadar da öne geçti; sahne daraldı ve kulaklığın hem karakteri hem ses kalitesi hem de sahnesi değişmiş oldu; bu da bize kulaklığın dizaynı ile ilgili bir durum olup olmadığı konusunda kafamıza soru işaretleri bıraktı. Bu konu daha tartışıladursun; kulaklığın orijinal ve doğal şeklinde mid’leri büyük olasılıkla geriye almış olmalılar; amaçları tizlere baskı mıydı yoksa basları rahatlatmak mı? Bilmiyoruz ancak mid’ler geride.. Bu tabii ki kötü bir özellik değil; yorum meselesi…

Tiz

Tizler Beyerdynamic’in en gözde özelliği. Evet bu kulaklığın tizleri enfes. Bu konuda tizlerine diyecek bir şey yok. Ancak nadiren de olsa yapaylık hissettiğim zamanlar oldu. Rahatsız edici değil. Yine de dediğim gibi söylenecek söz bulamıyorum kendilerine bu konuda :)

İyi ve Kötü Özellikler

İyi Özellikler:
+ Ses Kalitesi (Sahne derinliği, denge, tizlerin coşkunluğu, sesin sivri değil de dalga olarak dağılması )
+ Malzeme Kalitesi
+ Konfor ve dayanıklılık
+ Yanında gelen çanta
+ Rakiplerini çok konuda geçmesine rağmen daha ucuz fiyatı

Kötü Özellikler
– Tam performans için güçlü kaynağa mutlak ihtiyaç

SONUÇ

Sonuç olarak müzik zevki yaşatması bakımından hem profesyonel, hem de çok zevk verici bir ürün. Ufkunuza bambaşka bir boyut katıyor.

Testler Nasıl Yapıldı?

Testlerin hepsi kayıpsız ve lame olarak ripli 256 vbr veya en az 320 kpbs olan müziklerde yapıldı. Kaynak olarak x-fi ses kartı, Zen Vision
M, amfi, Sony A818 kullanıldı. Müzik türü olarak olabilecek herşey dinlenildi.

Kutu İçeriği
– Beyerdynamic DT 880
– Özel taşıma çantası
– Dönüştürücü altın kaplama jack

Mustafa N. KARATAŞ
Piyanist ve Techno-Fi.net sitesi Genel Moderatörü
www.techno-fi.net/forum/index.php

Beyerdynamic DT 880
Üretici: Beyerdynamic
Türkiye Distribütörü: Atempo

Fiyatı 299 $

Teknik Özellikler
Transducer tipi : Dynamic
Türü: Yarı-açık kafaüstü
Frekans aralığı : 5-35,000 Hz
Empedans: 250 ohm
Ses şiddeti: 96 dB
Kablosuz ağırlık: 295g
Kablo uzunluğu : 3 metre
Bağlantılar: Altın kaplama mini stereo 3.5 mm jack ve 6.35 mm adapter

Daha Fazla Bilgi İçin
www.atempo.com.tr

Benzer Yazılar