|
Liveline, Franck Tchang'in üzerinde oldukça uzun zamandır çalıştığı bir ürün
grubu.Tasarımcının kendisine özgü çözümleri ve bakış açısı standart bir
üreticinin aksine ürün tasarımını oldukça uzatan bir durum. Ben bu
ürünlerden oldukça uzun zamandır haberdar olmama rağmen piyasaya çıkışı
geçtiğimiz aylarda gerçekleşti. Liveline serisi aslında bir ürün grubu
olacak. Interconnect'ler bu ürün gamının ilk parçası. Daha şimdiden serinin
elektik kablosu da hazır olmasına rağmen, testlerinin devam ettiğini
biliyorum. Acoustic System ürünün piyasaya verilmesi konusunda pek hızlı ve
istekli değil. Özellikle Franck kafasındaki düşünceleri ürüne yansıtmadığı
zaman ürünü piyasaya sunmuyor. Liveline interconnectler içinde aynı durum
söz konusu olmuş. Uzun yıllar ürün üzerinde değişiklikler yapılarak son
haline ulaştırılmış. Peki bir interconnect için neden bu kadar zaman uzun
bir tasarım süreci yaşanmış?

Sanırım sizleri hikayenin başına götürmem gerekiyor. Bu kısımları dilim
döndüğünce yorumsuz aktarmaya çalışacağım.
Liveline interconnectler tasarlanırken ilk önce metallerin ses etkileri
konusu oldukça kapsamlı olarak incelenmiş. Acoustic System, tüm dünyada ilgi
çeken rezonatörlerini tasarlarken, metallerin ses etkisi konusunda kapsamlı
denemeler ve hatta test raporları yaparken, bir simyacı gibi metal ile ses
arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışmış. Bakır, gümüş, altın, platin ve
aklınıza gelebilecek her türden metalin en saf hali ile sinyal taşımak
konusunda farklı karakterleri var. Bu karakter ürünlerin dominant yanını
ortaya çıkartıyor. Söz gelimi bakır en saf hali ile tiz ve özellikle mid
seslerde başarılı bir performansa sahip iken, gümüş bas seslerin aktarımı
noktasında avantajlara sahip. Metaller en saf hallerinden ayrıldıklarında
yani iç yapıları değişmeye başladığında etkileri değişmeye başlıyor. Bu da
tasarımcılara olasılıkları hesaplanamayacak kadar fazla seçenek sunuyor.
Tabi kablonun tasarımı farklılaştıkça bu etkilerde değişiyor. Yani kabloya
eklenen her katman, her fazla sarım ses karakterinde değişikliklere sebep
oluyor.
Bu noktada kendi fikirlerimi açıklamam gerekirse, yukarıdaki durum bir çok
kişi tarafından özellikle de konuya şüphe ile bakanlar açısından fazla
karışık oldu sanırım.. Gerçeği söylemek gerekirse kablo konusu odyofil
dünyasında etkileri bilimsel olarak açıklanması en zor bileşenlerden bir
tanesi. Kablonun uzunluğu ve kısalığı veya kalınlığı ve inceliği ile veri
taşıma arasındaki etkilenme ve kapasitans etki bilimsel olarak
açıklanabilir, etkileri ölçülebilir bir tablo ortaya koyarken, işin içine
malzeme etkisi, pişme gibi konular girdiğinde olayı verilerle açıklamak
imkansız hale geliyor. Bu konuda yazılmış bir çok makale olsa da,
karşılığında yazılmış bilimsel kökenli anti-tezlere cevap vermek firmalar
için bile oldukça güç. Ben bu durumun kişiye özel yorumlanması gerektiğini
düşünenlerdenim. Kablo konusu herkesin sistemlerinde denemeler yapıp,
sonucunda karar vermesi gereken bileşenler. Ben kendi adıma kablonun
sistemlere etkilerine inanan ve duyduğunu düşünenlerdenim. Neyse Liveline
kabloya geri dönelim.
Liveline kabloyu sistemimde test ederken öncelikle pre amplifikatör ve
amplifikatör arasında ayrıca pre-amplfikatör ve CD çalarım arasında
kullandım. Öncelikle testlerimde fark ettiğim en önemli durum eğer tüm
sisteminizdeki kabloları değiştirmeyecekseniz Liveline'ları kaynak ile
amplifikatör arasında kullanmanızı tavsiye ederim. Test sırasında kendi
kullandığım DIY ve çeşitli markalardan interconnect'ler yerine Franck'in
kablolarını kullandım.

Dinletilerim sırasında yine oldukça farklı türlerden çok sayıda albüm
dinledim. ACT plak şirketinden çıkan Ida Sand (ACT 9716-2) yeni aldığım bir
albüm. Easy listening bir vokal caz albümü. Kayıt kalitesi oldukça iyi,
albümde gayet keyifli. Bu albümde eskisine göre sahne ve detaylarda
inanılmaz artış olunca son zamanlarda en fazla dinlediğim bir diğer albüm
olan Jiang Ting'in Dance'ı (MA Recordings M066A) CD çalarıma yükledim. Kablo
daha yanmamış olduğu halde detaylardaki artış inanılacak gibi değildi. Genel
anlamda bas seslerin dominant olmadığı bu iki albüm mid ağırlıklı yapıya
sahipler. Jiang Ting'in Dance albümü geleneksel Çin sazlarının kullanıldığı
çok minimalist bir albüm ve kayıttaki detay seviyesi çok üst düzeyde.
Sisteminizdeki en ufak değişikliği bile hissettirecek kadar detaylı.
Özellikle solistin çaldığı Pipa isimli enstrüman tizlere doğru çıktıkça çok
ilginç sesler ve titreşimler oluşturuyor. Bu titreşimlerin uzaması Liveline
ile dikkat çekici hale geldi.
Art Tatum - Complete Capitol Recording (7243-8-21325-2-3) albümünde aynı
durum piyano tuşelerinde hissedilir hale geldi. Notalar uzadıkça uzuyordu.
Minimal albümlerden daha kompleks albümlere geçtiğimde dahi ayrıntılar ve
sahnenin katman katmanlılığı daha belirgin hale geliyordu. Tabii ki bu
durumun açıklaması benim sistemimle Liveline kablonun sağladığı sinerjik
uyum olabilirdi. Hemen kabloyu alıp bir kaç dostumun sistemlerinde denemek
üzere yola koyuldum. Tanınmış bir çok kablo ve üst sınıf sistemlerle ortaya
çıkan durum pek farklı değildi. Sistemin genel performansına göre
katmanlılık, sahne, bas kontrolü ve üst düzey detay artışı fark
edilebiliyordu. Bu durum pek normal değil, bende yazdıklarımın farkındayım.
Ama ortadaki durum gerçekten etkileyici olunca yapacak bir şey kalmıyor.
Bu noktada nefes alıp biraz mantık yürütmek gerekli. Üst sınıf bir çok kablo
transparan yani özellikle kaynağın sesine etki yapmamaya çalışır.
Ayrıntıları ve detayı olduğu gibi yansıtmaya çalışır. Her kablolarda bu
durumu sağlayabilmek gerçekten kolay değil. Bunların yanında sisteme
uyumluluk hadisesi var ki, bu nokta tamamen denemeler yapmakla
anlaşılabiliyor. Acoustic System bu noktada ilginç bir işe imza atmış. Üst
düzey kablolardaki transparanlığı uygun bir fiyata sağlıyor. Sistemle uyum
noktasında muhtemelen yapısından dolayı avantajları olduğu muhakkak.
Denediğim hiç bir sistemde olumsuz bir durumla karşılaşmadım.

Şimdi gelelim işin egzotik yönüne. İşin içinde Acoustic System olunca normal
bir ürün ortaya çıkması mümkün olmuyor.
Kablonun yönünü değiştirdiğinizde sistemin sinyal fazı değişiyor. Bunun
yanında resimlere dikkatlice bakarsanız konektörlerin üzerlerinde
göreceğiniz deliklerin açıları ile oynayarak seste değişiklikler elde
ediyorsunuz. Sıkı durun yukarıda bahsettiğim oynamaları yapınca sistemi açıp
kapamadan on-line değişikleri duyuyorsunuz. Özellikle sinyal fazının
kablonun yönüne göre değişmesi fark edilmeyecek gibi değil. Bazı sistemlerde
bu şekilde daha iyi sonuçlar elde ettiğimi de söylemeliyim.
İleri ki sayılarda pikap pre-amplifikatöründeki denemeleri ve farklı
sistemlerde gerçekleştirdiğim dinletilerin yorumlarını yazacağım. Ama
söyleyebileceğim şu ki, bizim Tchang amca yapmış yine yapacağını.
Tasarımcının diğer kabloları ortaya çıkınca ne olacak bilemiyorum.

Söz konusu olan bir kablo olunca ürünü tavsiye etmek oldukça zor ve bence
pek doğru değil. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, sisteminizde özellikle
de oturmuş bir sisteme sahipseniz ne yapın edin bu ilginç kabloyu mutlaka
deneyin. Sisteminizdeki diğer kabloların uyumu daha iyi olabilir ve sizin
beklentilerinizi karşılıyor olabilir. Ama değişik bir mantıkla üretilmiş
Liveline kabloların sizi oldukça şaşırtacağına eminim.
Kablo fiyat itibarı ile ortalanın üzerindeki sistem kullanıcıları için cazip
olacaktır. Üst sınıf sistemler içinde duyulması gereken farklar yaratıyor.
Ancak giriş seviyesi sistemler için oldukça yüksek bir maliyet
getireceğinden dolayı muhtemelen alış veriş listesine almak pek mantıklı
olamayacaktır.
Ne olursa olsun denenmesini şiddetle tavsiye ettiğim bir ürün.
Şaşıracağınızdan emin olabilirsiniz.
Hakan
Acoustic System Liveline
Üretici: Acoustic System International
Türkiye Distribütörü: Fil Elektronik
Satış Fiyatı: 700 Eurp
Ayrıntılar için: www.filelektronik.com
|